Aşk’a Yemin Olsun ki…

Yazan Mehmet Doğramacı Write on Cuma, 12 Mayıs 2017 Yayınlandığı Kategori Kitap Okunma 1037 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İslam; köprüden önce son çıkışların hiç tükenmediği sistemin adıdır.

Aşk'a Yemin Olsun Ki.

Kader bestesini vicdan notasından okuyan daimi salat yaşar.

Alimler; bilmekle, Arifler; sevmekle yol aldılar.

Bilgi çoğalma genellikle “Ben Bilgisi”ni besler ve onu büyütür. Kayıtların terk edilmesi ancak ve ancak Aşk ile olur.

Aşk’a Yemin Olsun Ki,  Mehmet DOĞRAMACI bey’in son eseri.

Kitabı okuduktan sonra ne anladık, bize nasıl bir katkı sağladı ile alakalı birkaç satır karalamak istedim.

Okuduktan sonra kendime döndüm ve sordum. Ne anladın nasıl bir faydası oldu diye. Anladığım’ı sandığım konular şöyle özetlenebilir;

-          Mecaz ve işaretler ile gerçekleştirilen manaların altındaki hakikat kuyusunun derinliğinin, tahminimden daha çok olduğunu.

-          Tefekkür deryalarında düşünmekten üşendiğim için düşünmeden iman ettiğim bazı konularında, tefekkür deryasının içine dahil edilerek okyanus derinliklerindeki tefekkürün de gerekli,  imanı kuvvetlendirme potansiyelinin olduğunu anladım.

-          Bedeni dünyadan diye hor görmenin ne kadar yanlış olduğunu, ruh’un özgürleşmesi ve tek ile bütünleşmesindeki payını daha iyi anladım. Aslında imamı Gazali’nin bir eserinde ruh ve beden ile ilgili güzel bir deve örneği okumuştum ama oradaki manayı eksik idrak ettiğimi anladım. Hatta Kimyayı Saadet esrindeki o bölümün kısa bir bölümü aşağıya ekliyorum :

Dünyada insana iki şey lazımdır: Birincisi, kalbin öldürücü sebeplerden korunması ve gıdasını elde etmesi, ikincisi de vücudun öldürücü şeylerden korunması ve gıdasını elde etmesi.Kalbin gıdası Yüce Allah’ı tanımak ve sevmektir. Çünkü her şeyin gıdası tabii özelliklerine uygundur. Daha önceki satırlarımızda da, kalbin özelliğinin Allah’ı tanımak ve sevmek olduğunu anlatmıştık. Kalbin mahvolmasının sebebi, Yüce Allah’tan başka şeylerin sevgisine dalmaktır.Vücudu kalb için korumak gerekir. Yoksa vücut birgün yok olur, ama kalb devamlı var olacaktır. Hacıyı hacca götüren deve gibi, vücut ta kalbin binek hayvanıdır, taşıtıdır. Deve hacıya lazımdır, hacı deveye değil. Eğer hacca giden, deve ile gidiyorsa, hacca gidinceye kadar devenin yemini,suyunu ve örtüsünü bulması gerekir. Hactan sonra onun sıkıntısından kurtulur. Ancak deve ile ihtiyacı miktarınca uğraşmalıdır. Yoksa bütün zamanını ona yem vermek, süslemek ve onu korumakla geçirirse, kafileden geri kalır ve mahvolur. İnsan için de durum aynıdır. Eğer bütün zamanını,vücudunun kuvvetlenmesine ve onu yok eden sebeplerle uğraşmasına
harcarsa, kendi saadetinden mahrum kalır.

Yukarıdaki örneklemeyi önceden okuduğumuz halde vücüd ile olak Aşk’ımız eksik imiş. Daha kuvvetli olmasının gerekliliğini anladım.

-          Aldığımız en önemli mesajlardan biri ise ego – benlik hakkında oldu. Bu konular üzerine bir çok eser okumuşluğumuz oldu ancak yine gözümüzden kaçan önemli bir püf noktayı bu kitap hatırlattı. Ego’dan mütevaziliğe giden yolda, benlikten teke gitmek için çaba sarf ederken, uyguladığımız bazı yöntemlerin de  ego ve benliği beslediğini öğretti.

Tasavvuf’u hayat tarzı olarak benimsemiş ve ya benimsemek isteyen kişilerin mutlaka okuması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.

Ahmet Serhat UĞURLU

Kaynak:http://www.nerdenbileceksin.com

Son Düzenlenme Pazartesi, 12 Haziran 2017 22:08

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM