Tasavvuf ve Bilim
Editor

Editor

Write on Perşembe, 02 Ağustos 2018 Yayınlandığı Kategori Tasavvuf

Esselâmü aleyküm ve rahmetullah!..

Efendimiz’in bir duasından kısacık bahsedeceğim. Cenâb-ı Peygamber’in bir duası var:

(Allàhümme tahhir kalbî) “Yâ Rab, benim gönlümü temiz et…”

Mâlûm, insan iki şeyden ibarettir: Bir madde kısmı, et-deri-beden kısmı; bir de bu bedenin sahibi olan ruh kısmı. Gönül diyoruz, kalb diyoruz, ruh diyoruz; hepsi bir…

Şimdi bedenimiz pis olursa hepimiz ürkeriz.

“–Sokulma yanıma yahu, bak pissin!” deriz.

Pisliğin de çeşitleri vardır; insan pisliği, hayvan pisliği, kuş pisliği, sokaklardaki çamur pisliği, içki pisliği, şu pislik, bu pislik… Bunların hepsi pisliktir. Ama bu pislikler o kadar zararlı değil.. En nihayet hamama gideriz, yıkanırız.

Write on Pazartesi, 23 Temmuz 2018 Yayınlandığı Kategori Tasavvuf

HASTALIK , ÇEŞİTLERİ VE TEDAVİ YOLLARI HAKKINDA

Üç çeşit hastalık olduğunu beyan eder Muhyiddin İbn Arabi (k.s.) hz. bizlere Fütuhat-ı Mekkiyye adlı eserinde.

Bunlar :
1- Beden hastalığı.
2- Akıl hastalığı.
3 -Nefis hastalığı.

Beden hastalığı ; bedene ilişen bir hastalıktır. Bunlar çeşitli olabildiği gibi sebepleri de farklılık arzeder. Doğuştan , kalıtımsal , herhangi bir dış etken neticesi vuku bulabileceği gibi fiziksel veya vücut kimyasındaki değişiklik neticesi de açığa çıkabilir. Bu hastalığın teşhisi , tedavisi, usul ve yöntemleri tıp alanına girer. Hekim , bu nevi bazı hastalıkların vücutta bazı şeylerin eksikliği veya fazlalığından kaynaklandığını bilmesi hasebiyle tedavi için eksik olanı artırma , fazla olanı eksiltme yolu ile tedaviyi amaçlar.

Write on Perşembe, 14 Haziran 2018 Yayınlandığı Kategori Tasavvuf

Bir pirle sohbetten mahrum olan müridin her gün bu taifenin sözlerinden sekiz yaprak okuması gerekir. Böyle yaptığı takdirde, bu sözler onun gönlünün yaşamasına sebep olur. Buna göre bir mürit kendi takip edeceği yolu dört rükün üzerine bina etmelidir. Birinci rükün, nefis riyazetinde bulunmaktır. 

Bunu anlatmak çok zaman alır. Özeti şudur: Yemek, uyumak ve giyinmek şehvet ölçüsünde değil, ihtiyaç ölçüsünde olmalıdır. Bir gün boyunca sadece bir öğün yemek kâfi geliyorsa, iki öğün yememelidir. Bu ölçü yeterli eliyorsa, doyuncaya kadar da yememelidir. Açlık ise, çok önemli bir esastır. Bu esas doğrultusunda yolunu tayin etmeyen kişi genellikle yoldan çıkar ve helak olur. Çünkü nefis boyun eğmedikçe, Şeytan uzaklaştırılmadıkça, dünya düşüncesi gözden silinmeyip, şehvetler ölmedikçe, bu hedefe ulaşılamaz. Mürit uzun bir süre açlığı kendisi için bir prensip olarak kabul etmedikçe, elbette bu manalar gerçekleşemez.

Write on Çarşamba, 06 Haziran 2018 Yayınlandığı Kategori Tasavvuf

Gayb; göz önünde olmayan; alamet ve emmare ile bilinemeyen, hakkında delil bulunmayan, gizli olan manalarının yanında; His ve aklın ötesinde kalan, insan tarafından kavranamayan ve manevi alem Ekran Alıntısımanalarında açıklanır. Bir de GAYB ERENLERİ vardır ki Cenab-ı Hakk’ın kudretinden ikrama layık görülmüş bu kişiler; özel bir ordu disipliniyle hareket ederler. Anadolu kültüründe adları ÇARIKLI ERKAN-I HARP ‘tir.

Bu çarıklı erkanı harbin kurucusu ve baş kumandanı Hz. HIZIR Alehisselamdır.

‘’HIZIR GİBİ YETİŞMEK” deyimi halk kültürümüzde önemli bir deyimdir. Çok sıkıntılı bir zamanımızda geliveren, sıkışık-darlık zamanlarında yardımda bulunan insanlar için bu nitelemeyi kullanırız.

Deyimin aslı ise tabi yine Hz. Hızır ‘ ın misyonuna-vazifesine dayanıyor …

ESRAR İLMİNİN BAŞKUMANDANI HZ. HIZIR!..

Write on Cuma, 01 Haziran 2018 Yayınlandığı Kategori Tasavvuf

Muhyiddîn-i Arabî hazretleri kendinden nasîhat isteyen bir kimseye buyurdu ki:

"Ey nefsinin kurtuluşunu isteyen kimse! Herşeyden önce sana lâzım olan, sana kendi ayıb ve kusûrlarını gösterecek, seni nefsine itâattan kurtaracak bir Mürşid-i Kamil lâzımdır.

Şâyet böyle bir zâtı aramak için uzak memleketlere gideceksen, sana bâzı nasîhatlerde bulunayım. O zâtı bulduğun zaman, huzûrunda, yıkayıcının elindeki meyyit, ölü gibi ol. Çünkü meyyit, yıkayıcının irâdesine göre hareket eder. Yıkayıcı onu istediği tarafa çevirir. Meyyit, yıkayıcıya aslâ îtirâz etmez.

Sakın hatırına o zâta karşı îtirâz gelmesin. Hâlini ondan gizleme ve onun yerine oturma. Elbisesini giyme. Onun huzûrunda, kölenin, efendisinin huzûrunda oturuşu gibi otur. Sana emrettiği şeyi yap. Sana emrettiği şeyi iyice anla ve iyi öğrenmeden o işin peşinde koşma. Ona bir rüyânı veya başka bir hâlini arz ettiğin zaman,

Write on Salı, 26 Aralık 2017 Yayınlandığı Kategori Bilim

Bilim insanları tek bir atomu sabit diske dönüştürdü

Verinin giderek daha küçük alanlarda depolanması yarışında yeni bir aşamaya geçildi.

Bilim insanları, atomda veri saklamayı başardıklarını açıkladı.

Teknoloji devi IBM'in araştırma merkezinden bilim insanlarının Nature dergisinde yayınlanan makalesinde, sabit disk gibi çalışan ve bir atom kadar küçük olan minyatür mıknatısın, veri depolama işlevini yerine getirdiği belirtiliyor.

Minyatür sabit disk için ender rastlanan holmium elementi kullanılıyor. Holmium atomlarının magnezyum oksit üzerine yerleştirilmesiyle manyetik bir alan yaratılabildiği ortaya kondu.

Böylece manyetik sabit diskin çalışma prensipleri atom düzeyine indirgendi ve atom düzeyinde veri depolamak mümkün hale getirildi.

Write on Çarşamba, 26 Temmuz 2017 Yayınlandığı Kategori Bilim

Alman Bilim İnsanları Ölümden Sonra Yaşam Olduğunu Kanıtladı

Berlin’den inanılmaz bir açıklama geldi. Alman doktorlar ve psikologlar ölümden sonra yaşamın olduğunu duyurdular. Bunu da yaptıkları bir klinik deneyle kanıtladılar. Bazı formlarda ölümden sonra yaşamın olduğunu gösterdiler. Bu sonuca da, tıp profesörleri tarafından ölümle burun buruna gelmiş hastalar üzerinde yapılan bir araştırma vasıtasıyla gelmişler. Bu hastalar 20 dakika ölü kaldıktan sonra hayata geri getirilmişler.

Alman Bilim İnsanları Ölümden Sonra Yaşam Olduğunu Kanıtladı. Çalışma, gönüllü olarak başvuran 900 kişi üzerinde gerçekleştirilmiş ve 4 yıl sürmüş. Araştırma sırasında epinefrin ve dimethytryptamine karışımından meydana gelen bir ilaç da kullanılmış. Bu maddeler, ölüm ve yeniden canlanma sırasında vücudu canlı tutmaya ve olduğu gibi korumaya yarıyor.

Write on Cuma, 21 Temmuz 2017 Yayınlandığı Kategori Bilim

Neden Kanser Oluyoruz?

Palm yağı, ayçiçek yağı, Mısır özü yağı, margarin ve trans yağ içeren ürünleri kullandın. Tereyağı ve zeytinyağı tüketmedin ki organlarından biri iflas edene kadar bunları yedin.

Bulaşık makinesine deterjan ve parlatıcı koyduğunda, o deterjanı ve parlatıcıyı yediğini fark etmedin. Deterjan yerine karbonat, parlatıcı yerine sirke koyarak hem sağlıklı hem de tertemiz bulaşıkların olacağını önemsemedin.

Evde basitçe kostik ve zeytin yağını karıştırıp kalıplara dökmek ve kendi doğal sabununu yapmak dururken, gidip içerisinde bin tane kimyasal zehir olan o sabunlarla her Sabah yüzünü bedenini yıkadın. Her gün bu daha da iyi diye pazarlanan o şampuan zehirleriyle saçını yıkadın.

Evini arap sabunu gibi doğal yağlarla üretilmiş bir sabun yerine, temiz olsun diye çamaşır suyuyla sildin.O su buharlaştıkça soludun ve akciğer kanseri oldun.

Write on Pazar, 11 Haziran 2017 Yayınlandığı Kategori Tasavvuf

Beykozlu Hacı Hafız Muhammed Osman Akfırat Hazretleri
1881 yılında Medine’de doğmuştur. Temiz soyu Allah Rasulü’ne (s.a.v.) ır. Medineli Hacı Osman AkfıratYöre adetleri gereği, doğduktan sonra, kundak halinde, altı saat Türbe-i Saadet’te bırakılmıştır. Muhammed Osman Efendi, Kur’an-ı Kerim öğrenimine Ravza-i Mutahhare’de başlamış, ilk ve orta tahsilini de yine Medine’de yapmıştır. Hafızlık şerefini hayatının sonuna kadar korumuş, teravih namazlarını yıllarca hatimle kıldırmıştır. Çocuk denilecek yaşta babasını kaybeden Osman Efendi, bundan sonra kendisini dinî ilimlerin tahsiline vermiş, on yedi yaşında tahsilini ilerletmek için İstanbul’a gelmiş, Fatih semtindeki Çırçır Medresesi’ne girmiş, bu medresede yıllarca tahsil­den sonra icazetini almış, daha sonra aynı medresede müderris olarak göreve başlamış, hayli talebe yetiş­tirmiştir. Bir yandan da Müslümanları vaaz ve sohbetleri ile irşada başlamış, Beykoz Hacı Ali Camii’nde kırk üç yıl aralıksız vaaz ve nasihatte bulunmaktan başka, yirmi dokuz camide daha irşad görevini sürdürmüştür.

Write on Pazar, 14 Mayıs 2017 Yayınlandığı Kategori Kıssadan Hisse

Adamın birinin 5 yaşında bir oğlu varmış..

Adam akşam eve geliyor ve çocuğu hemen…

Babasına koşuyor. Çocuk: "Babacım Ne Olursun Biraz Kapı Önüne Çıkıp da Oynayalım.

Aslında baba oğlunu kırmak istemiyor. Düşünüyor evde de yapacak bir sürü iş var..

Sonra bu çocuğu nasıl kırmadan evde tutabilirim diye düşünürken, masanın üzerinde bir dünya haritası görüyor.
Adam oğluna dönüyor ve:”Bak oğlum..Sana bir görev vereceğim onu yaparsan dışarı çıkıp beraber oynarız..”

Adam eline haritayı alıyor:” Bak oğlum. Bu dünya haritası.” Baba haritayı yırtıyor.

Bir sürü kağıt parçası yapıyor ve oğluna: “Al oğlum. Bu kağıt parçalarını bir araya getir yani dünyayı düzelt, seninle dışarı çıkacağım."

Çocuk da saf ve küçük olduğu için seviniyor. Alıyor kağıtları eline ve odasına doğru koşuyor…

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM