Tasavvuf

Tasavvuf (104)

Yazan Written on: Pazar, 09 Eylül 2018 Okunma 32 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Ezansız Semtler / Yahya Kemal Beyatlı / Tevhîd-i Efkâr Gazetesi

Kendi kendime diyorum ki: Şişli, Kadıköy, Moda gibi semtlerde doğan, büyüyen, oynayan Türk çocukları milliyetlerinden tam bir derecede nasip alabiliyorlar mı? O semtlerdeki minareler görülmez, ezanlar işitilmez, Ramazan ve Kandil günleri hissedilmez. Çocuklar Müslümanlığın çocukluk rüyasını nasıl görürler.

İşte bu rüya, çocukluk dediğimiz bu Müslüman rüyasıdır ki bizi henüz bir millet hâlinde tutuyor.

Bugünkü Türk babaları havası ve toprağı Müslümanlık rüyası ile dolu semtlerde doğdular, doğarken kulaklarına ezan okundu, evlerinin odalarında namaza durmuş ihtiyar nineler gördüler, mübârek günlerin akşamları bir minderin köşesinden okunan Kur’an’ın sesini işittiler; bir raf üzerinde duran Kitabullah’ı indirdiler, küçücük elleriyle açtılar, gülyağı gibi bir ruh olan sarı sahifelerini kokladılar.

Yazan Written on: Perşembe, 02 Ağustos 2018 Okunma 138 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Esselâmü aleyküm ve rahmetullah!..

Efendimiz’in bir duasından kısacık bahsedeceğim. Cenâb-ı Peygamber’in bir duası var:

(Allàhümme tahhir kalbî) “Yâ Rab, benim gönlümü temiz et…”

Mâlûm, insan iki şeyden ibarettir: Bir madde kısmı, et-deri-beden kısmı; bir de bu bedenin sahibi olan ruh kısmı. Gönül diyoruz, kalb diyoruz, ruh diyoruz; hepsi bir…

Şimdi bedenimiz pis olursa hepimiz ürkeriz.

“–Sokulma yanıma yahu, bak pissin!” deriz.

Pisliğin de çeşitleri vardır; insan pisliği, hayvan pisliği, kuş pisliği, sokaklardaki çamur pisliği, içki pisliği, şu pislik, bu pislik… Bunların hepsi pisliktir. Ama bu pislikler o kadar zararlı değil.. En nihayet hamama gideriz, yıkanırız.

Yazan Written on: Pazartesi, 23 Temmuz 2018 Okunma 154 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

HASTALIK , ÇEŞİTLERİ VE TEDAVİ YOLLARI HAKKINDA

Üç çeşit hastalık olduğunu beyan eder Muhyiddin İbn Arabi (k.s.) hz. bizlere Fütuhat-ı Mekkiyye adlı eserinde.

Bunlar :
1- Beden hastalığı.
2- Akıl hastalığı.
3 -Nefis hastalığı.

Beden hastalığı ; bedene ilişen bir hastalıktır. Bunlar çeşitli olabildiği gibi sebepleri de farklılık arzeder. Doğuştan , kalıtımsal , herhangi bir dış etken neticesi vuku bulabileceği gibi fiziksel veya vücut kimyasındaki değişiklik neticesi de açığa çıkabilir. Bu hastalığın teşhisi , tedavisi, usul ve yöntemleri tıp alanına girer. Hekim , bu nevi bazı hastalıkların vücutta bazı şeylerin eksikliği veya fazlalığından kaynaklandığını bilmesi hasebiyle tedavi için eksik olanı artırma , fazla olanı eksiltme yolu ile tedaviyi amaçlar.

Yazan Written on: Perşembe, 14 Haziran 2018 Okunma 219 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Bir pirle sohbetten mahrum olan müridin her gün bu taifenin sözlerinden sekiz yaprak okuması gerekir. Böyle yaptığı takdirde, bu sözler onun gönlünün yaşamasına sebep olur. Buna göre bir mürit kendi takip edeceği yolu dört rükün üzerine bina etmelidir. Birinci rükün, nefis riyazetinde bulunmaktır. 

Bunu anlatmak çok zaman alır. Özeti şudur: Yemek, uyumak ve giyinmek şehvet ölçüsünde değil, ihtiyaç ölçüsünde olmalıdır. Bir gün boyunca sadece bir öğün yemek kâfi geliyorsa, iki öğün yememelidir. Bu ölçü yeterli eliyorsa, doyuncaya kadar da yememelidir. Açlık ise, çok önemli bir esastır. Bu esas doğrultusunda yolunu tayin etmeyen kişi genellikle yoldan çıkar ve helak olur. Çünkü nefis boyun eğmedikçe, Şeytan uzaklaştırılmadıkça, dünya düşüncesi gözden silinmeyip, şehvetler ölmedikçe, bu hedefe ulaşılamaz. Mürit uzun bir süre açlığı kendisi için bir prensip olarak kabul etmedikçe, elbette bu manalar gerçekleşemez.

Yazan Written on: Çarşamba, 06 Haziran 2018 Okunma 267 kez
Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Gayb; göz önünde olmayan; alamet ve emmare ile bilinemeyen, hakkında delil bulunmayan, gizli olan manalarının yanında; His ve aklın ötesinde kalan, insan tarafından kavranamayan ve manevi alem Ekran Alıntısımanalarında açıklanır. Bir de GAYB ERENLERİ vardır ki Cenab-ı Hakk’ın kudretinden ikrama layık görülmüş bu kişiler; özel bir ordu disipliniyle hareket ederler. Anadolu kültüründe adları ÇARIKLI ERKAN-I HARP ‘tir.

Bu çarıklı erkanı harbin kurucusu ve baş kumandanı Hz. HIZIR Alehisselamdır.

‘’HIZIR GİBİ YETİŞMEK” deyimi halk kültürümüzde önemli bir deyimdir. Çok sıkıntılı bir zamanımızda geliveren, sıkışık-darlık zamanlarında yardımda bulunan insanlar için bu nitelemeyi kullanırız.

Deyimin aslı ise tabi yine Hz. Hızır ‘ ın misyonuna-vazifesine dayanıyor …

ESRAR İLMİNİN BAŞKUMANDANI HZ. HIZIR!..

Yazan Written on: Cuma, 01 Haziran 2018 Okunma 221 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Muhyiddîn-i Arabî hazretleri kendinden nasîhat isteyen bir kimseye buyurdu ki:

"Ey nefsinin kurtuluşunu isteyen kimse! Herşeyden önce sana lâzım olan, sana kendi ayıb ve kusûrlarını gösterecek, seni nefsine itâattan kurtaracak bir Mürşid-i Kamil lâzımdır.

Şâyet böyle bir zâtı aramak için uzak memleketlere gideceksen, sana bâzı nasîhatlerde bulunayım. O zâtı bulduğun zaman, huzûrunda, yıkayıcının elindeki meyyit, ölü gibi ol. Çünkü meyyit, yıkayıcının irâdesine göre hareket eder. Yıkayıcı onu istediği tarafa çevirir. Meyyit, yıkayıcıya aslâ îtirâz etmez.

Sakın hatırına o zâta karşı îtirâz gelmesin. Hâlini ondan gizleme ve onun yerine oturma. Elbisesini giyme. Onun huzûrunda, kölenin, efendisinin huzûrunda oturuşu gibi otur. Sana emrettiği şeyi yap. Sana emrettiği şeyi iyice anla ve iyi öğrenmeden o işin peşinde koşma. Ona bir rüyânı veya başka bir hâlini arz ettiğin zaman,

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM