Tasavvuf

Tasavvuf (94)

Yazan Written on: Cuma, 24 Kasım 2017 Okunma 159 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

14 Ocak 2005

(17 Mart 1998 Salı günü Necmettin Şâhinler'in pîşekârlığında Prof.Dr. Ahmed Yüksel Özemre ile başbaşa yapılmış olan bir sohbet)

 NECMETTİN ŞAHİNLER

- Efendim; geceleyin uyurken rüyâ gördüğümüz zaman bu rüyâyı beden gözüyle mi görmekteyiz? Bu husûsu açıklar mısınız?
 

AHMED YÜKSEL ÖZEMRE

- Necmettin'ciğim; Rüyâ Âlemi ile uyanık iken idrâk etmekte olduğumuz Şehâdet Âlemi arasında sence ne gibi farklar var?
 

NECMETTİN ŞAHİNLER

- Uyanık iken, sizin işâret buyurduğunuz gibi, Şehâdet Âlemi'ni idrâk ediyorum ama rüyâda iken meselâ aynı oda içinde, yâni Şehâdet Âlemi'nde bulunan, nakış örmekte olan eşimden de, onun nakışından da haberim

Yazan Written on: Cuma, 24 Kasım 2017 Okunma 265 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

HADİSLERDE DELÂLET SORUNU[1]

 Doç. Dr. Mehmet GÖRMEZ

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

 Sayın Başkanım, sözlerime başlarken önce zat-ı âlinizi ve bütün hocalarımı saygıyla selâmlıyorum.

Benim tebliğim, “Hadislerde Delâlet Sorunu” başlığını taşıyor. Ancak, iki gündür yapılan konuşmalardan da anlaşıldığı gibi, hadislerde sübût ve delâlet sorununu birbirinden ayırmak oldukça güçtür. Bu sebeple, yer yer sübût ve delâlet konusunun iç içe ele alındığını ifade etmek isterim.

Tebliğime başlamadan önce, metnimin kurgusu hakkında, kendimi doğru ve yeterli anlatabilmek için bilgi vermek istiyorum. Sunacağım metin iki bölümden ibarettir. Birinci bölümde, öteden beri çalışmalarımı üzerinde yoğunlaştırdığım hadislerin anlaşılmasında ve yorumlanmasında metodolojik bir sorun ve bu sorunun, söz gelimi fıkha, ahlâka ve kelâma yansımaları hakkında okumalarım

Yazan Written on: Salı, 14 Kasım 2017 Okunma 158 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Kul, şeytan ve nefsin arzularından ve hilelerinden arınmadıkça, vuslat ehli olması mümkün değildir. O iki büyük düşmanın şerrinden korunmak ancak Allah Resulü Aleyhissalatu Vesselam'a hem zahiri hem de batıni olarak uymakla gerçekleşir.
Muhyiddin İbn Arabi (k.s.)
Şeriatın bir hükmüne iman ederken içinde onun aksini tercih etme eğilimini bulabiliyorsan , bu imana itibar edilmez.
Muhyiddin İbn Arabi (k.s.)
UYULMAZ ŞERİATI ZAYİ OLMUŞ OLANA
GETİRSE DE BİN HABER ALLAH KATINDAN !..
Muhyiddin İbn Arabi (k.s.)
----------------------------
Mü'min için ilim büyük bir nimettir , bir mihenk taşıdır , terazidir. Her kimde hakikat ilimleri mevcut ise karşılaştığı her olayı , her duyduğu sözü , her gördüğü işi bu terazide tartar ve daha sonrasında ilminin verisine göre bu şey hakkında hüküm verir. Aksi takdirde derin ilim sahibi olmayanlar ya zannına göre , ya aklına göre – ki akıl dahi bazen yanılır, çünkü akıl duyuların verisine göre sahip olduğu bilgi ,

Yazan Written on: Salı, 10 Ekim 2017 Okunma 219 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

RUH , AKIL - NEFS , ŞEHVET

Ruh ve nefis aslında birbirinden ayrılmaz hakikatlerdir. Ya ruh , nefsin hüzerinde kendi hükmünü icra eder ve hükümran benim der. Yahut da nefs , ruhun üzerinde hükümranlık kurar ve sınır tanımaz bir yaşam biçimini seçer , kişinin ebedi hayatını helak eder.
İnsan vücudunun gerçek padişahı ruh’tur. Allah bu şekilde yaratmış ve asli özelliklerinde saf ve temiz, arınmış olarak bulunan ruh , hükmünü icra etmesi hasebiyle “ Ahsen-i takvim “ olarak Yaradanımızın nitelediği mertebenin sahibidir.
Ancak ruh bu özelliklerini açığa çıkaramayıp, hükümdarı olduğu bu vücud ülkesinde otoritesini sağlayamaz ise eşkıya başı olan nefs’in ayaklanıp baş kaldırması ile bu ülkenin vezirini (akıl) ayartıp (kandırıp) ülkenin tüm kuvvetlerini ele geçirmesi neticesi artık kendi hükmünü kendi baş yardımcısı olan veziri ( heva, heves, şehvet) ile icra etmeye başlar. Ülkenin gerçek padişahı olan ruh’u susturur ve adeta zindandaki bir hücreye hapsederek bu ülkenin yönetimini dilediği gibi icra eder.

Yazan Written on: Salı, 15 Ağustos 2017 Okunma 438 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Ne uyku ne uyuklama…

Seyreyle âlemi. Seyreyle semada satır satır yazan kalemi. Elde bir hiç kaldı. Bir’e yemin olsun ki; ölüm yakın. Yakındır vuslat, geldiğin yere…

Çaresi olmayan bir dert…

Lokman Hekim’in bile bîhaber olduğu bir dert…

Gül dünde kaldı…

 

Gün bîhaber gülden…

Yarına kalan koskoca bir yalan…

O yalandan var mı, haberi olan? Keyfe durdu günah, Seyre durdu dört bir cenah…

Seyre durdu izler, Neticesiz kaldı bütün analizler…

Ve bütün dehlizler Yüz tuttu kapanmaya…

Şimdi bozulan; maya Ne undan ekmek olur Ne de sütten yoğurt…

Yazan Written on: Cumartesi, 01 Temmuz 2017 Okunma 1021 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

ALLAH'I BİLMEK / İDRAK ADINA BİR TEFEKKÜR

" Allah'ı idrak ; idrak edilemeyeceğini idraktir. "

Hz. Ebu Bekir Sıddık ( r.a.)

"Bir eren kişiye : - Hakk'a zulüm isnadından nasıl kurtuldun ? Demişler , şu cevabı almışlar : - Hakk'ın mülkünde ondan başkasını koymadım. Cümle mülk , onun olduğuna göre , zulmü kime yapar ? Herkes mülkünü arzu ettiği gibi kullanır ! "

İsmail HakkıBursevi (k.s.)

................................................................................

Yukarıda İsmail Hakkı Bursevi (k.s.) hz. den yapmış olduğum alıntının mahiyetini bizde oluşan idrak nispetinde izah etmeye çalışalım inşaAllah :

Öncelikle Allah ismi ile işaret edileni tanımak , bilmek , idrak etmek gereklidir.Ancak bu idrak ile tüm soruların cevabı çözülebilir. Allah'ın" BİRLİĞİ " ne demek bunu çok iyi anlamak gerek.Başlangıç noktası ise Resulullah (S.A.V) efendimizin “ Nefsini bilen rabbini bilir “ hadisi şerifi uyarınca

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM