Tasavvuf ve Bilim
Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 938 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

DR. MÜNİR DERMAN ANLATIYOR.

Rüyamda Kâbe’yi tavaf ediyordum.

Sarıya meyyal beyaz sakallı cüsseli ve gayet küçük gözlü bir zat sağ omuzuma dokundu…
“Oğlum! Sana bir gün soracaklar, Kâbe nedir? Cevabın şu olsun… Kâbe: Kevni hakikatlerle ilâhi hakikatlar arasında bir geçit… Görünenlerle görünmeyenler arasındaki geçit… Onun için namazda ilâhi hakikatlerin zuhuruna vatan olan Kâbe’ye dönmek lâzımdır.

Böylelikle sûretler Kâbe’nin sûretinde secdeyi bulurken, bildiğimiz hakikatlar de onun bilinmeyen hakikatında secdeyi bulur… Dikkat edersen:

Namazda, ötelerin sartından bu dünyada alınan bir rayiha vardır.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 400 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

32 FARZIN ZAHİR VE BATIN

MANASINDAN DAMLALAR
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

ABDEST

Abdestin 4 farzı vardır.

ZAHİRİ ABDEST:

1 - Elleri dirseklerle birlikte yıkamak
2 - Yüzümüzü kıl dilberine kadar yıkamak
3 - Başın dörtte birini mesh etmek
4 - Ayakları topuklarla beraber yıkamaktır.

ABDESTİN BATINI MANASI: 

Abdest temizlik demektir. Bir kişi zahirde nasıl, su ile abdest almadan namaz kılamazsa, manevi abdesti olmayan bir kişide, gönül mescidine girip namaz kılamaz. Zira abd kul demektir.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1053 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Şeyhimiz Muhammed Nazım Kıbrısi Efendi Hz. (k.s.a) saat 13:30 sıralarında Hakka yürümüştür. Kendileri asrın en büyük velilerinden olup ahir ömürlerini irşat ederek ümmete hizmet ile geçirmiş ve hizmet ile tamamlamıştır.
(“İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raci’un)

Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Bilakis onlar diridirler, fakat siz hissedemezsiniz.

(Bakara 154)

Nâzım Kıbrısî veya Şeyh Nâzım veya Mevlânâ Nâzım El-Hâkkânî (Osmanlıca: شيخ ناظم ‎), (21 Nisan 1922 - 7 Mayıs 2014, TSİ 13:30), Nakşibendi Tarikatı şeydi idi. Kıbrıs’ın Larnaka şehrinde 21 Nisan 1922 M (23 Şaban 1340 H) günü doğan Şeyh Muhammed Nâzım Âdil Kıbrısî, Mutasavvıf ve Nakşibendi şeyhidir. Lefke'de yaşamakta ve dünyanın pek çok ülkesinden müridleri ziyaretine gitmektedir.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 540 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Bir zaman, güzeller güzeli Hz. Yusuf’un kapısını bir dostu çaldı. Oturup uzun uzun konuştular. Dostu, Hz. Yusuf’a, kuyuya atıldığı zamanı sordu. Yusuf ona, başından geçenleri anlattı. Bir süre sonra Hz. Yusuf dostuna dedi:

-Ey misafir dostum! Söyle bakalım bana ne hediye getirdin? Haydi, çıkar ver hediyeni! Misafir ise:
-Sana hediye olsun diye çok şeye baktım. Ancak hiç birini uygun görmedim. Bir altın kırıntısı, bir altın madenine; bir damla su bir okyanusa hediye olarak götürülür mü hiç? Çok düşündüm ve sana bu aynayı getirmeyi uygun gördüm. Ey gözümün nuru, sen o aynaya baktıkça ve güzel yüzünü gördükçe umarım beni hatırlarsın.

Mesnevî’de anlatılır bu hikâye… Güzel, en çok güzelliğini seyretmek ister. Ona verilecek en güzel hediye de, kendisini seyredeceği bir aynadır.

 

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 583 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

LA YÜKELLlFULLAHU İLLÂ NEFSEN VUSAHA 

Allah nefsin taşıyamayacağı yükü vermez. La yükeltifullahe : Allah teklif etmez, Allah'ın teklifi yoktur. Neye : Kimseye teklif etmemiştir. Hiç bir mahlûkata bile. Ancak nefse... Onun da kaldıracağı kadar yüklemiştir. İlla nefsen vüsaha : Ancak nefsin kaldıracağı kadar vardır. O halde teklif hudutludur.
Allah'ın yüklediği bir iş yoktur. Ancak nefsin tahammül edeceği kadar vardır. Bunda indi ilâhinin mahlûkata karşı gösterdiği adalet mevcut olduğu gjbi Allah'ın azizul hakim, Gafurur Rahim olduğu bildirilmektedir.
Cesede Hayy verilmiş. Cesedi işletir, işi odur. Yani makinanın benzini mesabesindedir. Buraya yani hayy ile işleyen cesede ruh verilmiş cesedi idare eder ve hünerlerini bu ceseddeki bulunan organlarla gösterir. Ruh aynı zamanda muakkildir. Nefis de bu iki nesnenin arasındaki tezahurlardır. Nefis serbest bırakılmıştır.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 885 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

 “Efendiler! Kalblerinizi taleb-i Mevlâ’ya hasrediniz. Çünkü “O Allah, size şah damarınızdan daha yakın olan (Kaf, 16) ve ilmiyle her şeyi kuşatmış bulunandır.” (en-Nisa, 108) 

Din nasihattır; samimi öğüttür. Bu yüzden “La illahe illallah” kelime-i tevhidini söyleyeceğiniz zaman tam bir ihlas ve samimiyetle söyleyin ki masivaya gönlünüzde yer kalmasın.

Hak Teâla ile muameleniz takvâ üzere, halk ile muameleniz sadâk kat ve güzel ahlâk üzere olsun. Nefislerinize karşı tavrınız ve muamelleniz ise nefsin isteklerine muhâlefet şeklinde olsun. Allah’ın çizdiği sınırlar önünde durun ve ilâhi hududu çiğnemekten sakının. Hak Teâlâ Hazretleri: “Allah ile sözleştiğiniz zaman ahdinizi yerine getirin” (en-Nahl, 91) “Peygamber aleyhisselâm- size neyi verirse onu alın. Neden de sizi men’ederse ondan vazgeçin” (el-Haşr, 7) buyurmaktadır. 

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 811 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

CPU’dan çıkan seslerle dünyanın en zor şifrelemesini kırmak

Güvenlik araştırmacıları başarılı bir şekilde en iyi korunan şifreleme algoritmalarından birini, 4096-bit RSA'i kırdılar ve bunu, şifrelenmiş bazı verilerin şifresini çözen bilgisayarı mikrofonla dinleyerek yaptılar. Saldırıyı oldukça basit ve ilkel bir yazılımla bile gerçekleştirilebiliyor. Ortalama bir bilgisayar kullanıcısı için geri tepmeler minimal düzeydedir; ama eğer bir gizli ajansanız, üstün bir kullanıcı iseniz ya da diğer bir çeşit şifreleme kullanan belalıysanız, verilerinizi dekripte ederken metal yaparmışçasına seslere ulaşmayı dileyebilirsiniz.

Daniel Genkin, Adi Shamir (RSA’nın yardımcı mucidi) ve Eran Tromer tarafından gerçekleştirilen bu akustik kripto analist yan kanal saldırısı olarak bilinen bir şeyi kullanıyor. Yan kanal bir saldırı vektörü, direkt ve uygun olmadığı için yeterli şekilde korunmuyor. Örneğin, parolanız benim sizin

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 538 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Ebü'l-Hasan El-Harakânî 
Prof. Dr. Abdulhakim Yüce

Tasavvuf, bir ölçüde beşerî sıfatlardan sıyrılarak, melekî vasıflar
ve ilâhî ahlâka bürünerek, mârifet, muhabbet ve zevk-i rûhânî
yörüngeli yaşamaktır

Tarih sayfalarına isimleri altın harflerle yazılan şahsiyetler vardır. Bu şahsiyetlerin, Peygamberler ve onların yol arkadaşlarından sonra en önde gelenleri, engin bir ibadet, tefekkür, irşad ve mücahede/mücadele hayatı yaşamış mânâ erleridir. Yetiştirdikleri mürid ve talebeleri, bizzat kaleme aldıkları veya konuşmalarından talebeleri tarafından derlenen yol gösterici eserleri ve yaşadıkları hayatları ile bu şahsiyetler, asırlar geçse de hep hayırla yâd edilmiş, örnek alınmış, bazı vefakârlarca hemen her duada hatırlanmış ve duaların kabulüne vesile edilmişlerdir.

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM