Tasavvuf ve Bilim
Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 712 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Bilinç Beynin Neresinde?

Öylesine düşünmeden ve sorgulamadan yaşamaya alışmışız ki, gördüğümüz kadarını maddeye, mekanik çalışan bir sisteme bağlayıp, görmediklerimizin de hokus-pokuslarla oluştuğunu kabullenmek, bizi rahatlatıveriyor!
Kimi bu hokus-pokus sihrini doğaya bağlıyor, kimi de tanrısına! Bedenindeki muhteşem mekanizmanın çalışma düzenini, sebep-sonuç ilişkisini görmekten ve sorgulamaktan mahrum olanlar; bedenin mükemmel çalışma düzenini ve "ALLÂH" ismi ile işaret edilenin, algıladığımız plandaki en muhteşem mekanizması olan BEYNİgörmezden gelmekte anlamsız bir ısrar içindeler!

Genlerin insanın varoluşundaki, yaşamındaki ve beynindeki yerinden ve işlevinden haberi dahi olmayan, kahve âlimleri(!) ve onların dediklerinin yayıcıları, tanrı hokus-pokusuyla var olup yaşayan insanın,

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 557 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Ego'nun, sahte kendimizin kaderi (!) önceden yazılmıştır evet.. Bilinçaltı tohumları, genetik ve aile, toplumun direktifleri ile atıldığından kaderi önceden yazılmış gibidir. Bu anlamda kader, kelimenin geldiği kök itibariyle de "sınırlayıcı" olandır, sınır koyucudur ve insanın özgürlüğünü, gerçek anlamda "seçim/tercih" yapmasını kısıtlayıcıdır. Halk deyimindeki alın yazısıdır!

Ego, özgür değildir. Tercihlerim sandığı, toplumunun seçimleridir çünkü. 
*** Allah'ın iradesinin önü, farklı manalarının kişide pikler yapmasıyla tıkanmıştır.

Fakat gelen RUH=İlahi bilgeliğin, CAN'ın yaşama geçirilmesiyle, geçilen dengeli=riyazat (82:7) üzere yaşamda Allah'ın iradesi kişiden açığa çıkmaya başlar.

İşte bu, yıllarca sürebilecek ve sonu Selam/Selamet (97:5) olacak sürecin adı, 
KaDeR ile bağlantılı, 

önceki kaderi/alınyazısını örten GECE,

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1191 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

21. yy insanlığının Sûr’una üfürülen nefesin bir neferi olabilmenin yolu.. Değerlerini tüketerek, yozlaştırarak azap içinde can çekişen; ölmekte olan bir toplumun canlandırılması (Kıyameti),tüm varlığı Hak ile kucaklayan diri bir hayat görüşünün (~Allah’ın dini) ikamesi için gayret etmek. “İnanan” bir insan modunu aşıp Özüne Güvenen ve topluma güven veren bir Mü’min pozisyonuna dirilmek (ba’s).. Kur’an, Hayat, Evrensel İlkeler ve bundan süzülen Hikmet odaklı bir yaşam biçiminde (~din), -insanın doğası gereği- atalar dini, hurafeler, eklemeler, kavramsal tahriflerle meydana getirdiği eksen kayması.. 

“Ve kâfirler/hakikati örtenler; “üstün gelmeniz için bu Kur’ân’ı dinlemeyin,Kur’anın içinde anlamsız sözler yapın/anlaşılmasını her türlü yolla engelleyin” dediler” (Fussilet-26).

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1552 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

 

“ İKRA' BİSMİ RABBİKELLEZİY HALAK!...YARATAN RABBİNİN ADI İLE OKU ” 

B sırrı H.z Muhammed (s.a.v)’ den öndeki nebilere (ismi Allah olanı) göremezsiniz, bilmezsiniz denilmesine rağmen, H.z Muhammed (s.a.v)’ e gördüren, bildiren sırdır! Aslında “B” sırrı saklanan, yalnızca bir kesimin bilmesine izin verilen bir sır değildir.  

Neden sırdır ve neden adına “B” denilmiştir? 

“B” sırrı kişinin kendi kendine, kendi kendinde çözmesi gereken bir olay, idrak seviyesi, düşünce tarzı olması hasebiyle sır denilmiştir. Yoksa bir kısım zümreye verilmiş bir sır ya da bir yerde yazılı değildir. Bu sırra ermek tamamen “Allah dilediğini kendine seçer” hükmüyle alakalıdır. Sonradan çalışılarak elde edilen bir şey değildir. Çünkü çalışmak fiili bir eylemdir ve yapılan çalışmanın altında, arkasında belirli bir idrak seviyesi,

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 774 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

DR. MÜNİR DERMAN ANLATIYOR.

Rüyamda Kâbe’yi tavaf ediyordum.

Sarıya meyyal beyaz sakallı cüsseli ve gayet küçük gözlü bir zat sağ omuzuma dokundu…
“Oğlum! Sana bir gün soracaklar, Kâbe nedir? Cevabın şu olsun… Kâbe: Kevni hakikatlerle ilâhi hakikatlar arasında bir geçit… Görünenlerle görünmeyenler arasındaki geçit… Onun için namazda ilâhi hakikatlerin zuhuruna vatan olan Kâbe’ye dönmek lâzımdır.

Böylelikle sûretler Kâbe’nin sûretinde secdeyi bulurken, bildiğimiz hakikatlar de onun bilinmeyen hakikatında secdeyi bulur… Dikkat edersen:

Namazda, ötelerin sartından bu dünyada alınan bir rayiha vardır.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 342 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

32 FARZIN ZAHİR VE BATIN

MANASINDAN DAMLALAR
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

ABDEST

Abdestin 4 farzı vardır.

ZAHİRİ ABDEST:

1 - Elleri dirseklerle birlikte yıkamak
2 - Yüzümüzü kıl dilberine kadar yıkamak
3 - Başın dörtte birini mesh etmek
4 - Ayakları topuklarla beraber yıkamaktır.

ABDESTİN BATINI MANASI: 

Abdest temizlik demektir. Bir kişi zahirde nasıl, su ile abdest almadan namaz kılamazsa, manevi abdesti olmayan bir kişide, gönül mescidine girip namaz kılamaz. Zira abd kul demektir.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 893 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Şeyhimiz Muhammed Nazım Kıbrısi Efendi Hz. (k.s.a) saat 13:30 sıralarında Hakka yürümüştür. Kendileri asrın en büyük velilerinden olup ahir ömürlerini irşat ederek ümmete hizmet ile geçirmiş ve hizmet ile tamamlamıştır.
(“İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raci’un)

Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Bilakis onlar diridirler, fakat siz hissedemezsiniz.

(Bakara 154)

Nâzım Kıbrısî veya Şeyh Nâzım veya Mevlânâ Nâzım El-Hâkkânî (Osmanlıca: شيخ ناظم ‎), (21 Nisan 1922 - 7 Mayıs 2014, TSİ 13:30), Nakşibendi Tarikatı şeydi idi. Kıbrıs’ın Larnaka şehrinde 21 Nisan 1922 M (23 Şaban 1340 H) günü doğan Şeyh Muhammed Nâzım Âdil Kıbrısî, Mutasavvıf ve Nakşibendi şeyhidir. Lefke'de yaşamakta ve dünyanın pek çok ülkesinden müridleri ziyaretine gitmektedir.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 421 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Bir zaman, güzeller güzeli Hz. Yusuf’un kapısını bir dostu çaldı. Oturup uzun uzun konuştular. Dostu, Hz. Yusuf’a, kuyuya atıldığı zamanı sordu. Yusuf ona, başından geçenleri anlattı. Bir süre sonra Hz. Yusuf dostuna dedi:

-Ey misafir dostum! Söyle bakalım bana ne hediye getirdin? Haydi, çıkar ver hediyeni! Misafir ise:
-Sana hediye olsun diye çok şeye baktım. Ancak hiç birini uygun görmedim. Bir altın kırıntısı, bir altın madenine; bir damla su bir okyanusa hediye olarak götürülür mü hiç? Çok düşündüm ve sana bu aynayı getirmeyi uygun gördüm. Ey gözümün nuru, sen o aynaya baktıkça ve güzel yüzünü gördükçe umarım beni hatırlarsın.

Mesnevî’de anlatılır bu hikâye… Güzel, en çok güzelliğini seyretmek ister. Ona verilecek en güzel hediye de, kendisini seyredeceği bir aynadır.

 

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM