Tasavvuf ve Bilim
Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1955 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İlkbaharın, ilk zamanlarını her zaman çok sevmişimdir. Çiçekler tarafından söylenen şarkıların melodisini dinler saatlerce o sesi dinlerdim. Hem zaten bu sesleri kim duysa mutlaka çok severdi. Bu şarkı eşliğinde toprak da yeni bir uyanış içindeydi. Ben ise o sırada güneşin batışını seyretmeye koyulmuştum. Güneşin batışı her zaman bana ayrı bir güzel gelmiştir. Günbatımı seyrim bittikten sonra, kalabalıklardan kurtulmak için adımlarımı eve doğru biraz daha sıklaştırdım. Ne zaman çarşıya çıksam sanki başka bir hapishaneye girer gibi oluyorum...

Çok az kaldı yuvama... Vatanıma dönmeme son adımlar...

Bu düşünceler aklımdan akarken nasıl evin kapısına vardığımı hiç anlayamadım.

Kapıyı açtım elimdeki poşetleri mutfağa bıraktım. Şömineyi yaktıktan sonra ateşin karşısına geçip ateşi seyretmeye başladım.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1898 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

 Kötü haberler sağlığınıza iyi gelmiyor

Bilindiği gibi, stres gibi olumsuz duygular, vücutta zamanla belirli hasarlara yol açıyor. Ve internet sayesinde kötü haberlere, öfkeye, duygudurum bozukluklarına oldukça yakın bir kültürde yaşadığımız ortada.

Araştırmalar terör saldırıları, savaş gündemleri ve diğer trajik durumlar gibi kötü haber sirkülasyonlarını üst üste edinmenin, vücudun kortizol üretimine neden olduğunu gösteriyor. Kortizol, vücudun strese gösterdiği tepkiyle ilişkilendirilen bir kortikosteroid hormondur ve bağışıklık sistemini baskılar.*

Araştırmalara göre, kişilerin iş ya da özel hayatlarında yaşadıkları travmatik durumlar, ilerleyen zamanlarda bağışıklık sisteminin düzgün işlememeye başladığını gösterecek; bu da pekçok sağlık problemine önayak olacaktır.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1893 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İmam Gazâlî’nin Savunduğu Tasavvuf İle Günümüz Farkı

Birçoklarının, İmam Gazalî’nin “el-Munkızu min ed-Dalâl” adlı eserinde mutasavvıfları en doğru yol üzerinde topluluk olarak nitelendirmesinden hareketle, günümüz “tasavvufçuları”nın da aynı şekilde görülmeleri gerektiğini düşündüğü biliniyor. Burada gözden kaçırılan nokta şu: İmam Gazalî mutasavvıflardan söz ederken, bugün bizim “tarikat ehli” diye bildiğimiz kitlelerin sahip olduğu özelliklerden daha farklı niteliklere işaret etmektedir.

Nitekim sözkonusu kitapta, doğruyu ve hakkı arama iddiasında olan insanları dört gruba ayırır ve her birinin özelliklerini anlatır. Bu gruplardan birini “Tâlimiye” diye adlandırmaktadır.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 2290 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Biyofizikçi Alman doktor Fritz Albert Popp, bütün canlı hücrelerin ışık saçtığı ve ışığın kaynağının DNA olduğuna dair bir makale yayınlamıştı. Makaleye göre DNA birden çok frekans yayınlıyordu. Dr. Raymond Rife ise belli frekansları kullanarak virüs ve bakterilerin yok edilebildiğini bulmuştu. Nikola Tesla insan vücudunun yaydığı frekansları, dış frekanslardan yalıtabildiğimizde hastalıklara karşı büyük bir direnç geliştireceğimizi savunuyordu. İsveçli radyolog Bjorn Nordenstrom, bir tümörün içine bir elektrot yerleştirip doğru akım verildiğinde tümörün eridiğini test etmişti. Dr. Robert O. Becker ise “The Body Electric” adlı kitabında insan vücudunun elektriksel frekanslarını ortaya koydu. Araştırmalar her canlının bir frekansa sahip olduğunu ve dahası hepimizin çevremizdeki frekanslardan etkilendiğini gösteriyor. Amerikalı doktor Bruce Tainio insanların ve gıdaların biyofrekanslarını ölçmüştü. Buna göre sağlıklı bir insan vücudunun 62-68 MHz’lik bir frekans aralığı var. Hastalık ve rahatsızlıklar 58 MHz’de baş gösteriyor. 

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 2916 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

         AHMED ÂMİŞ EFENDİ (KS)

  • Muhabbette fani olan, Vuslatta baki olur.
  • Ben namaz kılmasını sevmem, bende namaz kılanı severim.
  • Birisi yeni bir ev yaptırırsa, rütbe alırsa, yeni bir elbise giyerse tebrik etmeyiniz! …
  • Hastalandığınız zaman ağır gelmeyecek adak adayın. Bu hastalıktan kurtulursam günde iki rekât nafile namaz kılayım gibi.
  • Allah senin için ahirette odun- kömür yakmaz! …
  • Yeni bir gömlek bile giyseniz iki rekât namaz kılınız.
  • İnsanda en son kaybolan tutku "Manevî Saltanat Hırsı"dır.
  • Sizden, birisinin halini sorarlarsa o kişinin tek bir iyi halini biliyorsanız bile onu mutlaka söyleyiniz.
  • Karşınıza bir kişi geldiği zaman yüzünü gördüğünüzde size Hakk’ı hatırlatıp zikrettiriyorsa o Mümindir.
  • İnsan surette muhtar, hakikatte mecburdur.
  • Bazı insanların gözü, bazılarının sözü, bazılarının da özü değerlidir. Özü değerli olan; evliyaullahtandır.
Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1395 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Başta Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, Şehit Öğretmenlerin ve güzel babacımın Öğretmenler Günü Kutlu Olsun.. 

Canım Baba’mın yazıya ve fotoğraflara sığmayacak ömründen kısa bir belgesel film.. İyi Seyirler... 

Osman Ceyhan 1952 Kahramanmaraş Elbistan doğumludur. İnşaat ustası ve çiftçilikle uğraşan bir ailenin 6 çocuğundan birisidir. 
Çocukluğunda yazları çobanlık yaparak her köy çocuğu gibi biraz zorlu şartlarda ama olabildiğince sevgi dolu bir çocukluk geçirmiştir. İlkokulunu köy okulunda bitirdikten sonra tahsil hayatına şehirdeki ortaokulda devam etmek istemiştir. Fakat maddi imkânsızlıklardan dolayı babasına okula kayıt olmadan köye geri dönelim demiş. O seneyi köyde ailesine yardım ederek çeşitli köylere gidip çobanlık yaparak geçirmiş.

Bir akşam annesi; -“Osman, Teyze’nin bir kızı oldu adını Huriye koydular, demiş. Osman Hoca; hayırlı olsun gözümüz aydın olsun Anne ben İstanbul’a gidip okuyacağım üniversite bitirip geleceğim ve o kızla evleneceğim” demiş.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1247 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İstediğimiz Hayatı Yarattığımız Bilimsel Olarak İspatlandı

“Eğer şu ana kadar isteklerimiz gerçekleşmediyse, en şiddetli arzularımıza ulaşamadıysa; eğer hayatımıza hiç istemediğimiz şeyler girdiyse, eğer mutsuzsak veya yenilgiye uğradıysak, bütün bunların sebebini Rezonans Kanununda bulabiliriz. “ Pierre Franckh, bu kitabında Rezonans Kanununu kavrayıp onu nasıl kullanacağımız…ı anlamaya başladığımız anda, hayatımızdaki her şeyin mümkün olabileceğini anlatıyor. Yazar, hayatımızı kalbimizle değiştirebileceğimizin de altını çiziyor.

 Düşünce gücümüzle maddeye etki edebilir miyiz?

Kim olmayı istiyorsun?

İsteklerimizi hangi yolla yayıyoruz?

ideal partneri yaşamımıza çekmemizi sağlayan en uygun rezonans alanını nasıl oluştururuz?

Rezonans alanın yazılı ve görsel izlenimlere nasıl tepki verir?

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1674 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Eûzü

Euzu, insanı hakikatinden uzaklaştıran tehlikelere karşı, beynindeki Kevser havuzunun koruyucu kuvvelerine sığınmak demektir. Burada sığınılan havuz, özümüzdeki Allah esmaları havuzu olduğundan, sığınma aslında özümüzdeki Allah’a ait olan gücedir.

Kurana göre Şeytan, Haramın yenmesini, haksız kazanç elde edilmesini emreden ve öneren, kötülük, hayâsızlık ve Allah’a karşı bilmediğimiz şeyleri söylememizi emreden, bizi fakirlikle korkutan, kuruntulara düşüren, Allah’ın yarattıklarını değiştirmeyi emreden, bizleri kandırmak için bizlere yaldızlı sözler fısıldayan, bize vesvese verip, kışkırtıp kafa bulandıran, yaptığımız amellerimizle bizi şımartan, bizi azdıran, İçki (uyuşturucu) ve kumarla, aramıza düşmanlık ve kin sokmak isteyen, Allah’ı anmaktan ve O’na kulluk etmekten bizi geri durdurmak isteyen, kişiler ve güçlerdir.

Şeytanı tanımlayan en uygun ifade; “zan ve zanna dayalı söz”dür.

Euzübillahimineşşeytanirracim, şeytanın bu çabalarına karşı, Allahın varlığımdaki zati sıfat ve esmalarının kuvvelerine sığınmak demektir.

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM