Tasavvuf ve Bilim
Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 531 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Âlemi sen kendinin kölesi kulu sanma. 
Sen Hak için âlemin kölesi kulu ol.

Nefsin hevası ile mağrur olup aldanma, 
Yüzüne bassın kadem, her ayağın yolu ol.

Garazsız hem ivazsız, hizmet et her canlıya 
Kimsesizin düşkünün ayağı ol eli ol.

Allah için herkese hürmet et de sev sevil 
Her göze diken olma, sümbülü ol gülü ol.

İncitme sen kimseyi, kimseye incinme hem 
Güler yüzlü tatlı dil, her ağzın balı ol.

Nefsine yan çıkıp Kâbe’yi yıksan dahi 
İncitme gönül yıkma, ger uslu ger deli ol.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 3341 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

...

      Camiye girip güzel alnını kalbiyle birlikte secdeye koyan insan hakiki mü’midir. Nüfus kağıdından mü’min vardır, isimden mü’min vardır bir de mübarek …. Kur’an onu, o güzel alnı tefsir ediyor:

Vucûhun yevme izin nâzıretun İlâ rabbihâ nâzıreh
Alnı temiz olanlar Allah’ın cemalini görecekler, kavuşacaklar O’na.
İnsan Allah’a ahirette kavuşmaz, dünyada da kavuşur.

Her yerde hazır ve nazır olan, Hablil Verid’den, şuradaki damardan size daha yakın olan Allah’a her zaman insan kavuşur. Fakat insan nefsaniyetine uyarsa git gide uzaklaşır.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 2841 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

 BİLGİ VE BİLGİYİ YAŞAMA

Bu aralar bilgi-amel ilişkisi üzerinde konuşuyorum. Mesnevi ile ilgili kendime iki görev yükledim. Birincisi unutulmuş bilgileri hatırlatmak ve ikincisi kirlenmiş bilgileri hatırlatmak.

İnsanlar bu ve bu şekilde bilgiyi unutabiliyorlar. Bizim görevimiz bu bilgileri hatırlatmak. Bu hatırlatma, ayet olabilir hadis olabilir. Müslüman bir toplumda yaşıyor olsak bile bilgilerimiz çok fazla değişikliğe veya unutkanlığa uğrayabiliyor. Hele bu modern çağda hakikaten çok zor hale gelmiştir. Geçmişte bilgiye ulaşmak çok zordur. Hele ki kırsal köy gibi yerlerde inşaların bilgiye ulaşabilmesi çok büyük bir meseleydi. Peygamberimiz zamanında ve sonraki dönemlerde. Bu iletişim dediğimiz şeyin çok fazla yaygınlaşması ile birlikte insanları bilgiye karşı korumak diye bir mevzu çıktı.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1251 kez
Ögeyi Oylayın
(2 oy)

Bir ses var insanın içinde... Hiç susmayan, hep konuşan...

Şimdi sus ve kendini dinle kâri. Dinle ki hâlâ sesler geliyor içinden. Sussan da susamıyorsun. Durduramıyorsun içinden gelen bu sesi. İsmine “nefs” diyorlar. Diler misin bu kez biz konuşalım o içimizdeki nefsle? Aşk diyarına Hüdâyî kapısından girip nefs ile cenk edelim ister misin?

Şimdi nefsinle konuşacağın bir hikâye anlatacağım sana kâri. Nefsinin konuşacağı bir hikâye... Sen de ki “hayal,” ben diyeyim ki “muhal, imkânsız.” Lakin şunu bil; ben inandım ki içimize bunları düşüren dahi nefsimizdir. Bizi durduran ve kandıran da nefsimizdir. Ve hatta şu anda içinde bir ses varsa ve “Okuma bu kitabı, bırak” diyorsa sana, inan ki o da nefsinin sesidir.
Hem her kitap bir kişi için yazılır kâri. Belki de bu kitap yalnızca senin için yazılmıştır..

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1619 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Bir gün adamın biri zamanının üstadlarından birini ziyarete gelmiş ve ona şu soruyu sormuş:

- Önyargılarımdan ve bağımlılıklarımdan nasıl kurtulabilirim?

Üstad ona cevap vermek yerine ayağa kalkmış ve yakında bulunan bir sütuna kollarını dolayarak bağırmaya başlamış:

- Beni bu sütundan kurtarın!!!

Adam şaşkınlıkla bakarak, üstadın deli olduğunu düşünmüş ve ona şöyle demiş: 

- Neden böyle yapıyorsun? Ben senin akıllı birisi olduğunu düşünerek ruhsal bir soru sormaya
geldim. Ama görüyorum ki sen salağın tekisin, sütunu sen tutuyorsun, Sütun seni tutmuyor! Bırak gitsin!  

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1071 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Üsküdar da Alaca minare karşısında medfun kutbu’l ârifin ve ğavsul vasilin Şeyh Sadık Efendi (kuddise sirruhul-aziz)hazretlerinin kitab-ı mahbublarıdır:

Allah ü Zül-Celâl’e hamd ü sena,Resulüne salâvat ve selamdan sonra tâlibi didar ve salik-irah-ı hakikât olan mü’min kardeşlerime dualar okuyup tarafımdan kendilerine işbu risale hediye olunmuştur. Zira manevi peder olan bir kimsenin manevi evlatlarına nasihat edip tavsiyelerde bulunmaktan daha büyük bir hediye olmaz. 

Benim ruhum gönül gönülden, dil dili var dilden, dile dil dileğin dilden dile verilmez. Hane-i dile Zeyd u Amr ile bile herkes bulunduğu tarîkin ilmini tahsil edip sonra ilmine başlamalı. İlk olarak herkese farz-ı ayn olan Şeriat ilmi ile başlanır. Sonra en lüzumlu olan Tarîkat ilmidir. Sonra Ma’rifet ilmi lazımdır. Sonra Hakîkat ilmi Hakk’ın nimetidir.

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM