Tasavvuf ve Bilim
Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1046 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İşte şu Tırmızi`deki Hadis-i Resulullah’ı, beraberce okuyalım:

Ebu Hureyre Resulullah salla`llahu aleyhi ve sellem`den nakletmiştir:

"-MÜFLİS kimdir biliyor musunuz?.. diye sordu Resulullah. Ashab:

-Bizce müflis parası ve malı olmayandır, Ya Resulullah

Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

-Benim ümmetimin müflisi o kişidir ki, kıyamet günü namaz, oruç, zekât getirecek. Fakat, buna zinâ isnad etmiş, bunun malını yemiş, bunun kanını akıtmış, bunu dövmüştür!.. Sonra oturacak; kısas olarak bu onun sevablarından alacak, o da bunu sevablarından alacaklardır.

Şayet, sevabları üzerinde bulunan hataların karşılığı ödenmeden tükenirse bu defa, onun hatalarından (doğan günah) alınıp buna yüklenecek ve sonra da ateşe atılacaktır!.."

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1155 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İçinde bulunduğunuz durumu, uzak bir mesafeden izlediğinizi düşünün. Bu açıdan bakarak, o an yaşadıklarınızı ve hislerinizi farklı bir şekilde değerlendirmeye çalışın.

ABD’nin Ohio State ve Michigan Üniversiteleri araştırmacıları tarafından gerçekleştirilen deneyin sonucunda ortaya atılan “bireysel mesafelendirme” yöntemi, öfkeli insanların kendilerini öfkelendiren faktörlerin etkisini minimize etmelerini sağlıyor. Bireysel mesafelendirme, çok kısa zamanda öğrenilebildiği gibi, insanların öfke anında başvurarak kendilerini saldırganlıktan alıkoymalarını da sağlıyor.

Journal of Experimental Social Psychology dergisinde yayımlanan araştırma kapsamında iki deney gerçekleştirildi. Deneklere, “müziğin yaratıcılık üzerindeki etkilerini konu alan bir araştırmada yer aldıkları” söylendi. Deneklere, yüksek sesle Igor Stravinsky’nin “Rite of Spring”i dinletilirken, önlerine konan anagramları (çevrik sözcükler) çözmeleri ve yaptıkları çözümleri interkomdan belirtmeleri istendi.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1598 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Güzel isimler. Ahsen isimler. Ondan daha başka güzel yoktur demektir. Bunların hepsi Allah'ı -anlatmak içindir.
Bir kimseyi anlatırken şöyledir böyledir diye tarif ederiz. Bu isimler de Allah'ı anlatarak onu anmaktır. Yani zikir içindir.
O'nu anarak insanda 'bir hal zuhur eder. Hakiki zikir de odur. Bu suretle kâinatın tesbihatma girmiş olursun.
Yerler ve gökler (ne ise) hep Allah'ın aziz ve hakim olduğunu teşbih, ediyor durmadan...
Atom kaynaşması işte bu tesbihatm en ince tarafıdır. O raksa girmeye çalış.
Mutad harici Allah'ın bazı isimlerim, Kur'anda geçen isimlerini bazı ayetlerle bir araya getirerek yalvarmak vardır. Dua budur.

(iki deniz ayeti). Cebeli Tank boğazında suların tuz kesafeti Akdenizde ve Okyanusda başka başka olduğu halde birbirine geçmiyor.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1078 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)


Bir köyde ihtiyar bir adam varmış...  Çok fakirmiş ama dillere destan bir beyaz atı yüzünden kral bile onu kıskanırmış..

Kral at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış..
-’Bu at, bir at değil benim için.. Bir dost.. İnsan dostunu satar mı?’ dermiş hep..
Bir sabah kalkmışlar ki, at yok.. Köylü ihtiyarın başına toplanmış

-’Seni ihtiyar bunak.. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi.

Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın’ demişler..

İhtiyar:

-’Karar vermek için acele etmeyin. Sadece ´At kayıp´ deyin. Çünkü gerçek bu..Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. 

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 839 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Bilinç Beynin Neresinde?

Öylesine düşünmeden ve sorgulamadan yaşamaya alışmışız ki, gördüğümüz kadarını maddeye, mekanik çalışan bir sisteme bağlayıp, görmediklerimizin de hokus-pokuslarla oluştuğunu kabullenmek, bizi rahatlatıveriyor!
Kimi bu hokus-pokus sihrini doğaya bağlıyor, kimi de tanrısına! Bedenindeki muhteşem mekanizmanın çalışma düzenini, sebep-sonuç ilişkisini görmekten ve sorgulamaktan mahrum olanlar; bedenin mükemmel çalışma düzenini ve "ALLÂH" ismi ile işaret edilenin, algıladığımız plandaki en muhteşem mekanizması olan BEYNİgörmezden gelmekte anlamsız bir ısrar içindeler!

Genlerin insanın varoluşundaki, yaşamındaki ve beynindeki yerinden ve işlevinden haberi dahi olmayan, kahve âlimleri(!) ve onların dediklerinin yayıcıları, tanrı hokus-pokusuyla var olup yaşayan insanın,

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 652 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Ego'nun, sahte kendimizin kaderi (!) önceden yazılmıştır evet.. Bilinçaltı tohumları, genetik ve aile, toplumun direktifleri ile atıldığından kaderi önceden yazılmış gibidir. Bu anlamda kader, kelimenin geldiği kök itibariyle de "sınırlayıcı" olandır, sınır koyucudur ve insanın özgürlüğünü, gerçek anlamda "seçim/tercih" yapmasını kısıtlayıcıdır. Halk deyimindeki alın yazısıdır!

Ego, özgür değildir. Tercihlerim sandığı, toplumunun seçimleridir çünkü. 
*** Allah'ın iradesinin önü, farklı manalarının kişide pikler yapmasıyla tıkanmıştır.

Fakat gelen RUH=İlahi bilgeliğin, CAN'ın yaşama geçirilmesiyle, geçilen dengeli=riyazat (82:7) üzere yaşamda Allah'ın iradesi kişiden açığa çıkmaya başlar.

İşte bu, yıllarca sürebilecek ve sonu Selam/Selamet (97:5) olacak sürecin adı, 
KaDeR ile bağlantılı, 

önceki kaderi/alınyazısını örten GECE,

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1428 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

21. yy insanlığının Sûr’una üfürülen nefesin bir neferi olabilmenin yolu.. Değerlerini tüketerek, yozlaştırarak azap içinde can çekişen; ölmekte olan bir toplumun canlandırılması (Kıyameti),tüm varlığı Hak ile kucaklayan diri bir hayat görüşünün (~Allah’ın dini) ikamesi için gayret etmek. “İnanan” bir insan modunu aşıp Özüne Güvenen ve topluma güven veren bir Mü’min pozisyonuna dirilmek (ba’s).. Kur’an, Hayat, Evrensel İlkeler ve bundan süzülen Hikmet odaklı bir yaşam biçiminde (~din), -insanın doğası gereği- atalar dini, hurafeler, eklemeler, kavramsal tahriflerle meydana getirdiği eksen kayması.. 

“Ve kâfirler/hakikati örtenler; “üstün gelmeniz için bu Kur’ân’ı dinlemeyin,Kur’anın içinde anlamsız sözler yapın/anlaşılmasını her türlü yolla engelleyin” dediler” (Fussilet-26).

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1873 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

 

“ İKRA' BİSMİ RABBİKELLEZİY HALAK!...YARATAN RABBİNİN ADI İLE OKU ” 

B sırrı H.z Muhammed (s.a.v)’ den öndeki nebilere (ismi Allah olanı) göremezsiniz, bilmezsiniz denilmesine rağmen, H.z Muhammed (s.a.v)’ e gördüren, bildiren sırdır! Aslında “B” sırrı saklanan, yalnızca bir kesimin bilmesine izin verilen bir sır değildir.  

Neden sırdır ve neden adına “B” denilmiştir? 

“B” sırrı kişinin kendi kendine, kendi kendinde çözmesi gereken bir olay, idrak seviyesi, düşünce tarzı olması hasebiyle sır denilmiştir. Yoksa bir kısım zümreye verilmiş bir sır ya da bir yerde yazılı değildir. Bu sırra ermek tamamen “Allah dilediğini kendine seçer” hükmüyle alakalıdır. Sonradan çalışılarak elde edilen bir şey değildir. Çünkü çalışmak fiili bir eylemdir ve yapılan çalışmanın altında, arkasında belirli bir idrak seviyesi,

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM