Kıssadan Hisse

Kıssadan Hisse (32)

Yazan Written on: Pazar, 14 Mayıs 2017 Okunma 1899 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Adamın birinin 5 yaşında bir oğlu varmış..

Adam akşam eve geliyor ve çocuğu hemen…

Babasına koşuyor. Çocuk: "Babacım Ne Olursun Biraz Kapı Önüne Çıkıp da Oynayalım.

Aslında baba oğlunu kırmak istemiyor. Düşünüyor evde de yapacak bir sürü iş var..

Sonra bu çocuğu nasıl kırmadan evde tutabilirim diye düşünürken, masanın üzerinde bir dünya haritası görüyor.
Adam oğluna dönüyor ve:”Bak oğlum..Sana bir görev vereceğim onu yaparsan dışarı çıkıp beraber oynarız..”

Adam eline haritayı alıyor:” Bak oğlum. Bu dünya haritası.” Baba haritayı yırtıyor.

Bir sürü kağıt parçası yapıyor ve oğluna: “Al oğlum. Bu kağıt parçalarını bir araya getir yani dünyayı düzelt, seninle dışarı çıkacağım."

Çocuk da saf ve küçük olduğu için seviniyor. Alıyor kağıtları eline ve odasına doğru koşuyor…

Yazan Written on: Pazar, 14 Mayıs 2017 Okunma 1458 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Davut a.s. zamanında bir adam herkesin yanında daima şöyle dua ederdi:

- Ya Rabbi, bana zahmetsiz, eziyetsiz bir rızık var. Beni tembel, hor, hakir ve miskin yaratan sensin. Öyleyse benim rızkımı da çalış­madan ver. Ya Rabbi, senden zahmetsiz, eziyetsiz ve ummadığım bir rızık istiyorum. Zaten istemekten başka bir şeye çalıştığım yok ki.
Adam gündüz gece, sabah akşam demeden bu duaya devam et­ti. Halk onun bu sözlerine, dua edip durmasına gülerdi.

- Bu sersem ne söylüyor, diyorlardı, rızık kazançla, zahmet ve meşakkatle kazanılır.

Herkes bir sanat, bir iş tutturmuş, rızkını öyle elde ediyor. Rızıklar sebeplere yapışılarak kazanılır.

Davud Peygam­ber (a.s.) bile bu kadar yüceliğine rağmen çalışıyor. Bu kadar mucize­si var, yine de Allah (c.c.) onun bile rızkını çalışmadan vermiyor.

Yazan Written on: Pazar, 14 Mayıs 2017 Okunma 1538 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

            Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşırları asıyormuş. Kadın kocasına ' Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor.' demiş. Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş.

Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah ayni yorumu yapmaya devam etmiş.

Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış 'Bak' demiş kocasına ' Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba ?'

Kocası: 'Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim' diye cevap vermiş.

Hayat böyle değil midir ?

Başkalarını izlerken gördüklerimiz, baktığımız pencerenin ne kadar temiz olduğuna bağlıdır. Birini eleştirmeden ve hemen yargılamaya davranmadan önce zihin durumumuza bakmak ve 'iyi' olanı görmeye hazır olup olmadığımızı fark etmek güzel bir fikir olabilir ...

Asrın mütefekkirinin de söylediği gibi
Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır

Yazan Written on: Pazar, 14 Mayıs 2017 Okunma 1204 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı. Herkesin göreceği bir şekilde tutuyordu ve ardından sordu.

-”Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?”

-50gm!’ …. ’100gm!’ …..’125gm’..diye öğrenciler yanıtladı.

-”Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem, ” dedi profösör, “ama, benim sorum şu ki :”Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?”

-’Hiçbir şey’ diye yanıtladı öğrenciler.

-”Tamam peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?” diye sordu profesör bu kez.

-”Kolunuz ağrımaya başlardı efendim” diye öğrencilerden biri yanıtladı.

 

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1343 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Bir gün adamın biri zamanının üstadlarından birini ziyarete gelmiş ve ona şu soruyu sormuş:

- Önyargılarımdan ve bağımlılıklarımdan nasıl kurtulabilirim?

Üstad ona cevap vermek yerine ayağa kalkmış ve yakında bulunan bir sütuna kollarını dolayarak bağırmaya başlamış:

- Beni bu sütundan kurtarın!!!

Adam şaşkınlıkla bakarak, üstadın deli olduğunu düşünmüş ve ona şöyle demiş: 

- Neden böyle yapıyorsun? Ben senin akıllı birisi olduğunu düşünerek ruhsal bir soru sormaya
geldim. Ama görüyorum ki sen salağın tekisin, sütunu sen tutuyorsun, Sütun seni tutmuyor! Bırak gitsin!  

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 1078 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)


Bir köyde ihtiyar bir adam varmış...  Çok fakirmiş ama dillere destan bir beyaz atı yüzünden kral bile onu kıskanırmış..

Kral at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış..
-’Bu at, bir at değil benim için.. Bir dost.. İnsan dostunu satar mı?’ dermiş hep..
Bir sabah kalkmışlar ki, at yok.. Köylü ihtiyarın başına toplanmış

-’Seni ihtiyar bunak.. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi.

Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın’ demişler..

İhtiyar:

-’Karar vermek için acele etmeyin. Sadece ´At kayıp´ deyin. Çünkü gerçek bu..Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. 

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM