Tasavvuf ve Bilim
Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1703 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

CİN VE BÜYÜ NEDİR? NASIL KORUNULUR? 

“Cinci”lerin, “uzaylı”ların, “ruh çağıran”ların (ruhçuların), “büyücü”lerin, “falcı”ların, “sahte mehdi”lerin, “sözde şeyh”lerin moda olduğu günümüzde, yanıltılan ve aldatılan masum kardeşlerimizi bilgilendirmek amacıyla bu broşürü hazırlamayı görev bildik.

Faydalı olabilirsek ne mutlu bize…

Olayın gerçeğini farkettirebilmek için öncelikle “CİN” konusunu açıklamamız gerekmektedir.

“CİN” adı geçtiği zaman, genelde hepimizin içine düştüğü büyük bir yanılgı vardır!.. Hemen aklımıza, kısa boylu, ayakları ters, kulakları uzunca, gözbebekleri dikine, seri hareket edebilen, her kılıkta görünebilen varlıklar gelir… Ya da beyninde belirli bozuklukları olan kişilerin görmüş olduğu halüsünasyonlar.

Bu konuda yapılan en büyük yanlış, önyargılı yaklaşımla, “CİN” kelimesi duyulduğunda ya hemen inkâr edilmesi, ya da gerçekle ilgisi olmayan yorumlar yapılmasıdır!.. Oysa dün bilimsel değil diye inkâr edilen birçok şeyin, ilim ve tekniğin ilerlemesiyle bugün bilimsel bir gerçek haline geldiğini hatırdan çıkarmamak gerekir.

Peki işin hakikatı nedir?..

Evrende var olan tüm varlıklar-canlılar kuantsal kökenli olup; bir kısmı da mikrodalga yapılı türe dönüşmüştür!.. Ve dahi bunların bir kısmı geçici bir süre için moleküler boyutta, yani “madde alemi” denen “boyutumuzda” yaşamaktadırlar…

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1647 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Ahmet Bâki


         Bazı Batı ülkelerinde yapılan incelemelerde, UFO denen varlıkların sanıldığı gibi objeler olmayıp, hologramik ışınsal bir fenomen oldukları yolunda kesin tespitler elde edilmiştir. İlk kez 1940'lı yıllarda değişik yörelerdeki insanların havada uçuşuyormuş gibi ne olduğu anlaşılamayan, ışıklı nesnelere benzer bazı görüntüler algılamaları üzerine, konuya ilgi duyan kişiler, bunların gerçekten ciddiye alınacak kadar enteresan özellikler taşıdıkları kanaatine varmışlar… Hatta, bunların daha gelişmiş dünya dışı medeniyetlerden gelen ve zekice kullanılan araçlar olması ihtimali üzerinde durulmuş... Ancak bu varlıkların ve hatta içinden çıktığı kabul edilen varlıkların görüldüğüyle ilgili haberler yaygınlaştıkça ve değişik veriler biraraya getirildiğinde, bunların gerçekte dünyamıza dışardan gelen uzay araçları falan olmadıkları açıkça ortaya çıkmıştır. Dünya dışı varlıklar olma ihtimalinin bulunmadığına işaret eden basit bazı kanıtlar şunlardır:
Birincisi, bunlarla ilgili kimi çevrelerce rapor edilmiş veya halk arasında kalmış binlerce, hatta milyonlarca, belki de milyarlarca gözlem söz konusudur.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1023 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

ŞEYTANİ CİNLERİN NEFSİ ARZULAR İLE YARATTIĞI SONUÇLAR-----

Sürekli cinlerin insan bedenine verdiği sıkıntılardan bahsediyoruz fakat bu kez konuya farklı bir açıdan bakarak bir çoğumuzun ayıp diyerek bahsetmediği, çoğumuzun bilmediği, bazılarımızın da olurmu öyle şey deyip ihtimal bile vermediği, bana göre tabuları bir kenara bırakıp yazılması, herkesin bilmesi gereken bir konudan şehvet cinlerinden bahsedicem.

Cinlerin insan bedeninde hakimiyet kurma yollarından bir tanesi de insanın nefsi arzularından faydalanmaktır.İnsan bedeni arzularını sürekli tatmin etmemelidir. Arzuları sürekli tatmin edilmesi arzuların köleliğini getirir. Arzuların tatmin edilmesi şeytani cinlerin bedende güç sahibi olmasını sağlamaktadır. İnsan üzerinde tam hakimiyet kuran cinler insanı istediği gibi yönlendirmektedir. Bedene girecek şeylerin hazırlığı çok önemlidir. Öncelikle helal, temiz kazanç olmalıdır. Kimsenin hakkını yemeden aldatmadan kazanılmalıdır. Bu tip bedende cinler gezinmekte çok zorlanır. Helal kazançtan beslenen beden içinde olumlu bir enerji ve cinlerin sevmediği ferahlatıcı bir koku vardır. Bedene giren şeyler temiz olmalıdır. Ölçülü olmalıdır. Ne az ne fazla olmalıdır. Zararlı şeylerden yenmemelidir.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 10438 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Bismillahirrahmanirrahim

Dini Ahlak olarak düşünebiliriz. Şayet İmam Nevevi’ye dindarlık nedir diye sorsak. Şöyle cevap verebilirdi.

Bir kişinin Allah’a, Peygambere ve müminlere karşı ahlakı din demektir. Biraz daha geniş tutarsak tüm insanlara karşı olan ahlakına din denir. Çünkü Peygamber efendimiz bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor.

183. Ebü Rukayye Temîm İbni Evs ed-Darî radıyallahu anh' den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem :

"Din nasihattir" buyurdu. Biz kendisine:

- Kimin için nasihattir? dedik. Peygamber Efendimiz:

- "Allah, Kitabı, Resulü, mü'minlerin yöneticileri ve tüm müslümanlar için nasihattir" buyurdu.[1] 

Dindarlık dediğimiz şey nedir? Dindar olduğumuzda ne olacağız? Bu soruların cevaplarına karşılık olarak bu hadis gelmiş olabilir. Bir insanla ilk kez karşılaştığımızı varsayalım ona din konusunda bir şeyler söylemek zorunda kalsak ilk söyleyeceğimiz sözlerden biri  “Din nasihattir” sözüdür.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 948 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Beyinden Beyine Doğrudan İletişim İspatlandı!

Kablosuz EEG (Elektroensefalografi) ve otomatikleştirilmiş, robotlaştırılmış TMS’nin (Transkranial Manyetik Stimülasyon) içerdiği ileri düzey nöro-teknolojiler kullanılarak, ilk başarılı transmisyon-aktarım gerçekleştirildi.

Buna benzer çalışmalar içinde ilk defa nörobilimciler ve robotbilimcilerden oluşan uluslararası bir ekip, insanlarda doğrudan beyinden beyine iletişimin yaşanabilirliğini gösterdiler. Birbirinden 5000 mil uzaklıktaki iki insan deneğinin internet yoluyla beyinden beyine başarılı iletişimini içeren bu çalışma ile ilgili oldukça yeni tespitler henüz yayınlanan PLOS ONE adlı dergisinde anlatılmıştır.

Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi’nin de müdür olan yardımcı yazar olan ve Harvard Tıp Okulu Nöroloji Profesörü Alvaro Pascual-Leone şunu açıklıyor: “Aralalarındaki çok büyük mesafeye rağmen, mevcut iletişim yollarını güçlendirerek, bir kişinin beyin aktivitesini okuyup, bunu diğer bir kişiye doğrudan aktarabilir miyiz’i öğrenmek istedik.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1154 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

KUR'ÂN MUCİZESİDİR YAŞADIĞIMIZ "ALTIN ÇAĞ"

Öncelikle belirteyim ki, fakîrin müşahedesine göre...
Kur'ân-ı Kerîm'in ana mesajı, ismi “Allâh” olanın, El Vâhid – El Ahad – Es Samed özellikleri dolayısıyla; kendinden gayrına yer olmadığı (lâ gayrıhu) realitesini 1400 küsur yıldır vurgularken; sonunda bu yüzyılda, yaklaşık son 35 yılda da bilim tarafından, varlığın sonsuz sınırsız bir TEK olduğu açıklanmıştır. Bu nedenledir ki, bu çağ beklenen “Altın Çağ”dır! “Altın Çağ” vurgusu, insanlardan açığa çıkacak olan TEK'lik ilminden dolayıdır. Kur'ân-ı Kerîm, bugün bilimsellikle erişilen realiteyi, sistemi, Varlığın hakikatini 1400 küsur yıl önceden bildirmiştir mucize olarak.
Sigaranın, insan sağlığına, beyine zararları tespit olduğu için, başta Amerika olmak üzere, batı ülkelerinden tahtını yitirip; bilimsel bulgu ve gerçeklerden geri kalmış ülkelerde hükümranlığını sürdürmeye çalışması gibi; “MADDECİLİK” de günümüzde bilim dünyasında iflâs etmiş olarak; yalnızca, geri kalmış kesimlerde, “madde” tabanlı dinî veya felsefi tartışmalara konu oluşturmaktadır.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1117 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Kimseye ne derdini,
Ne acını,
Ne ıstırabını. Açma... Melek bile bilmesin...
Allah'a aç her derdini. Arzularını... Utanmazsan eğer... "Yan ama tütme"...
Yazılandan gayri gelmez. İyisi de gelir fenası da. -Hepsini hoş gör...
Kadere boyun eğ...
Elde olmayan bir şey vardır. Kader. Onunla mücadele edilmez.
Kendini bir ekranda görüp işiten insan, bu perdenin içindeki gönüldür... Gönül insanın gölgesinin gölgesinin manevi görünmez gölgesidir.
Gönül Allah'a bağlanmanın ismidir.

Bir âlemde yaşıyoruz. Fakat içimizde, mekân olan cesette kudret âleminden bir şey taşıyoruz o da gönüldür.

Mutlak olan Allah’tır. Her şey ondan fakat hiç bir şey o değil...
Onu göremiyoruz. Zira onun dışında değiliz... O halde içine dön...

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1598 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Dikkat eksikliği ile ilgili önemli buluş

Dikkat eksikliği ile ilgili önemli buluş Türk doktorlar, "hiperaktivite bozukluğu"nda bir ilki başardılar; sadece dikkat eksikliği olan çocukların diğer dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olanlardan son derece farklı olduğunu ortaya koydular .
Ege Üniversitesi'nce (EÜ) yapılan ve 4. Dünya Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Kongresi'nde "en iyi araştırma" ödülü alan çalışma, sadece dikkat eksikliği olan çocukların diğer dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olanlardan son derece farklı olduğunu ortaya koydu.

EÜ Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eyüp Sabri Ercan, "Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Alt Tiplerinin Genetik, Nöropsikolojik ve Çoklu Beyin Görüntüleme Yöntemleriyle Değerlendirilmesi" konulu araştırma kapsamında, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan 200 çocuk ile 100 sağlıklı çocuğun genetik, nöropsikolojik test performansları ve beyin görüntüleme bakımından karşılaştırıldığını söyledi.

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM