Aynalı Oda- İlah-1

Yazan Write on Çarşamba, 13 Eylül 2017 Yayınlandığı Kategori Blog Okunma 587 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

           Sabahın erken saatlerinde gökyüzü bulutlardan yağmuru yer yüzüne usulca indiriyordu. Mürşidimden ayrılmanın verdiği üzüntüden dolayı, usulca yeryüzüne inen yağmur damlalarına gözyaşlarımda eşlik ediyordu. Kısa süren bir yağmurdan sonra kuşların orkestrası bahçede şakımaya başladı. Pencereyi açtım ve toprak kokusunu daha fazla içime çekebilmek için derin derin nefesler almaya başladım . Toprak kokusunu içime çektikçe içimi derin bir huzur kaplamıştı.

Bir önceki aynalı odadaki mürşidim aklıma geldi. Hani beni bu dünyanın merkezine kalbine götürmüştü işte  o anlar aklıma geldi. Kalbin etrafında melekler ile bir olmuştuk. Omuz omuza vererek yüzümüz kalbe baktığı şekilde hızla tavaf ediyorduk. Ama ne olduysa oldu kalbime gelen bir vesvese sonrası melekler beni halkadan dışarı atmıştı. İşe o an aklım başıma geldi. Mürşide sordum ne oldu bir anlık veseve düşüncesi neden beni bu tavaf zevkinden mahrum etmişti.

Mürşit senle yola devam etmemi istiyorsan tüm sevaplarını kendinden küçük gördüğün bu kişilere karşılıksız olarak ver...

 Bu soru karşısında ne cevap vereceğimi şaşırmıştım. Biliyordum ki bu sorunun cevabı olarak "evet" dediğimde tüm sevaplarım, iyiliklerim küçük gördüğüm o insanlara vermiş olacaktım.

Evet bir söz ile iman etmiyor muyuz bir sözle de tüm sevaplarım gidecekti. Desem gerecekten de öyle olacaktı. Bunu nasıl yapabilirdim ki…

Mürşid ile artık yollarımız ayrılmıştı. Birden aynanın karşısında sarhoş bir insanın uyanması gibi uyanmıştım. Pencerenin önünde bunları düşünüyordum. Nerede hata yaptığımı bilmek istiyordum.

            Birden içimden farklı ses duyuldu.  "Boş ver bu şeyleri gel eğlenmeye bakalım. Nasıl daha fazla haz alırım daha fazla eğlenirim biz bu işlere bakalım sen her zaman en yükseğe gelebilmek için uğraşmadın mı? Bir dağ gibi olmak istemiyor musun? Benim dediklerimi yaparsan seni bir dağ haline getirebilirim. Hem de seni en görkemli dağa çevirebilirim. Ne dersin."

Seni dinlemek istemiyorum sözlerin bal gibi gözüküyor ama kalbime şifa olmuyor. Kendimi çok kötü, ve huzursuz hissediyorum. Sen benim vicadanım olamazsın! Evet bedenim, nefsim senin hayranın seni ilah kabul etmek istiyor ama senden ne bana ne nefsime nede bedenime fayda yok.

Nasıl yani ben senin ilahınım! Nasıl bana karşı gelmeye cüret edersin. Sana vaadettiğim nimetleri nasıl reddedersin. Bundan dolay başına geleceklere hazır ol.  Aç, fakir, kimsenin tanımadığı sıradan, zavallı biri olacaksın.

Bunları dedikten sonra gene sinip bir köşeye kayboldu. Gene sessizliğe gömülmüştüm. Radyoyu açtım radyoda ney sesi çalışıyordu. Dışarıda tekrar sakince yağmur yağmaya başlamamıştı aklımdaki tüm sorular sanki uykuya dalıyorlardı. Çıkan tüm sesler tıpkı yaramazlıktan yorulmuş çocukların yorgunluklarından dolayı uykuya dalmaları gibi sessizce uykuya dalmışlardı.  Bir süre sonra artık bedenimi de hissedemiyordum. Ne nefes alıyor nede herhangi bir hareket yapabiliyordum kendimi Ney'in ve yağmurun sesine bırakmıştım. İşte O Sırada bembeyaz bir nur şekillinde bir çocuk olarak yatağımın yanında belirmişti. İlk defa bir cisme maddeye bürünmüştü içimdeki en güzel ben.

-Günaydın

-Günaydın,

-İlk defa seni bu şekilde cisimleşmiş olarak görüyorum seni sürekli kendi zihnimdeki bir ses olarak düşünüyordum. Bana aitsin sanıyordum ama şu an benden ayrı bir şekilde ve çocuk şeklinde görüyorum. Ama nasıl bu kadar beyaz oluyorsun. O kadar parlaksın ki gözüm kamaşıyor sana bakmakta bile çok zorlanıyorum.

-Senden ayrı olduğumu mu düşünüyorsun.

-Yok bir olduğumuzu biliyorum. Ama nasıl bu şekilde ayrı bir forma somut şeklinde karşımda durabiliyorsun bunu bir türlü anlam veremiyorum.

- Her sorunun cevabı içinde. Eğer bir şey kelimelere, döküldüyse mutlaka cevaplarada dökülecektir.

-Evet bunu aynalı odadan gayet iyi öğrendim diyebilirim.

-Öğrenemedin, öğrenme sürecindesin. Bu sadece bu ömürde değil diğer ömürlerinde de unutmaman gereken en önemli kısım. Unutma bir şey bittiyse artık o ölü bir şeydir.

-Peki içimdeki ben aynalı odaya gidebilir miyiz? Şu anda bu gerçeklikten kurtulmam gerekiyor. Mürşitle yaşadıklarımız beni çok fazla yordu.

-Şu anda aynalı odada olmadığının delili nedir.

-Ne diyorsun anlayamıyorum. Evimde babamdan kalan köşkün içindeyim. Ve hiçbir aynalı odada yaşadıklarımda sen yoksun.

-Bunlar yeterli deliller değil. Gerçekliğin tanımını gene birkaç somut olguya bağladın. Rüyalarında gördüklerinde somut değil mi şayet uyanamasan o zaman onlarda senin gerçekliğin olmuş olacak.

-Bunu biliyorum ama rüyada kendimi bedenimi zamanı ve tüm bu düzeni bu şekilde göremem. Bu kadar kusursuz bir düzen sadece gerçek hayatta olabilir.
Burada yaşadıklarım, hayatı anlamlandırmam yeni bir bakış açısı oluşmasını sağlıyor. Sonraki anımı daha iyi anlayıp yaşamamı sağlıyor. Ama rüya öylemi…

 

-Beş duyu ile algıladıkların, hafızanın oluşturduğu anılar, bir şeyin doğru olduğunu sandığın yaşamın.  Bunlar sana gerçeğe ulaşabilmen için ancak işaretler olabilir. Şayet bunları akılda ve mantıkta vs kalırsa kalbe orta merkeze inmez ise gerçeğe ulaşman imkansız olacaktır.

 

-Ey ben! Sözlerin çok doğru ama lütfen çatı katına götür. Sen olmadığın zaman çatı katındaki aynalarda hiçbir değişiklik olmuyor.

-Yıllar sonra çatı katına doğru koşar adımlar ile ilk defa gidiyordum. Aynalı odanın kapısını araladıktan sonra rengârenk, her boydan her baktığım aynada hiçbirine benzemeyen bir şekil ile beni gösteriyordu. Önümde yürüyen beyaz çocuk şeklindeki BEN özel bir ayna olan son aynalardan birine doğru beni yönlendirdi.

 

 

   

Mehmetsirin

13.09. 2017

 

 

 1.Bölüm  2.Bölüm 3.Bölüm 4.Bölüm 5.Bölüm

Son Düzenlenme Çarşamba, 04 Ekim 2017 02:25

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM