Tasavvuf ve Bilim
Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1537 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İmam Gazâlî’nin Savunduğu Tasavvuf İle Günümüz Farkı

Birçoklarının, İmam Gazalî’nin “el-Munkızu min ed-Dalâl” adlı eserinde mutasavvıfları en doğru yol üzerinde topluluk olarak nitelendirmesinden hareketle, günümüz “tasavvufçuları”nın da aynı şekilde görülmeleri gerektiğini düşündüğü biliniyor. Burada gözden kaçırılan nokta şu: İmam Gazalî mutasavvıflardan söz ederken, bugün bizim “tarikat ehli” diye bildiğimiz kitlelerin sahip olduğu özelliklerden daha farklı niteliklere işaret etmektedir.

Nitekim sözkonusu kitapta, doğruyu ve hakkı arama iddiasında olan insanları dört gruba ayırır ve her birinin özelliklerini anlatır. Bu gruplardan birini “Tâlimiye” diye adlandırmaktadır.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1760 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Biyofizikçi Alman doktor Fritz Albert Popp, bütün canlı hücrelerin ışık saçtığı ve ışığın kaynağının DNA olduğuna dair bir makale yayınlamıştı. Makaleye göre DNA birden çok frekans yayınlıyordu. Dr. Raymond Rife ise belli frekansları kullanarak virüs ve bakterilerin yok edilebildiğini bulmuştu. Nikola Tesla insan vücudunun yaydığı frekansları, dış frekanslardan yalıtabildiğimizde hastalıklara karşı büyük bir direnç geliştireceğimizi savunuyordu. İsveçli radyolog Bjorn Nordenstrom, bir tümörün içine bir elektrot yerleştirip doğru akım verildiğinde tümörün eridiğini test etmişti. Dr. Robert O. Becker ise “The Body Electric” adlı kitabında insan vücudunun elektriksel frekanslarını ortaya koydu. Araştırmalar her canlının bir frekansa sahip olduğunu ve dahası hepimizin çevremizdeki frekanslardan etkilendiğini gösteriyor. Amerikalı doktor Bruce Tainio insanların ve gıdaların biyofrekanslarını ölçmüştü. Buna göre sağlıklı bir insan vücudunun 62-68 MHz’lik bir frekans aralığı var. Hastalık ve rahatsızlıklar 58 MHz’de baş gösteriyor. 

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 2320 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

         AHMED ÂMİŞ EFENDİ (KS)

  • Muhabbette fani olan, Vuslatta baki olur.
  • Ben namaz kılmasını sevmem, bende namaz kılanı severim.
  • Birisi yeni bir ev yaptırırsa, rütbe alırsa, yeni bir elbise giyerse tebrik etmeyiniz! …
  • Hastalandığınız zaman ağır gelmeyecek adak adayın. Bu hastalıktan kurtulursam günde iki rekât nafile namaz kılayım gibi.
  • Allah senin için ahirette odun- kömür yakmaz! …
  • Yeni bir gömlek bile giyseniz iki rekât namaz kılınız.
  • İnsanda en son kaybolan tutku "Manevî Saltanat Hırsı"dır.
  • Sizden, birisinin halini sorarlarsa o kişinin tek bir iyi halini biliyorsanız bile onu mutlaka söyleyiniz.
  • Karşınıza bir kişi geldiği zaman yüzünü gördüğünüzde size Hakk’ı hatırlatıp zikrettiriyorsa o Mümindir.
  • İnsan surette muhtar, hakikatte mecburdur.
  • Bazı insanların gözü, bazılarının sözü, bazılarının da özü değerlidir. Özü değerli olan; evliyaullahtandır.
Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1213 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Başta Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, Şehit Öğretmenlerin ve güzel babacımın Öğretmenler Günü Kutlu Olsun.. 

Canım Baba’mın yazıya ve fotoğraflara sığmayacak ömründen kısa bir belgesel film.. İyi Seyirler... 

Osman Ceyhan 1952 Kahramanmaraş Elbistan doğumludur. İnşaat ustası ve çiftçilikle uğraşan bir ailenin 6 çocuğundan birisidir. 
Çocukluğunda yazları çobanlık yaparak her köy çocuğu gibi biraz zorlu şartlarda ama olabildiğince sevgi dolu bir çocukluk geçirmiştir. İlkokulunu köy okulunda bitirdikten sonra tahsil hayatına şehirdeki ortaokulda devam etmek istemiştir. Fakat maddi imkânsızlıklardan dolayı babasına okula kayıt olmadan köye geri dönelim demiş. O seneyi köyde ailesine yardım ederek çeşitli köylere gidip çobanlık yaparak geçirmiş.

Bir akşam annesi; -“Osman, Teyze’nin bir kızı oldu adını Huriye koydular, demiş. Osman Hoca; hayırlı olsun gözümüz aydın olsun Anne ben İstanbul’a gidip okuyacağım üniversite bitirip geleceğim ve o kızla evleneceğim” demiş.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 901 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İstediğimiz Hayatı Yarattığımız Bilimsel Olarak İspatlandı

“Eğer şu ana kadar isteklerimiz gerçekleşmediyse, en şiddetli arzularımıza ulaşamadıysa; eğer hayatımıza hiç istemediğimiz şeyler girdiyse, eğer mutsuzsak veya yenilgiye uğradıysak, bütün bunların sebebini Rezonans Kanununda bulabiliriz. “ Pierre Franckh, bu kitabında Rezonans Kanununu kavrayıp onu nasıl kullanacağımız…ı anlamaya başladığımız anda, hayatımızdaki her şeyin mümkün olabileceğini anlatıyor. Yazar, hayatımızı kalbimizle değiştirebileceğimizin de altını çiziyor.

 Düşünce gücümüzle maddeye etki edebilir miyiz?

Kim olmayı istiyorsun?

İsteklerimizi hangi yolla yayıyoruz?

ideal partneri yaşamımıza çekmemizi sağlayan en uygun rezonans alanını nasıl oluştururuz?

Rezonans alanın yazılı ve görsel izlenimlere nasıl tepki verir?

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1353 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Eûzü

Euzu, insanı hakikatinden uzaklaştıran tehlikelere karşı, beynindeki Kevser havuzunun koruyucu kuvvelerine sığınmak demektir. Burada sığınılan havuz, özümüzdeki Allah esmaları havuzu olduğundan, sığınma aslında özümüzdeki Allah’a ait olan gücedir.

Kurana göre Şeytan, Haramın yenmesini, haksız kazanç elde edilmesini emreden ve öneren, kötülük, hayâsızlık ve Allah’a karşı bilmediğimiz şeyleri söylememizi emreden, bizi fakirlikle korkutan, kuruntulara düşüren, Allah’ın yarattıklarını değiştirmeyi emreden, bizleri kandırmak için bizlere yaldızlı sözler fısıldayan, bize vesvese verip, kışkırtıp kafa bulandıran, yaptığımız amellerimizle bizi şımartan, bizi azdıran, İçki (uyuşturucu) ve kumarla, aramıza düşmanlık ve kin sokmak isteyen, Allah’ı anmaktan ve O’na kulluk etmekten bizi geri durdurmak isteyen, kişiler ve güçlerdir.

Şeytanı tanımlayan en uygun ifade; “zan ve zanna dayalı söz”dür.

Euzübillahimineşşeytanirracim, şeytanın bu çabalarına karşı, Allahın varlığımdaki zati sıfat ve esmalarının kuvvelerine sığınmak demektir.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1629 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

        toshihiko izutsu kitapları ile ilgili görsel sonucu Toshihiko Izutsu kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1914-1993) İslâm düşüncesi ve Kur’an semantiği üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Japon şarkiyatçısı. 4 Mayıs 1914’te Tokyo’da doğdu. Dil bilimi alanındaki lisans ve lisans üstü öğrenimini Keio Üniversitesi’nde tamamladı. Bir süre Yunanca ve Latince felsefe metinleriyle dil bilimi okuttu. O sıralarda Japonya’da bulunan Mûsâ Cârullah Bigi ile tanışarak onun vasıtasıyla İslâm dinine ve kültürüne ilgi duymaya başladı; kendisinden Sîbeveyhi’nin el-Kitâb’ı ile Müslim’in el-Câmi’u’s-sahîh’ini okudu. Fransızca, Almanca, İtalyanca, İspanyolca, Farsça, Türkçe, Sanskritçe, eski ve yeni Çince öğrendi. 1951’de başladığı ilk Japonca Kur’an çevirisini 1958’de bitirdi.

Lübnan’da altı ay, Mısır’da bir yıl kalarak İbrâhim Medkûr, Ahmed Fuâd el-Ehvânî ve Kâmil Hüseyin gibi ilim adamlarıyla tanıştı. Kahire’de Mecmau’l-lugati’l-Arabiyye’ye üye oldu.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1548 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Bir ilim güneşi daha battı. Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir. Bir karıncanın güneşi tarif etmesi gibi Osman hocam ile ilgili bir şeyler paylaşmak isterim. Batın ilminin sultanlarından biri olduğu için hiçbir zaman ne mertebede nasıl bir ilme sahip olduğu bilinmezdi. 
1993 yılında kendisiyle lise yıllarında tanışmıştım. Girdiği ilk dersten sonra onun derslerini dört gözle bekler hale gelmiştim. Kim olduğunu bilmiyordum ama içimde Osman Hocama karşı büyük bir muhabbet besliyordum.


Dünyanın düz olduğuna inanılan  dönemlerde dünyanın yuvarlak olduğunu söyleyen biri gibiydi. Bize verdiği dersler çok üst seviyedeydi. Cennetin, dünya ve ahiret yaşamını derslerinde bizi hiç sıkmadan işlerdi. Kimseden ümidini kesmezdi ve herkese Rasulullah efendimizin ahlakı ile yaklaşırdı.  
İnsan ilişkileri dersinde sınıftaki öğrencilerin dikkatini çekecek  bir resim göstermişti. Resimde iki büyük kulağı olan bir insan yüzü  resmedilmişti. Dinlemenin iletişimde ne kadar önemli olduğunu ve neden bir ağzımızın olmasına karşılık iki kulağımızın olduğu konusunda sınıfta beyin fırtınası oluşturmuştu.

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM