Tasavvuf ve Bilim
Yazan Written on: Pazartesi, 08 Ocak 2018 Okunma 157 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Molla Fenârî’de Tasavvuf Metafiziği Misbâhu’l-Üns üzerine bir inceleme

Muammer İskenderoğlu İstanbul: Değişim Yayınları 2016, s.133

MehmetSirin 

 İnsanoğlunun ilk zamanlarından beri süregelen Allah, alem, insan ve bunlarla ilişkisi ve bu ilişkinin doğru bir şekilde nasıl bilinebileceği Âdem as bu yana değişik yönleri ile devam etmektedir. Bu  Hakikat arayışı, insanın en doğruyu bulma ve bu doğrunun ne olduğu konusundaki istek ve arzusu fıtrat olarak hepimizde var olan bir unsurdur.  Bu hakikat arayışında kullandığı materyaller daha çok eldeki duyu verileri ve akıl unsuru olmuş. Alemi gözleme sonucunda varlıkların düzeninden bir üst gücün var olduğunu düşünmüş. Bu yaratıcının da değişik şekillerde tahayyül etmiş. Bazen bir ağaç, taş suretinde olabildiği gibi gökyüzündeki cisimlere atfedilmiş bazen de mitolojik varlıkları Tanrı olarak kabul edilmiş.

Yazan Written on: Salı, 26 Aralık 2017 Okunma 189 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Bilim insanları tek bir atomu sabit diske dönüştürdü

Verinin giderek daha küçük alanlarda depolanması yarışında yeni bir aşamaya geçildi.

Bilim insanları, atomda veri saklamayı başardıklarını açıkladı.

Teknoloji devi IBM'in araştırma merkezinden bilim insanlarının Nature dergisinde yayınlanan makalesinde, sabit disk gibi çalışan ve bir atom kadar küçük olan minyatür mıknatısın, veri depolama işlevini yerine getirdiği belirtiliyor.

Minyatür sabit disk için ender rastlanan holmium elementi kullanılıyor. Holmium atomlarının magnezyum oksit üzerine yerleştirilmesiyle manyetik bir alan yaratılabildiği ortaya kondu.

Böylece manyetik sabit diskin çalışma prensipleri atom düzeyine indirgendi ve atom düzeyinde veri depolamak mümkün hale getirildi.

Yazan Written on: Cuma, 24 Kasım 2017 Okunma 219 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

14 Ocak 2005

(17 Mart 1998 Salı günü Necmettin Şâhinler'in pîşekârlığında Prof.Dr. Ahmed Yüksel Özemre ile başbaşa yapılmış olan bir sohbet)

 NECMETTİN ŞAHİNLER

- Efendim; geceleyin uyurken rüyâ gördüğümüz zaman bu rüyâyı beden gözüyle mi görmekteyiz? Bu husûsu açıklar mısınız?
 

AHMED YÜKSEL ÖZEMRE

- Necmettin'ciğim; Rüyâ Âlemi ile uyanık iken idrâk etmekte olduğumuz Şehâdet Âlemi arasında sence ne gibi farklar var?
 

NECMETTİN ŞAHİNLER

- Uyanık iken, sizin işâret buyurduğunuz gibi, Şehâdet Âlemi'ni idrâk ediyorum ama rüyâda iken meselâ aynı oda içinde, yâni Şehâdet Âlemi'nde bulunan, nakış örmekte olan eşimden de, onun nakışından da haberim

Yazan Written on: Cuma, 24 Kasım 2017 Okunma 365 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

HADİSLERDE DELÂLET SORUNU

 Doç. Dr. Mehmet GÖRMEZ

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

 Sayın Başkanım, sözlerime başlarken önce zat-ı âlinizi ve bütün hocalarımı saygıyla selâmlıyorum.

Benim tebliğim, “Hadislerde Delâlet Sorunu” başlığını taşıyor. Ancak, iki gündür yapılan konuşmalardan da anlaşıldığı gibi, hadislerde sübût ve delâlet sorununu birbirinden ayırmak oldukça güçtür. Bu sebeple, yer yer sübût ve delâlet konusunun iç içe ele alındığını ifade etmek isterim.

Tebliğime başlamadan önce, metnimin kurgusu hakkında, kendimi doğru ve yeterli anlatabilmek için bilgi vermek istiyorum. Sunacağım metin iki bölümden ibarettir. Birinci bölümde, öteden beri çalışmalarımı üzerinde yoğunlaştırdığım hadislerin anlaşılmasında ve yorumlanmasında metodolojik bir sorun ve bu sorunun, söz gelimi fıkha, ahlâka ve kelâma yansımaları hakkında okumalarım

Yazan Written on: Salı, 14 Kasım 2017 Okunma 227 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Kul, şeytan ve nefsin arzularından ve hilelerinden arınmadıkça, vuslat ehli olması mümkün değildir. O iki büyük düşmanın şerrinden korunmak ancak Allah Resulü Aleyhissalatu Vesselam'a hem zahiri hem de batıni olarak uymakla gerçekleşir.
Muhyiddin İbn Arabi (k.s.)
Şeriatın bir hükmüne iman ederken içinde onun aksini tercih etme eğilimini bulabiliyorsan , bu imana itibar edilmez.
Muhyiddin İbn Arabi (k.s.)
UYULMAZ ŞERİATI ZAYİ OLMUŞ OLANA
GETİRSE DE BİN HABER ALLAH KATINDAN !..
Muhyiddin İbn Arabi (k.s.)
----------------------------
Mü'min için ilim büyük bir nimettir , bir mihenk taşıdır , terazidir. Her kimde hakikat ilimleri mevcut ise karşılaştığı her olayı , her duyduğu sözü , her gördüğü işi bu terazide tartar ve daha sonrasında ilminin verisine göre bu şey hakkında hüküm verir. Aksi takdirde derin ilim sahibi olmayanlar ya zannına göre , ya aklına göre – ki akıl dahi bazen yanılır, çünkü akıl duyuların verisine göre sahip olduğu bilgi ,

Yazan Written on: Salı, 10 Ekim 2017 Okunma 294 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

RUH , AKIL - NEFS , ŞEHVET

Ruh ve nefis aslında birbirinden ayrılmaz hakikatlerdir. Ya ruh , nefsin hüzerinde kendi hükmünü icra eder ve hükümran benim der. Yahut da nefs , ruhun üzerinde hükümranlık kurar ve sınır tanımaz bir yaşam biçimini seçer , kişinin ebedi hayatını helak eder.
İnsan vücudunun gerçek padişahı ruh’tur. Allah bu şekilde yaratmış ve asli özelliklerinde saf ve temiz, arınmış olarak bulunan ruh , hükmünü icra etmesi hasebiyle “ Ahsen-i takvim “ olarak Yaradanımızın nitelediği mertebenin sahibidir.
Ancak ruh bu özelliklerini açığa çıkaramayıp, hükümdarı olduğu bu vücud ülkesinde otoritesini sağlayamaz ise eşkıya başı olan nefs’in ayaklanıp baş kaldırması ile bu ülkenin vezirini (akıl) ayartıp (kandırıp) ülkenin tüm kuvvetlerini ele geçirmesi neticesi artık kendi hükmünü kendi baş yardımcısı olan veziri ( heva, heves, şehvet) ile icra etmeye başlar. Ülkenin gerçek padişahı olan ruh’u susturur ve adeta zindandaki bir hücreye hapsederek bu ülkenin yönetimini dilediği gibi icra eder.

Yazan Written on: Çarşamba, 20 Eylül 2017 Okunma 414 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Aynaya baktığım gibi kendimi Allah’ın varlığına dair delillerin öne sürüldüğü bir meclisin içinde buldum. Bu sırada çevreme baktığımda kimsenin ağzının oynamadığını fark ettim. Nasıl oluyor da hiç ağız oynatmadan böyle bir konuşma gerçekleşiyordu çok şaşırmıştım. Bu sırada yanımda duran kişiye selam verdim. Selamımı ağzımı oynatarak verdiğimi görünce o da bana şaşırdı. Bana başımı göstererek iki anlım ortasına baş parmağıyla bir kez dokundu tam o sırada ne olduysa oldu artık bende zihin gücümle konuşmaya başlamıştım. Tekrar selam verdim bu selamıma karşılık verdi.

  • Neredeyiz şu an diye sordum.
  • Hangi gezegen diye soruyorsun LOGOS gezegenindeyiz.
  • Bu meclis neyin nesidir insanlar neden toplanmışlar burada diye sordum bana;

Buradaki insanların bir ilahın olup olmayacağı konusunda tartışıyorlar.

Gördüğün gibi sol taraftaki "maviler" bir ilahın olmadığı konusunda delillerini öne sürüyorlar sağ taraftaki Sarılar ise bunun tartışmanın manasızlığını olmadığını söyleyebilmek için kör sağır olmak gerektiğini söylüyorlar.

Yazan Written on: Çarşamba, 13 Eylül 2017 Okunma 684 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

           Sabahın erken saatlerinde gökyüzü bulutlardan yağmuru yer yüzüne usulca indiriyordu. Mürşidimden ayrılmanın verdiği üzüntüden dolayı, usulca yeryüzüne inen yağmur damlalarına gözyaşlarımda eşlik ediyordu. Kısa süren bir yağmurdan sonra kuşların orkestrası bahçede şakımaya başladı. Pencereyi açtım ve toprak kokusunu daha fazla içime çekebilmek için derin derin nefesler almaya başladım . Toprak kokusunu içime çektikçe içimi derin bir huzur kaplamıştı.

Bir önceki aynalı odadaki mürşidim aklıma geldi. Hani beni bu dünyanın merkezine kalbine götürmüştü işte  o anlar aklıma geldi. Kalbin etrafında melekler ile bir olmuştuk. Omuz omuza vererek yüzümüz kalbe baktığı şekilde hızla tavaf ediyorduk. Ama ne olduysa oldu kalbime gelen bir vesvese sonrası melekler beni halkadan dışarı atmıştı. İşe o an aklım başıma geldi. Mürşide sordum ne oldu bir anlık veseve düşüncesi neden beni bu tavaf zevkinden mahrum etmişti.

Mürşit senle yola devam etmemi istiyorsan tüm sevaplarını kendinden küçük gördüğün bu kişilere karşılıksız olarak ver...

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM