Tasavvuf

Tasavvuf (101)

Yazan Written on: Perşembe, 14 Haziran 2018 Okunma 73 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Bir pirle sohbetten mahrum olan müridin her gün bu taifenin sözlerinden sekiz yaprak okuması gerekir. Böyle yaptığı takdirde, bu sözler onun gönlünün yaşamasına sebep olur. Buna göre bir mürit kendi takip edeceği yolu dört rükün üzerine bina etmelidir. Birinci rükün, nefis riyazetinde bulunmaktır. 

Bunu anlatmak çok zaman alır. Özeti şudur: Yemek, uyumak ve giyinmek şehvet ölçüsünde değil, ihtiyaç ölçüsünde olmalıdır. Bir gün boyunca sadece bir öğün yemek kâfi geliyorsa, iki öğün yememelidir. Bu ölçü yeterli eliyorsa, doyuncaya kadar da yememelidir. Açlık ise, çok önemli bir esastır. Bu esas doğrultusunda yolunu tayin etmeyen kişi genellikle yoldan çıkar ve helak olur. Çünkü nefis boyun eğmedikçe, Şeytan uzaklaştırılmadıkça, dünya düşüncesi gözden silinmeyip, şehvetler ölmedikçe, bu hedefe ulaşılamaz. Mürit uzun bir süre açlığı kendisi için bir prensip olarak kabul etmedikçe, elbette bu manalar gerçekleşemez.

Yazan Written on: Çarşamba, 06 Haziran 2018 Okunma 90 kez
Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Gayb; göz önünde olmayan; alamet ve emmare ile bilinemeyen, hakkında delil bulunmayan, gizli olan manalarının yanında; His ve aklın ötesinde kalan, insan tarafından kavranamayan ve manevi alem Ekran Alıntısımanalarında açıklanır. Bir de GAYB ERENLERİ vardır ki Cenab-ı Hakk’ın kudretinden ikrama layık görülmüş bu kişiler; özel bir ordu disipliniyle hareket ederler. Anadolu kültüründe adları ÇARIKLI ERKAN-I HARP ‘tir.

Bu çarıklı erkanı harbin kurucusu ve baş kumandanı Hz. HIZIR Alehisselamdır.

‘’HIZIR GİBİ YETİŞMEK” deyimi halk kültürümüzde önemli bir deyimdir. Çok sıkıntılı bir zamanımızda geliveren, sıkışık-darlık zamanlarında yardımda bulunan insanlar için bu nitelemeyi kullanırız.

Deyimin aslı ise tabi yine Hz. Hızır ‘ ın misyonuna-vazifesine dayanıyor …

ESRAR İLMİNİN BAŞKUMANDANI HZ. HIZIR!..

Yazan Written on: Cuma, 01 Haziran 2018 Okunma 81 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Muhyiddîn-i Arabî hazretleri kendinden nasîhat isteyen bir kimseye buyurdu ki:

"Ey nefsinin kurtuluşunu isteyen kimse! Herşeyden önce sana lâzım olan, sana kendi ayıb ve kusûrlarını gösterecek, seni nefsine itâattan kurtaracak bir Mürşid-i Kamil lâzımdır.

Şâyet böyle bir zâtı aramak için uzak memleketlere gideceksen, sana bâzı nasîhatlerde bulunayım. O zâtı bulduğun zaman, huzûrunda, yıkayıcının elindeki meyyit, ölü gibi ol. Çünkü meyyit, yıkayıcının irâdesine göre hareket eder. Yıkayıcı onu istediği tarafa çevirir. Meyyit, yıkayıcıya aslâ îtirâz etmez.

Sakın hatırına o zâta karşı îtirâz gelmesin. Hâlini ondan gizleme ve onun yerine oturma. Elbisesini giyme. Onun huzûrunda, kölenin, efendisinin huzûrunda oturuşu gibi otur. Sana emrettiği şeyi yap. Sana emrettiği şeyi iyice anla ve iyi öğrenmeden o işin peşinde koşma. Ona bir rüyânı veya başka bir hâlini arz ettiğin zaman,

Yazan Written on: Cuma, 27 Nisan 2018 Okunma 143 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Hz. Ömer devrinde ihtiyar bir çalgıcı vardı, çok güzel çeng çalardı. (Çeng: Kanun gibi fakat dikine tutularak çalınan bir saz). Eğlence meclislerini ve toplantıları onun nağmeleri süsler, onun sesinden kıyametler kopardı. Sesi İsrafil"in sesi gibi ölülerin bedenlerine can bağışlardı. Onun nağmelerini dinleyen fil bile neredeyse kanatlanırdı.

Çalgıcı zamanla ihtiyarladı, kamburlaştı, artık eskisi gibi çalamaz oldu, kimseler onu dinlemek istemiyordu. Vaktiyle bol parası olmuş fakat gün kazanıp gün yemişti. İyice yaşlanıp zayıflayınca parasız kaldı, yiyecek kuru ekmeğe muhtaç hâle geldi. Eski itibarlı ve mutlu günler gerilerde kalmıştı. Yalnız, çâresiz, ümitsiz ve aç idi. Sonunda şöyle niyaz etti: 

“Ya Rabbi, bana uzun ömür ve bir çok imkânlar verdin, benim gibi değersiz birine lûtuflarda bulundun. Yetmiş yıldır isyan edip durdum, benden bir gün bile ihsanını kesmedin. Ama ne yazık ki artık para kazanamıyorum. Şimdi senin

Yazan Written on: Pazartesi, 09 Nisan 2018 Okunma 301 kez
Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Aziz cemaat bir Hadis-i Peygamberi vardır.  Büyüklerin Büyüğü Rasûlullah’ın bir sözü vardır, Hadis-i Şerif.  Kim olursa olsun. Halk cemaat ne olursa olsun diyor. Halka kendi aklınız miktarınca değil… Mesela aha buraya ben çıktım size vaaz ediyorum.  Benim aklımın miktarınca değil.  Onların akılları miktarınca söz söyleyeceksin.

Benim bildiklerimi siz bilmezsiniz, sizin bildiklerinizi de ben bilmem.  Ben şimdi Doktorca size anlatsam anlamazsınız.  Bu kadar tahsil edeceksiniz ki doktor lisanından anlayasınız.  Ben işte o aklımın düşündüğünce size hitab etmeyeceğim.  Sizin anlayacağınız sizin aklınızın derecesinde hitab edeceğim.  İlaç yazdım size. Şunu şöyle yapacaksın işte bu (ilaç isimleri).  İşte bu böyle yapacaksın.  Bilmem şeker seviyesi şöyle oldu mu şöyle olacak. Glikoz şöyledir.  Bilmem efendim hipotansiyon şöyledir.

Ne diyor bu herif.  Sizin anlayabileceğiniz şekilde… 

Yazan Written on: Perşembe, 29 Mart 2018 Okunma 232 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Tasavvuf bir arınma sanatıdır. Arınmak hünerdir, mârifettir. Tasavvuf erbâbına göre, varlığın zâhiri halk bātını Hakk’dır. Allah’ın vahdâniyet ve hilâfet emânetini yüklenen insanın, bir ucu beşerilik öbür ucu İlâhîliktir. Kitab ve Sünnet ikliminde sırātımüstakim üzre ibâdet tâat, çile ve riyâzat şeritlerinde kırk elekte elenip kırk imbikte imbiklendikten sonra, dört kapı kırk makam denetiminden geçerek, halklığından Hakklığına, beşerliğinden ilâhiliğine terfi etme mârifetidir tasavvuf!Hem tıb hem tasavvuf adamı olan Derman Hekim’e göre: İnsanın bir beşerî ve bir de ilâhî tarafı vardır. Beşerî tarafını tamamıyla silip, ilâhî tarafıyla görünmek hünerine vâsıl olursa insan, o insana mutasavvıf ismi verilebilir. Bu âlim velîdir; tasavvuf da onun yaşadığı hâldir. Bu hâl, lâfla kitabla anlatılmaz. (Sırlar 1/139)Tıbbın da tasavvufun da bu bağlamda gerekli gördüğü ve olmazsa olmaz kabul ettiği temel ilke

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM