İbn-i Arabi'den

Yazan Muhyiddin-i Arabi Write on Pazartesi, 15 Temmuz 2013 Kategori Tasavvuf Okunma 992 defa
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Muhyiddin-i Arabi Hazretlerinin Tavsiyeleri...

Muhiddin-i Arabi buyuruyor:
1-) Bütün Müslümanlara, dinlerinde devamlı birlik ve bir gibi olmalarını, hiç bîr suretle Dinde ayrılık yapmamalarını vasiyet ederim. . .
Allah'ın yardımı birliktedir. Müslümanlar ayrılığa düşmezlerse onları kimse mağlup edemez. . .
Dinin hükümlerini nefsinde ihlas ile tatbik edeni kimse aldata maz. Cin ve Şeytan o insana galebe edemez.
Allah, Esma-i Hüsnasıyla bilinir. Cenabı Hakk’ın asarından. Kudret ve azametini düşün, Zât ve mahiyetini düşünme. . .
Esmâ-i Hüsna’nın çokluğu bir merkezde düşünülürse Tevhid olur. Tevhid kuvvettir.
Daima Allah'tan başkasını unut. . . Zâkir olursun. Böyle olan kimse her yerde Zâkir’dir. Kalp ve lisaniyle Allah'ın zikrine devam edenlerin kalbine Allah Zâti Ahadiyetine karşı iştiyak nuru ilka eder. Gözü açılana ilâya gelir. . .
Hayâ makamında Fetih başlar. Fetih, kalb gözünün Tevfık-ı Rabbani ile açılmasıdır. Bu göz açıldı mı Ahlâk, Fazilet, Doğruluk o kimse için asla değişmeyen, değiştirilemeyen bir haslet olur, Onsuz yaşayamaz.

2-) Bir yerde bir günah işlemiş isen oradan ayrılmadan birde iyilik, ibadet işle, bir elbise üzerinde iken işlemiş isen O elbiseyi çıkarmadan evvel bir de ibadet yap. .
Vücudundan ayrılan sakal, bıyık, saç, tırnak, kir gibi şeylerde, senden ayrılırken Tahir bulun. Ve Allah'ı zikret. Çünkü onlara sahibini nasıl terk ettin diye sorarlar. . .
"Tırnak ve saçta sinir vardır. Fakat keserken duymaz.
Vücutta bazı kısımların Ruhla alâkası vardır. Duyarlar.
Bazı kısımlar da cesede, cana aittir, duygu yoktur"
Hiç olmazsa Allah'tan mağfiret İste. . . Allah'tan af ve mağfiret istemen bir duadır. Dua da ibadettir unutma. . .
Abdestsiz kat'iyyen tırnak, saç, sakal kesme. Abdest almadan yıkanma. . . Cünüp iken su içme, yemek yeme, hatta kelâm etme, konuşma. . .
Niçin İni sorma. Bana yanaşamazsın. Vasiyetimi tut. Sonun hayırlı olur.

Geçmiş günahlarından birini hatırlayınca hemen tövbe, istiğfar et. Ve Allah'ı zikret. Çünkü Resulü Ekrem (Her işlediğin suçun peşinden bir de iyilik yap ki onu mahvetsin, zira Hasenat Seyyiatı yok eder) buyurmuşlardır.


3-) Nerede öleceğini, ne vakit ruhunu vereceğini bilemezsin... Onun için Rabbine her hâlinde hüsnü zan et. Sui zan etme. Ta ki Rab-bine hüsnü zan ile kavuşasın. . .
Hadis-i Kutsi’de buyurur: Ben kulumun zannı üzereyim. Bana karşı hayır Zan’da bulunsun. Bu haber bir vakit ile şarta bağlanmamıştır. Hatta zan ilim derecesine çıkar. . .
De ki Rabbim affeder, mağfiret eder. Günahlarımdan beni temizler.
Günahkârlara rahmetinden ümidinizi kesmeyin; çünkü Rab-biniz bütün günahları yargılar. Bu ayettir.
Bir kavli şerifte hiç bir günahı tahdid(sınırlandırma) edilmeden mağfiret beyan buyrulmuş, bir de cenıian ile te'kid(destekleme) edilmiştir.
Allah'ın Rahmeti gazabına galiptir. Günahkârlara da kulum diye şeref bahşetmesi ne büyük lütf-u İlâhidir. (Kul) kelimesi Hak namına kelâm eden, konuşan demektir.
Allah'ımıza hudutsuz şükürler olsun. . .
4-) Gizli, aşikâr, tenhada, kalabalıkta Allah'ın zikrine devam et. Allah, siz beni anın ben de sizi anayım der.
Allah'ı çok zikreden erkeklerle, Allah'ı çok zikreden kadınlara pek büyük mükâfatlar hazırlanmıştır, buyrulur.
Zikir, dil ile. Olduğu gibi kalp ile de olur. Hatta bütün azalarla olur. Zikir, zikrettiği Zaten başkasını tamamen unutmaktadır.
Daha doğrusu zikir, Maliki ceseden ve Ruhan talep etmektir.
Zikir çok büyük bir ihsandır müminlere. . .
"VE LE ZlKRULLAHÜ EKBER"
Allah daima kendi Zat-ı Ecel-li Âlâlarını teşbih ve zikreder.
En büyük zikir Allah'ın zikridir. Buradaki âyette en büyük zikir Hak İle zikre iştiraktir. Sana senden yakın olanla. . .
Gafil olma. . . Gafillerin sözüne bakma. . . Onlar bana yetişemezler. . .

Zikir:

l- Kalben
2- Suren
3- Fiilen.


l- Kalben, esmayı sükûn ve huzur içinde dil ile zikirle elde
edilir.
2- Sırren, Esmada erimektir.. .
3- Fiilen, ki en kıymetli zikirdir. Bu zikir Allah'ın emirlerinde gizlidir. Resulün sünnetlerinde yaptığı hareketlerde görünür. . . Zekât, sadaka el Rezzak esmasını Hilen zikirdir. Merhamet ve şefkat; El Rahim, El Rahman esmalarının fiili
zikridir.


Muzur diye telâkki ettiğimiz hayvanlara bile şefkat ve merhamet şâmildir.
Resulü Ekrem fiili zikrin tam kendisi idi. Ahlâkı ve bütün sün-
netleriyle...
Bu zikre giren büyük bir tahdidat altındadır. Resul'e abdestli bulunmak, yerde yatmak, Teheccüd namazı kılmak, misvak kullanmak farzdı. Fiili zikir olmasa diğerleri bir şey
ifade etmez.
Namaz da bir zikirdir. Miraca gitmektir, ibadet bundan dolayı farzdır. "Farz" demek mecburi demek değildir. Hak'ka yanaşmak için muhakkak şarttır. Hak'ka yanaşmanın edebidir, usulüdür bunsuz olmaz
demektir.


5-) işlenilen günahın günah olduğuna inanmak ve onun bir kabahat olduğunu bilmek tâattir. Daha günahı işlerken içine ibâdet karışıyor demektir. Bu ibâdetin karışması affa sebebtir. Bir de o günaha istiğfar ve tevbe edilirse, tâat tarafı kuvvetleniyor günaha galebe ediyor. Günahı günah bilmek ve işlerken günah olduğuna inanmak işlemenin sonunda nedamete (için yanmasına) sebep olur. işte bu haller günahları yıkayan en İyi hallerdir.
Allah'ın affı ve Rahmeti çok vâsidir. Allah'a doğru bir kanş gidene Allah'ın rahmeti bir arşın gelir. Bir arşın gidene bir kulaç gelir. Yürüyerek gidene koşarak gelir mealinde Hadis-i Kııdsi vardır.
Allah'tan bize gelen feyizler, Ahkâm-ı llâhiye'ye imân ile mütenasiptir, imânın ne kadar kuvvetlenirse feyz o kadar fazlalaşır. . .


6-) Daima hayra ve hayırlı işlere niyetli ol. O hayn işlemeğe muvaffak olamazsan dahî mükâfatını görürsün.

Yine hatama gelen bütün serleri de terk etmeğe azimli ol.
Yine hatırına gelen fenalıkları da terk etmeğe azmet.
Kader galebe eder de o şerri işlersen zararım görmezsin. Hatıra gelen serleri terk etmeğe azimli olan, her fena hatıradan dolayı sevap kazanır. . .
Sevap: Allah'ın ve Peygamberin yapılmasını istediği ve yapıl-mamasından hoşnut oldukları şeylere denir.
Bir Hadis-i Kudsî'de: Kulum bir sevap, bir iyilik işlemeyi düşünürse, hemen bir sevap yazarım. Eğer onu işlerse enaz on misli sevap yazarım. Bir fenalık düşünürse, onu işlemezse affederim, işlerse bir misli günah yazarını. Buyruhır.
Günahlarda adalet var. Sevaplarda fazlalık var. iyi iş, güzel âmel yapanlara daha güzel bir de ziyadesi var.
"Burada Allah .yazarım diyor" Hakkın kudretiyle yazıldığı için "yazarını" buyuruyor tahdid(sınırlandırmıyor)etmiyor.


7-) İslâm kelimesi (LA İLAHE İLLALLAH) dır, ona devanı et.
Bu, zikirlerin efdâlidir.
Hadis-i şerifte Ben ve benden evvel geçen bütün Peygamberlerin söylediği en efdâl zikir {LA İ L Â H E l L L A L L A H)dır buyrulmuştur.
Bİr Hadis-i Kudsi'de: Benden gayri yedi gökler ve onlarda bulunanlar ve yine benden gayri yedi kat yerler ve içinde bulunanlar terazinin bir gözünde olsa, (LA İ L A H E İLLALLAH) da diğer kefesinde olsa, Kelime-i islâm ağır gelir.. .
Sözün inceliğini düşün. Düşün de ona göre devam et. . . Bu zikrin feyzini ancak buna devam eden ve bunu kalbe muhkem yerleştiren anlar. . . Bu kelimede hem nefihenı de ispat vardır. (LA İLA - H E ) İle aynını nefi ederken (I L L A L L A H) ile de varlığını ispat ediyor.
Sen de ilmen değil hükmen aynını nefi eder Hak'kın varlığını hem ilmen hem de hükmen ısbat, edersen, Tevhid'in zevkine erersin. . .
(LA İLAHE İLLALLAH) lâfzı mübarekinin nefi ve ısbat İle birlikte bulunması ve böyle olmasında büyük bir hikmet ve büyük bir sırrın Hak tarafından ilânı vardır. Ona da devam et ve ehlini bulursan ondan tâlim eyle. . .


8-) Sakın (LA l L Â H E t L L A L L A H) m ehline düşman olma, onun Allah dostları ile dostluğu vardır.
Kelime-i tevhidin ehli olanların bilfarz yer dolusu günahları olsa yalnız şirk bulunmasa, Allah onları kadar mağfiretle karşılar. Allah'a düşman olan müşriktir. Ondan uzaklaşmalı. . .
Bilmeyerek veya tevile müsait ağzından bozuk şeyler çıkmış ise, bununla Allah'ın kullarına düşman olunmaz...
Allah'a düşman olduğu belli olmayan kimselere düşmanlık etme...
Allah'a düşman müşriktir dedik Fiilini söylemeyen de âsi, günahkâr (mü'min) veya daha akıbeti belli olmayandır.
Allah, kendi dostuna düşmanlık edene ilânı harbeder.
Allah'ın kullarına daima şefkat ve merhametle muamele et.
Allah, gâvuruna da dinsizine de rızık veriyor. Hattâ şefkat ve merhametini bütün hayvanat ve mahlûkata teşmil et.
Onları yaratanın hatırı büyüktür de.
9-) Allah'ın, üzerine farz kıldığı ibadetlere devam et. Farzlar arasındaki nafileleri de kıl, işle. Amelinden hiç bir şeyi küçük görme. Allah o ameli yaratırken hakir görmedi. Allah, her emrini itinâ ve inayetle vermiştir.
Farzların edasına itinâ eden, Allah'a en sevgili ibadetlerle kulluk etmiş ve yaklaşmıştır.
Farzları kendisine vazifei asliye kabul eden ve nefsinde tatbik eden Hak'kın gözü ve kulağı olur. Seni ile işitir, seninle görür, Hak'kın eli senin elindir. Sana hakkıyle biâd edenler ancak Allah'a biâd etmiş olurlar. Allah'ın eli onların elleri üzerindedir. Onların elleri Allah'ın eli olduğu surette onların ellerj üstündedir. Mubayaa ismi faildir. Fail Allah'tır. Onların elleri Allah'ın elidir. Onların elleriyle Ailah-ü Tealâ mubayaa etmiştir. Halbuki mubayaa edenler de onlardır. Nafilelere devam eden Allah'ın sevgisine nail olur.
O kadar ki. Hak onun işitir kulağı, görür gözü olur. Farzları eda eden de bunun aksi olduğu gibi farzlarda mecburi kulluk vardır. O asıldır. Nafilelerde kulluk ihtiyaridir. Nafileye nafile denmesi zait olduğu içindir.


Sen de vücuda zaidsin. Çünkü Allah vardı sen yoktun. Sonra sen oldun. Vücud hades zaid oldu demek, sen vücut hakkında nafilesin binaenaleyh senin için nafile denilen ameli yapmak lâzımdır. Zira o, senin aslındır. Farz olan amelleri de yapmak lâzımdır. Çünkü onlar da vücudun aslıdır ki Hakkın vücududur. Farzların edası ile sen onun için oldun. Nafileyi eda ile de sen, senin için oldun. Sen onun için olmak-lığın bakımından Onun sana muhabbeti, sen, senin için olduğun cihetteki muhabbetinden çok üstündür.
Kudsi Hadis: Kulum, farz kıldığını ibadetlerle bana yaklaştığı gibi hiç bîr şeyle yaklaşamadı. Kulum, nafilelerle de bana yaklaşır. O kadar kî, onu severim. Sevince de işitir kulağı, görür gözü, tutar eli, yürür ayağı olurum. Benden isteyince mutlaka veririm. Bana sığınınca mutlaka onu korurum, işlediğim işler içinde, Mümin kulumun ruhunu kabzetmekteki tereddüdüm kadar, lıiç bir şeyde tereddüt etmedim. O, ölümden hoşlanmaz. Bçn de onu müteessir etmek istemem.
Allah muhabbetinin verdiği neticeye bak; kulun nafilesi de ancak, farzları ikmal ettikten sonra sahih olur.
Nafilelerin içinde de bir çok farzlar ve nafileler vardır. Kı-raet, Rüku, Sücud ve benzerleri farzlar gibi. Nafilelerde farzlann bulunması, farzları ikmâl ediyor.
Bir Hadis-î sahihde: Cenabı Hak, kulumun namazına bakın. Taınam'ını, noksanını? Tam İse, tam yazılır, eğer bir şey noksan ise, bakın kulumun nafilesi varmı? Eğer nafilesi varsa, farzını onlardan ikmâl ediniz. Buyurur, işte, ameller böylece zabta geçer.
Nafilenin mutlaka farzlardan aslı bulunmalı. Farzlarda ash bulunmayan, yeni uydurulmuş bir ibadet demektir. Zahir buna bid'at der. Ruhbaniyyet icad ettiler buyurur Resul-ü Ekrem. Bunlardan bir kısmına, güzel adetlerdir der. Ve bunları icad edenler, kıyamete kadar sevap kazanırlar. Bunlar, Şeriatın aslına, ruhuna uygun olan bid'atler ki, bid'ati hasene tâbir edilmiştir.
Şeriate uymayan ve şer olanlar, bid'ati seyyie'dir. Kötü âdetlerdir, iyi âdetlere uyup, amel etmekte sevap vardır lâkin, o iyi olan bir şeyi, Resulullah'dan sadır olmamıştır diye terk etmekde daha ziyade ecir vardır.
Resulüllah'a sünnetlerde tabi olmaktan, sünnet olmayan şeylerde. Resulullah terk ettiği içüı terkine uymak, şeriatin ruhuna daha uygundur. Çünkü Resulu'lan, .ümmetine bir çok şeylerin teklifinden hoşlanmaz. Bu da güzeldir diye bir çok ibadetten ibda doğru değildir.


Kolaylaştırın güçleştirmeyi)!, müjdeleyin nefret ettirmeyin "Hadis"
Allah size kolaylık murad eder, güçlük murat; etmez. "Ayet"
Ahmet ibni Hanbel, kavun yemedi. Niçin dediler. Resulallah nasıl yedi bilemiyorum da ondan dedi. Radiyallalı-ü anlı.
[Muhiddin-i Arabî hazretleri, bu dokuzuncu vasiyetinde çok büyük bir bahse temas etmiştir. Hülâsa bid'atlerin iyi olmadığı neticesine varıyor.
O halde, Resulüllah'ın yapmadığı şeylerden kat'i surette kaçmak. . . yaptığı şeyleri nasıl yaptığım bilmeden, yapmaktan uzak durmak en emin tarikdir].
10-) işlerine riayet ettiğin gibi, sözlerine de riayet et. Sözlerinde amellerin cumlesindendir. Ağızdan çıkan her sözün, mutlaka yanında gözcüler vardır.
Allah-ü Zül Celâl. Allah yolunda şehid olanlara ölü diyenleri yalancılıkla itham ediyor. Onlar, Ölü değil diridir buyuruyor.
"Şehid" insanda Nur-u [M] di bulunduğundan Hak, Şelıid'e kıymet vermiştir.. ."
Sözüne dikkat et. Allah, çirkin lâkırdıların aşikâre söylenmesini sevmez. Şeriat'ın ölçüsüyle korniş, aşuı siline. . . Meselâ Burç değişti, yıldız şöyle oldu da yağmur yağdı diyenler, Allah'a küfür, yıldıza imân ettiler.
Hadîs-İ Şerifte: insanları yüzü koyun Cehennesn'e sürükleyen, dillerinin söylediği sözlerdir. Buyruldu. . . Yine Hadis-i Şerifte: Bir adam Allah'ın gazabını celbeden bir kelime söyler, ona da ehemmiyet vermez halbuıd o kelime onu Cehennemin yetmiş yıllık derinliklerine
uçurur.
Bir kimse de, Allah'ın razı olacağı bir kelime söyler de onun götüreceği yeri bilmez. HalbuKi o kelime, ona yükseklerin yükseğine çıkarır buyrulmuştur.
11-) Sakın, elinle ruh sahibi bir mahlukun tasvirini yapma. Tasvir yapanlar kıyamette en şiddetli azaba giriftar olurlar. Tasvir yapanlara kıyamette denir ki,şu yarattığın şeyi dirilt veya ona bir ruh ver bakalım. Tabii veremez.


Hadis-i Kudsi'de: Benîm gibi yaratmaya yeltenenlerden daha zalim kim olabilir. Onlar, bir karıncayı veya bir buğday tanesini veya bir arpa tanesini yaratsınlar imkânı mı var?.
Burada fotoğraf akla gelir. Bunun hakkında meşhur Mısır Müftüsü Abduh'un bir fetvası vardır. "El cevabı Safi fi ibahetil lifotoğ-rafi" risalesinde fotoğrafta üç buud olmadığından, bîr satıh üzerinde olması ve şahsın aynı olması bakımından taklid olmadığı ve fotoğrafta bir günah olmadığını ifade etmiştir.
12-) Kardeşini. Hastaları ziyaret et. Onlarda ne ibret alınacak şeyler var. Aczini, Allah'a karşı fakrini düşün. Allah'ın, lutfuyla sana bahşettiği sıhhatini ve o sıhhatle yapmış olduğun ibadetlerini, Allah'ın Ihsan'ı bil ve şükret. '
Allah, hasta kulunun yanındadır. Hastaya dikkatle bak. O daima Allah'a sığınır. Doktor da baksa, ilâçta alsa, şifayı Allah'dan bekler. Onun dili daima Allah'ladır. Kalbiyle Allah'ına iltica eder. Allah'dan gaflet etmez. AÜalı onunladır.
Allah-ü Zül Celâl, kıyamet gününde Ey Adem oğlu, ben hasta oldum da beni ziyarete gelmedin. Diyecek. Ya Rab, Sen Rabbülâlemin-sin nasıl seni ziyaret edebilirim deyince; bilmiyor musun falan kulum hasta idi onu ziyaret etmedin. Eğer ziyaret etse idfn, beni onun yanında bulurdun. Yâni, hastanın dili ve kalbi, Ya SAFI diye feryad ediyor.
Ey Adem oğlu, senden yemek istedim de yedirmedin. Ya Rab. Sen Rabbülâlemin'sin ben sana nasıl yemek yedirebilirim. Bilmiyor musun falan kulum senden yiyecek istedi de yedirmedin. Eğer ona yedirse idia, onu benim yanımda bulurdun.
Ey Adem .oğlu, senden su istedim. Beni sulamadın. Ya Rab, Sçn Rabbülâlemin'sin ben seni nasıl sularım. Bümezmism falan kulum senden su istedi de onu sulamadın. Eğer onu sulasa idin, Onu benim yanımda bulurdun.
Resul-ü Ekrem buyurdular ki; Allah-ü Zül Celâl zatını kulu menziline koydu. Binaenaleyh Allah Ue huzur eden, her halinde Allah'ın) zikreden, her yiyecek ve içecek isteyeni Hak görür. Onun dileğini derhal yerine geör. Saüi me'yus etme. Hiç bir şey yoksa, tatü dille güler yüz göster.
Senden yiyecek, içecek isteyen, seni Hak menziline çıkardı. Saİle dikkat et. isterken Allah adına ister onu, o halinde Öyle konuşturan Zatın hatırına hemen sen de, varsa istediğini ver,


İmam-ı Hasan'la İmam-ı Hüseyin efendilerimizden, sail bir şey isterse, derhal vermek için güler yüzle karşılarlar ve meccanen alıirete muhtaç olduğumuz şeyleri götürmeğe gelen aziz kardeşim diye taltif
ederlerdi.


13-) Sakın Kimseye zulmetme,Zulüm, insanı kıyamette karanlıklar içinde bırakır.
Zülüm, hak sahiplerine haklarını vermemektir. Sıkışmış birini görür de, onun sıkıntısını giderecek kudretde sende varsa, bil ki senin malında, onun hakkı vardır. Onun haline muttali oluşun, hakkını
vermek içindir.
Vermezsen mes'ulsün. Eğer mali kudretin yoksa, tatlı dil ile ona yardım vazifendir. Senin için, ona maddeten yardıma hiç imkân yoksa, o zaman ona dua edersin. Bunları ihmâl eder yapmazsan zalimsin.
Saili kovma. Komşulara hediye vermek, açları doyurmak, susuzları kandırmak, çıplakları giydirmek, şaşırmışları yola koymak, suçlu ve kabahatlileri affetmek Din'dir. Dindarlıktır...
Sen de Allah'ın fakirisin. Allah'ın, âlemlerde hiç bir şeye ihtiyacı yoktur. Bununla beraber duaları kabul eder. Muhtaç olanların ihtiyacını verir, zararlı şeyleri defeder, faydalı şeyleri ulaştırır.
Sen de, Allah'ından dileklerini yüz aklığı ile isteyebilmek için
elinden geleni yapmalısın.
Kudsi Hadis meali: Ey kullarım, zulmü nefsime haram kıldım. Kendi aranızda da haram küdmı. Artık kimseye zulmetmeyin Kullarım, hepiniz şaşırmışdınız. Yalnız benim hidayet nasibettiğim kimseler müstesna. Benden hidayet isteyin, sizi hidayete ulaştırayım.
Kullarım, hepiniz açsınız. Yalnız benim doyurduklarını müstesna. Yiyeceklerinizi benden isteyin sizi doyurayım. Kullarım, hepiniz çıplaksınız yalnız benim giydirdiklerim müstesna. Benden giyinmeyi isteyin. Ben sizi giydireyim.
Kullarım, sîz gece gündüz hatalar, suçlar işliyorsunuz. Ben günahlarınıza mağfiret ediyorum. Benden mağfiret İsteyin sizî affedeyim, mağfiret edeyim.
Bak, dikkat et. Hak Tealâ, bunların hepsini sen istemeden veriyor, bununla beraber, istemeni emrediyor ki, isteğine icabet edip tekrar vermek için. . .


istemeden verdiğini, RAHMAN İsmi şerifinin tecelliyatı bil. istedikten sonra vereceğini beyan buyurması da, ihtiyaçlarını daima Rabbinden istemeyi sana talim içindir. Bunlar ayrı ayrı makamlardır.
Kulların yaradüışındaki hikmet, Allah'a ibâdet yâni, Allah'a tezellül ve ihtiyaçlarını açıklamaktır, ibadetlerin, Allah'a kulluk borcu olduğunu unutma. Allah'ı bilmek için yol, kulluk yoludur.
Sana vasiyetim: Hakkın emirleri ve nehiyleri karşısında teslimiyetle boyun eğ ve dersini al. Tâ ki, bu emirler ve nehiylerinde senden istenilen nedir, bunu bilesin. Sakın istemeyenlerden olma. Birisinden istemeyen, umum hakkında da cimrilik etmiş olur.
Eğer, sözü uzattım, çok söylediysem, kendini levmet. Cahil İsen, öğrettim. Unutmuş isen, hatırlattım. Mü'min isen, Mü'minlere vâzu menfaat verir. Burada sen, ben yok. Hepimize vâzu menfaat verir.
Yukarıdaki Hadis'i Kudsi'nin tamamı, kullarım siz bana zarar yapamazsınız. Menfaat de yapamazsınız. Bunlara gücünüz yetmez. Kullarım, evveliniz, ahiriniz, insanlarınız, cinleriniz, en Muttaki adamın kalbi gibi kalbe salıib olsanız bu haliniz, mülkümden bir şey artırmaz.
Kullarım, evveliniz, insanlarınız, cinlerinizin en fâcir adamın kalbi gibi olsa, bu haliniz, mülkümden bir şey eksiltmez. Kullarım, evveliniz, ahiriniz, insanlarınız, cinleriniz hep, düz bir yerde toplansa, benden isteseler, ben de herkese istediğini versem,bu verişimden hazinemden hiç bir şey eksilmez. İğnenin denize dalıp çıkması kadardır, tğne denizden hiç bir şey eksiltmez. Çünkİ mücellâ olduğundan su almaz.
Hele ş-u beyana bak. Zat-ı İlâhisini kulu menzilesine koyunca, Allah'ı bilmeyen zayıf ruhlu insanlara, ne müthiş Saltanatını bildiriyor.
Dostum: Hadİs-i şerifteki işaretlere dikkat et. Hadisin sonu da şöyle: Bunlar hep, sizin amellerinizdir. Sîzin için onları depo ettim. Yine size iade edeceğim. Hayır gören, Allah'a Hamd etsin. Hayırdan başka bir şey ile karşılaşan, kendini levm etsin.
Hacet İstemek zillettir. Allah'tan başkasına, zillet izhar etmek şaşkınlıktır. Nefsine zulümdür vesselam, . .


14) ilmiyle amel etmeyen bir âlimi görürsen, İlmine hürmeten
yine ona karşı edebli davran. Çünkü ilim, Allah'ın san'atıdır. Kötü huy
larından dolayı ondan, tamamen ayrılma, Allah'ın sevdiği şeylerin sende
bulunmasına çalış. Böyle yaparsan. Allah'ın sevgisine kavuşursun, saa
dete erersin. Kerametler diyan olan Cennet'te, ilâhî tecelliye mazhar
olursun.

İnsan, sevdiği ile beraberdir. Allah'ın sevdiği şeyler çoktur. Vasiyet ve nasihat kasdıyle bâzılarını sana söyliyeyim:
Allah için süslenmek, bu, müstakil bir ibadettir. Heie namaz için mutlaka lâzımdır. Ey Adem oğulları, her namazda ziynetlerinizi alın emrine bak.
Birisi, Ya Resulullah ayakkabılarımın ve elbisemin güzel olması hoşuma gider dedi de Peygamberimiz, Allah Cemil'dir. Güzelleri sever buyurdu.
Allah'ın süs olarak, kullan için yarattığı şeyleri kim haram eder. Kimsenin haddi değildir. Bunlar, niyete tabi, niyeti güzelse, kimsenin bir şey demeğe hakkı yoktur. Allah'a karşı süslü bulunmak, en güzel bir haslettir.
Cebrail, çok vakit en güzel insan hazreti DİHYE suretine temessül ederde, Resulullah'a öyle gelirdi. Bu tecmili bilmeyen ve nefsinde tatbik etmeyen, bir çok faziletlerden mahrum kalır. Allah'ın hususi muhabbetine eremez. El verirki süslenende kibir, aceb, şımarıklık olmasın.
Allah'ın sevdiği şeylerden biri de, fitneye tutulunca, Allah'a dönmektir. Allah, fitneye uğrayıpta tövbekar olanları sever. Fitne ve musibetler, Allah imtihanıdır, insanlar, kendilerinin ne mal olduklarını, böyle imtihanlarla anlarlar. Lâf ile dâvalar sabit olmaz.
Fitnelerin en büyüğü, kadın, mal, evlâd ve mevki fitneleridir. Bunlarla imtihana çekilen .kimseye yaraşan, bunların aynına takılıp kalmamalı. Bunları ihsan eden Allah'a rücu edip; Ya Rab, bu nimetleri sen verdin deyip şükretmeli.
Hadis'i şerifte şöyle varid oldu: Cenabı Hak, Hazreti Musa'ya, bana hakkıyle şükret diye variyetti. Musa o -rdu; Ya Rab, hakkıyle şükür nasıl olur. Ya Musa, Nimeti bentten görürsen hakkıyle şükretmiş olursun. Buyurdu.
Bir insan, nimeti verene şükretmezse, Allah'ın hususi muhabbetini fevt etmiş olur. Netice, bir çok nimetlerden de mahrum kalır. Kadın fitnesinden Allah'a rücu şekli: Kadına muhabbet, onda hakkı görmeye vesile olmalı. Bunun iki yolu vardır Birinci: Erkeğin kadına muhabbeti, küllün cüz'e muhabbeti kabüindendir: Belki kadına muhabbet, bir şeyin kendi nefsine muhabbeti kabilindendir.


Zira, kadın yaratılışında kendi şeklini gösterir. Nasıl ki, insanı kâmil Hakkın Esma ve sıfatlarım göstermekle suret'i Hak ise, kadın da suret bakımından erkeğin ayinesidir. Bir şey, bakanın karşısında mücel-lâ ayna gibi parlak olursa, bakan onu değil kendini görür. İşte, kadına olan muhabbetin şiddeti ona, kendini gösteriyor. Kendi de. Esma ve sıfat'ı Üâhiyenin tecelh'gâhı olduğundan Hakkın suretidir. Kadın ayinesinden, suret'i Hakkı görmekle Hakta fani oluyor. Muhabbet'i haköca, Hak'da karar kılıyor.
ikinci yol: Kadınlarda teessür kabiliyeti vardır. Ona infisâl denir. Onlardan insan doğması yâni, iyân'ı emsâl'in zuhuru, tekvin sıfatına mahal olduklanndandır.
Görülenleri hep açığa çıkaran kadındır. Alemde görülen şeylerde hep, Esmâ'i Hakkın tecellisini izhar ettiğinden, Hakdan hakkını alan her Esma, kadın kapısından zuhura gelmiştir. Binaenaleyh bu bakımdan kadına muhabbet, Allah'a muhabbettir.
Muayyen bir kadına bağlılık, iki şahıs arasındaki ruhani münasebettendir. Bu da, ikinci bir münasebettir. Mal fitnesinden Allah'a rücuun sureti:
Mal ve servet sahiplerine bütün kalblerde meyi ve tazim vardır. İsterse balıiyl olsun. Bâzı İşler, mal Üe kolaylaşır. Arifler, malda da veçhi ilâhiyi aradılar. Malı olan karz'ı hasen (güzel Ödünç vermeğe denir ) verir. Allah'ın karz'ı hasen verin emrine muhatab olur. Sadaka verildi mi yed'i llâhi'ye düşer, vuslata sebeb olur.
Kulum, senden yiyecek istedim vermedin derken Allah, kendini sail menziline tenzil ediyor. Ehli servet, verici mevkiinde bulunuyor
Mal muhabbeti fitnedir amma; insanı Allah'ın rızasına da götürür.
Evlâd fitnesinden Allah'a rücu:
Evlâd, babanın sim, ciğer paresi, ona muhabbet nefse muhabbettir. Allah, kulunu kendinden çıkan şeyle imtihan ediyor. Evlâdına muhabbeti, mükellef bulunduğu hukuku yerine getirmeğe, perde olacak mı olmayacak mı. Nebi Aleyhisselâm Muhammed'İn kızı Fatınıa, sirkat etse idi onun da elini keserdim demekle, hakkı ikameyi tercih ediyor Ömer, oğluna haddi icra ediyor. Allah'ın hükmünü ifade, nefsine hiç sıkıntı gelmiyor.
Nefsinde Hakkı ikame ettiğinden dolayı, inşirah duyması evlât fitnesinden Allah'a nicuunu ısbat ediyor.


Çocuğu ölüp de sabreden babaya, Cennet'ten başkası verilmez buyrulması, fitneden Allah'a rücuun mükâfatını gösteriyor.
Riyaset denilen Cah fitnesinden Allah'a rücuun sureti:
insanın içinde Öyle gizli şeyler varki, insan kendini bilmez. Allah-y Zül Celâl, zaman zaman onları meydana çıkarır, insan kendini bilmez. Doktora muayene olan insan, kendini, bende ne var diye doktora sorar. Nefsini bilen, Rabbini bilir derler. Herkes nefsini bilmez. Halbuki nefs, kendinin aynıdır.
Allah, o gizli hallerini çıkardıkça kendini bilmeğe başlar. Sıddıklerin kalbinden en son. Riyaset muhabbeti çıkar. Söz ve riyaseti görünce adalet ve Allah'ın kullarına hizmet, Dini ihya, Mü'minleri muhafaza etmeyi nefsinde görür ve riyaset ister amma, nefsi için değil Allah için istediğinden. Riyaset yoluyla Allah'a gider.


15) Yatağa yatmadan evvel Vitir namazını kıl. Çünkü, uyuyan kimsenin ruhu kabzolunmuştur. Gelip gelmeyeceği de belli değildir. Vitri kılarda yatarsan, Allah'ın sevdiği halde yattın. Zira, Allah Vitir', dir, Tek'dîr. Vitr'i sever yâni, Allah kendini sever. Seni kendi menziline tenzil ile, inayetini ve muhabbetini İzhar etti. Her aded'li şeylerde
Vitr'e riayet et.
Ey Ehli Kar'an; Vitr'e riayet edin, emri vardır.
Ehli Kur'an, Ehlullah'dır. Yemekte, içmekte hatta sürme çekmekte Vitr'i gözet. Hıçkırık tutarsa, yedi yudum su iç. Mücerreb'dir.
Resul-ü Ekrem, daima Vitr'e riayet ederlerdi. Resulullajı, insanlara en güzel bir numunedir.
16-) Aldığı şeylerde ve verdiği şeylerde Allah'ını murakabe et. Mal, Evlâd, tyâl her ne ki alırsa, sabrını denemek içindir.
Sabret. Allah, Sabredenleri sever. Elinden çıkan her şeyhi ivaz'ı vardır. (Ivaz-karşıhk) Allah korusun Rabbini bırakırsan işte, onun
ivazı yoktur.
Allah, verdiği şeylerde de şükrünü imtihan eder. Şükret. Allah,
şükredenleri sever. Ve şükredenlere fazlasıyla verir.
Hadis' i şerif meali: Aldığı, yerdiği şeyler hep, Allah'ındır. Her şeyhi muayyen bir eceli vardır. Eceli tamam olan gider, yerine başkası gelir.

Buna böyle inan, Allah ile ol. Her halinde, aldığını ve verdiği ni görürsün. Her nefesin'de böyledir.
Allah'ı zikrederek geçen nefeslerine şükret. Gafletle geçen_ lere de istiğfar et. istiğfar, Hakka dönmektir. Kul şanı'dır.
Resulullah'ın sünnetine uymak, her çeşit amellerden daha gü-zeldir. Buna uyun ki Allah sizi seve "insan, Resul-ü Ekremi kendine numune yapar ve işlerinde, sözlerinde, hallerinde Ona uymayı adet edinirse, o başka şeye muhtaç olmaz, onlar yeter, artar bile...
17-) Allah'ın, kullarında en büyük hakkı, şirk etmemekte Şirk iki kısımdır. Birisi açık şirk, diğeri gizli şirk'tir.
Her şeyi yaratan, alan, veren Allah'dır. Yalnız, dünyada bir taKim sebebler koymuş, Alemde cari hadiseleri o sebeblere bağlamış. Onların sebebler, kanunlar olduğunu unutup onlara -neyletmek ve iş-lerini onlara bağlayıp Allah'ı unutmak, gizli şirk'tir. Mü'mine en zarar-lı şey, esbaba bağlı olmaktır.
Allah'ın varlığını, birliğini hemen hiç inkâr eden y oktur. Allah'ın llah'hğında (MSbud'luğunda) şirk, açık şirk'tir. Dünya ga-vurlarının ekserisi, Evleviyet'le şirk edenlerdir. Allah'ı fiillerinde Bir'içmeyenler, gizli şirk erbabıdırlar.
Hadis'i şerif meali: Allah'ın, kullarında hakkı nedir bilirmisiniz? Allah'a ibadet etmek, hiç bir surette şirk etmemektir.
[Nefyin siyakında vaki nekreler umum ifade eder.] Yani gizli ve açık şirk etmemektir. Sonra, Resulü ilah şöyle buyurdu:
Şirk etmeyenlerin Allah'Ja hakkı nedir bitirmişiniz? Onlara azab etmemektir.
Şirkin iki nev'inde de azab vardır. Mü'min bilmeli ki; Esbab Allah'ın kanunlan ve âdetleridir. Bîr şeyin meydana gelmesinde hakiki müessir değildirler. Allah, isterse esbabsız da yapardı diye inanmalı...
İnsanların en zayıf yerleri Rızık'dır. Rızkını servetinden gücünden, kuvvetinden veya efendisinden bilip onlara bağlı bulunanlar-la, Rab'bim bana çalışmayı emretti. RızKimı verecek. Bunlar birer sebebtir. Bunlara sarılarak rızkımı aramak, benim vazifemdir. Bu âlem-de Allah'ın, âdeti ve kanunu böyledir, diyenler arasında fark vardır. Birisi. Mü'min ve mütevekkil'dir. Sebeblere bağlı olanlarda ise, gizli şirk vardır.


Kendini yokla, eğer, tamamen sebeblere bağlı isen, şirk'ten daha kurtulmamışsın. Senin için azap vardır.
Eğer, kalbin Allah'a bağlı, sebeblerin varlığı, yokluğu nazarında müsavi ise, Mü'minsin. Mütekki'sİn Allah'a şükret.


18-) Aziz kardeşim. Büyüklennıe. Ve böyle bir sevdaya düşme. Parmakla gösterilmeğe heves etme. Seni kimse tanımazsa tanımasın. Allah'ın seni bilmesi kâfi.
Eğer, halk içinde bir mevki sahibi olmuş isen, bu Allah'ın bir lütfudur. Sana yakışan tevazu'dur. Herkes gibi sen de topraktan yaratıldın. O toprak senin anan'dır. Anasına karşı kibirlenen âsi olur.
Anaya, babaya isyan haram'dır. Allah seni yükselttikçe sen, küçül. Riyaset peşinde olma. Riyaset, kıyamette hüsran ve nedamettir. Riyasete ehl olan, riyaset peşinde dolaşmayandır. Mevki icabı eğer, çok hürmet görüyor ve çok hizmet ediyorlarsa, sen de Rabbine tevazu et. Ya Rab, bu hürmetler hep mevki ve rütbeyedir beni mağrur etme diye yalvar. Bil ki azlolunduğun gün, hiç birisi kalmaz.


19-) Her Cuma, Cuma namazına gitmezden evvel yıkan. Bir vacibi eda ettiğine niyetlen. Haftada bir gün yıkanmak, her Müslüman'a haktır. Onu Cumaya tesadüf ettir. Hem, temizlik yapmış olursun, hem de Hakkın rızasına erersin.


20-)
Cidal'i bırak. Haklı, haksız cidal (kavga) Mü'mine yakışmaz Hadis'i şerif de; Haklı da olsa, cidali terk eden kimseye, Cennetin ortasında bir köşke kefilim. Şaka da olsa yalanı terkedene de Cennetin ortasında bir köşke kefilim buyurdu.


21-)
Güzel huylu ol. Daima iyi huylarını göster. Kötülerinden kaçın. Resulullah, iyi huylan tamamlamak için gönderildim, der. Yine, iyi huyluya, Cennetin en âlâ yerinde bir köşk verileceğine kefilim buyurur.
Evet, iyi huyunla herkesi memnun etmek mümkün değil amma, sen, daima Allah fle sohbettesin. Rab'bimiz buna müsaade etti, de. Nerede olursanız olun O, sizinledir buyurdu.
Resulullah'da Ebu Bekr'e; mahzun olma. Allah bizimledir, dedi.

Musa .ve Harun'a; Ben sizinle beraberim, işitirim, görürüm buyurdu.
(yi huylarımızın çoğunu, Allah'ımızın sohbetine tahsis eder sek, yani Allah'ın razı olduğu şeyleri yapar, razı olmadıklarından kaçınırsak, o zaman işlerimiz, Allah île olmuş veya halk ile olmuş, bu uğurda halk bizden me;nnun olacakmış veya olmayacakmış, onların ehemmiyeti kalmaz.
Mümin olanlar, Allah'ın razı olduğu şeylere razı olurlar. Allah'a düşman ise, onların bizce hiç kıymeti yoktur. Onlar ister da-rılsın, ister yarılsın, Allah düşmanlarıyla dostluk kurulmaz.
İşlediği şeylerde Hakkın rızasını gözetip, Allah için iş yapan-ların bütün Müminlere hatta, zimmi'Iere faydası vardır. (Zİmmi - Müs-lümanlar ülkesinde yaşayan ekalliyet).
Mü'minin, yaradılmışların hepsine karşı yapacağı işlerde, Allah'ın halikı vardır. Melek, Cin, insan. Hayvan, Nebat, Mâden, Cemad Mü'min, gayri mü'inin kim olursa otsun herkesle, her şeyle güzel ge-çinmek, güzel muamele yapmak, her mü'minip Allah'a karşı borcu Allah'ın da her ınü'minde hakkıdır.
Bu iyi veya kütü huylar ve bunların tatbiki, .şerefli bir ilimdir, her iîiü'min bundan sorumludur.
Peygamberimiz, Dinin bu kısmında da en yüksek mertebeyi ihraz edendir. Kur'anda: [Hiç şüphesiz Sen büyük bir ahlâk üzerinde-sin] buyrulmuştur.


22-)
Hicret et. Gâvur memleketlerinde oturma. Gâvur îçinde oturmak, islâm dinine ihanettir. Ve onlara yardım demektir. Sakın onların tab'asına geçme.
Hadis'i şerifte şöyle varid oldu: Müşriklerin içinde ikamet eden müslüınanlar'dan Ben biriyim. İslâm kelimesinin itibarı kalmıyor. Nefislerine zulmederek yaşayan kimselerin canlarını Melekler alırken onlara derler ki; Siz ne işte idiniz? Onlar da; biz, aciz kimselerdik derler. Melekler de onlara; Allah'ın Arz'ı geniş değil miydi, siz de hicret edeydiniz derler, işte onların varacakları barınacakları yer, Cehen-tıcnı'dir. Ne fena bir yerdir o.
Mühiddin.-i Arabî derkimiz, şimdi müslümanları Beyt'i Makdesi ziyaretten men ediyoruz. Çünkü orası [Ehli Salip ordularının kudüs'ü işgal altında bulundurduğu zamanlar] gâvurların elindedir.(Şimdi de Öyle).


Hicret: Bir mânası da, Allah ve Resulünün, zem ettiği kötü huylardan hicret etmektedir. Yâni, Allah'ın nehyettiği şeyleri bırakmaktır.


23-)
Her halinde ilmi istimal et. Hakiki cömert, nefsine ilim ile cömertlik edendir. Öğrenir, öğrendiği ile amel eder. Bilmeyenlere öğretir.
Hadis'i şerif meali: Allah'ın, beni ilim ve hidayetle göndermesi, yağmura benzer. Yağan yağmur, münbit yerlere isabet ederse, nebatatı bitirir. Bâzan da çorak yerlere isabet eder bir şey bitirmez amma, suyu da çekmez. O su ile arazi sulanır ve içilir. Bir yer daha var ki, ne nebat bitirir, nede su muhafaza eder.
timi öğrenip, başkasına öğreten ve ilmiyle amel eden, birinci sınıf gibi, ilmi öğrenip başkasına öğreten, ikinci gibi, ilmi öğrenip, kendinde kalan ve amel de etmeyen, üçüncüye benzer. Ne nebat bitirir, nede suyu zapteder.
Kardeşim, Sen, ilmi öğrenip amel edenlerden ol ki, Allah, sana Nur versin. Bu ilminle amel edersen, ikinci bir ilme varis olursun. O, Allah'dan gelen bir ilimdir. O, ancak sünnet'i şerife riayet sayesinde Allah'dan gelen bir feyzdir. Bitmeyen, sonu gelmeyen ilimlerdir. Ve şerefli ilimdir.
Sakın, ilîmsiz hocalardan olma. Başkasına faydan olsa bile, kendini yakarsın, ilmîyle amel eden hocalar Mürşit'Ierdir.


24-)
Allah'ın mü'min kullarına selâm vermek, yemek yedirmek, ihtiyaçlarına koşmak, suretiyle sevgi göster. Resulullah şöyle temsil buyurdular: Muhabbet Esirgemek ve Merhamette, mü'mmler bir cesed gibidirler. O cesedin bir azasında ağn olursa, vücudun her tarafından o ağrı duyulur.
Mü'min kardeşleri hakkında bunu böyle düşünen, kardeşinin feralııyla ferah, ezası ile müteezzi olmalıdır. Eğer, bu hal görülmezse, Din kardeşliği tahakkuk etmemiştir. Demek, mü'min'olunca kardeşin çoğalıyor, bîr de mü'min Allah'ın isimlerindendir.
Sureta, bu ismi taşımak, nesebini Allah'a bağlamaktır. Mü'min, mü'minin kardeşidir. Onu terketmez. Bp.yle Mü'min olan, işleriyle, sözleriyle, haliyle bunu tasdik eder. Öyle olunca, Allah'ın hıfzma girer.
Peygamberler mâsum'dur. Allah dosttan da Mahfuz'dur. . .

25-) Her hangi bir musibete uğrarsan, mahzun olma. Biz Allah'ın kuluyuz ve neticede Allah'ımıza döneceğiz de.
Hazreti Ömer derdi ki; Hiç bir musibet görmedim. Mutlaka onda, üç nimet vardır. Biri, o musibet Dinime gelmedi, ikinci, bu gelenden daha büyük olsaydı halim ne olurdu. Allah, o büyük felâketten korudu. Üçüncüsü, günahlarıma kefaret oldu.
Müminin dünyada bir çok musibetlere müptelâ olması, temizlenmesi içindir. Tâ ki, ter-temiz ahirete göçe.


26-) Kur'an okumaya devam et. Düşünerek, Allah kelâmı okuduğunuz bilerek oku. Kur'an, Hazreti Muhammed'e gelmiştir. Sen, bu Allah kelâmını okurken iyi kimselerin sıfatlarını görünce onlar gibi olmaya çalış. Kötü insanların sıfatlarını okuyunca onlar gibi olmamaya gayret et.
Kur'anı okurken, Kur'an île, Kur'anda olanlarla ol. Yalnız okumakla kalma, nasılki hafız olmuşsan, içindeki emrolunan amelleri de Öyle hıfzet. Ve işle.
Kıyamet gününde en şiddetli azap, bir âyeti belleyipte sonra unutana olacaktır. Bir âyetin hükmünü öğrenirde onu nefsinde tatbik etmezse, o âyet,yarın mahşerde onun aleyhine şahitlik edecektir.
Allah'ım zikretmek isteyenler de, Kıır'andaki zikirlerle zikretmelidirler.


27-) Dinine faideli olan kimselerle arkadaş ol. İlmiyle, ameliyle, güzel huylarıyle seçilmiş kimselerin sohbeti insana fayda verir.
Tenha yerlerde Kur'an okumak, Allah ile olmaktır. Kur'an okumak en büyük zikirdir. Kur'an okuyanlar, Allah'ın has kullarıdır. Kur'anda Allah'ın güzel isimleri vardır. Onlar Allah'ın ahlâkını bildirir. Sen de onlarla ahlaklanmağa çalış.
Allah'ı zikreden insanların içine karışıp ta, onlardan olmayan bir kişi, Allah'ın rahmetine kavuştu. Artık sen düşün. Allah ile, Allah'ın kitabı ile olanlar, ne kadar rahmetine gark olur.
iyi dost, misk satan gibidir. Hiç olmazsa güzel kokusundan istifade edilir. Kötü arkadaş da, körük çeken gibidir. Üzerine kıvılcımı sıçraınasa bile dumanı gelir.
iyi olduğunu zannettiğin kimseyi, kötülerle düşüp kalktığını görürsen, iyi zannettiğin kimseye kötü zanda bulunmada şöyle de:


Benim kötü ve şerli gördüğüm adamlar iyi adamlarmış ki, iyi kimse ile düşüp kalkıyorlar. Ben, onlara su'i zanda hata etmişim, de. Yâni, münasebeti hayır'da gör, serde görme.
Allah-ü Zül Celâl, hüsnü zandan dolayı kıyamette kimseye suâl sormayacaktır. Amma, su'i zanda sorgu var. insanların, en çok gaflete düştükleri yer burasıdır. Allah'ı zikredenin hayatı muttasıldır. Ölümle sona ermez. O daima diridir. Harp şehidlerinden daha üstün bir hayata ermiştir. Zikredenle etmeyenin benzeri, ölü ile diri'dir. Zikreden diri, zikretmeyen ölüdür.


28-) Nefsinde ve elinin altında olanlara da Kur'amn hükümlerini, cezai Kısımlarını tatbik et. Çünkü, herkes çobandır. Güttüğünden mes'uldür. Nefsine sözün geçer. Nefsin ve azaların üzerinde hakimsin. Vazifeni yapmalısın. Hatırına hayır ve şer bir şey gelirse, şeriate müracaat et. Hükmü şeriatten al.


29-)
Sadakaya devam et. Ahirette çok büyük mükâfata nail olacakların içinde, sadaka veren erkeklerle, sadaka veren kadınlar da vardır. Sadaka, farz zekât vermek gibi. Nafile de olur. Farz olan sadakayı verenler, bencillikten kurtulurlar.
Nafile sadaka verenler de büyük derecelere ererler. İnsanların mallarında zekâttan, başka daha oir çok haklar vardır. Meselâ, düşkün bir kimseyi görünce, ona hediye ve karz (ödünç) olarak yardımda bulunmak insani ve Islâmi bir vazifedir.
insanın fıtratında cimrilik vardır. Binaenaleyh sadaka, nefse en ağır gelen ibadetlerdendir. Sadaka verenle vermeyeni, Peygamberimiz, demir halkalardan örülmüş cübbeyi giyene benzetmiştir.
Cübbe, lügatte süngü demirinin ağaç kısmına girdiği yere denir. Burada palto gibi şeylerdir.]
Şoyle ki, evvelâ, giyerken demir halkalar bir biri üzerine gelince biraz sıkar amma, yavaş yavaş tamamen vücuda yerleşince, genişler ve yerde sürünen parçalar ayak izlerini örter. Giyemeyenin kollan askıda kalır. Iztıraptan kurtulamaz. Sadakayı da vere vere iyice hazmetmeli. Demir siper içine girmeli. Düşman kılıncından korunmalı. Bahil olup. elini, ayağını askıda bırakıp, işe yaramaz bir hale gelmemeli.

Sadakayı, vücut sıhhatte, ağız tadı yerinde, parayı harcayacak çağda iken vermeli. Yoksak, hayat bitmiş, eller yana gelmiş, miğde hazmetmez olmuş, hayattan ümid kalmamış, bu halde sadaka verilmemesine emrediyor. Dinlerlerse zararı yok. Amma, kim dinleyecek. Zalen, o hale gelene kadar bu işi bırakmak lığın, cimriliğin en büyük delilidir. Bilki rızkını kimse yemez. Bütün mahluka t toplansa, rızkına mani olmak isteseler olamazlar. Elinde bulunupta başkasına aid olan rızkı da elinde tutamazsın.
Hatırına sadaka vermek gelince, verdiğin sadakayı sen vermedin. Hakikatte başkasına aid bulunan bir şeyi sahibine vermek suretiyle elden çıkardın. Yalnız sadaka kasdıyle verdiğin için metholunu-yorsun. Sehi'sin, kerim'sin,
Eğer elinden o malı çıkarırken tereddütlü veya zorla vermiş-sen ve verdikten sonra, ben verdim gibi bir tavr'ı cahilane takınmış-san, bu haline tövbe et. Resulullah, cahaletten ve kendisine cehalet yapılmasından Allah'a sığınırdı.


30-) insanın, en büyük düşmanı nefsi emmaresidir. Nefsi emmare, daima kendi arzu ve heveslerini yaptırmak ister, insan da nefs ve hevasına muhalefet etmekle memurdur. Binaenaleyh bilen ve nasihati kabul eden, hayatı boyunca mücahadededir. Biraz nefsine müsamaha eden helak olur. Olgun bir irade sahibi oluncaya kadar he-vayı hevesine uymamak, büyük harbe devam etmek lâzımdır.


31-)
Kış günlerinde soğuk su ile abdest alınca, dikkat et. Kuru bir yer kalmasın. Abdest azalarını tamam yıkamak demektir. Günahları mahveden, dereceleri yükselten, bir temizliktir. Yaz günlerinde de hararetin elemini gidermeğe niyet et. Vücuduna zarar veren şeyleri def etmekle de ecir kazanırsın. Serinlemek ve telezzüz için abdest alma. Ecir kazanamazsın.


32-) Her Müslümana, müsluman olduğu için hürmet et. Hakkına riayet et demeki bu sultandır, bu zengindir, bu büyüktür, bu küçüktür, bu fakirdir, bu hakirdir, kimseyi tahkir etme. Islâmın hepsini bir şahıs farzet. Müslümanlar da onun azalarıdır. Gözü ağrısa her tarafında duyulur, başı ağrısa her yerinde ağrı hissedilir.


Mamafih her azanın bir makamı vardır. Meselâ, bir şeyi görmek için göz açılır, kulaklar değil. Bir şeyi İşitmek için de kulaklar açılır, gözler değil. Öylece her müslüman islâmlıkta müsavi görür, her birine de lâyık olduğu, hakkı olan şeyi verir. Meselâ, Alime tazim et, sözünü dinle, cahile nasihat et, bilmediklerini öğret, gafili gafletten uyar, itaatli olanı tebşir et, itaatsiz olanları da Allah'ın azabıyle korkut. Sultanın sözünü dinle, günah olmayan emirlere itaat et. Küçüklere rıfk île, merhametle, şefkatle muamele et. Büyüklere tazim et.
Hadis'i şerif meali: Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize tazim etmeyen bizden değildir.
Asi, günahkâr da olsalar, bütün halka merhametli ol. Çünkü, hepsi Allah'ın kulu ve mahlukudur. Her ciğeri yanık olanı sulamada
ecir vardır.
Benî israil alüftelerinden biri, bir kuyu başında hararetten ciğeri yanmış bir köpeğin dolaştığını gördü de ayağından meşini çıkardı, su doldurdu, o köpeğe içirdi. Allah bunu kabul etti, onun kabahatlerini affetti de Cennetine koydu.
Artık sen düşün. Bir insana, hele bir müslümana yapılan iyiliği. Hayır'ı, hayır olduğu için yap. Serden, şer olduğu için kaç. insanların metîn ve zemmine kulak verme.. .


33-) İşlerinde Ömer gibi ol. Hazreti Ömer [Allah yolunda bizi aldatanlara aldanıveririz.] derdi. Kardeşim. Bir kimse seni Allah yolunda aldatmak isterse, sen de onun bu dalaveresine vakıf olursan, ona aldanmış gibi görünmen, hile ve huJdasını yüzüne vurmamak, onu mahcuh etmemek, arkasından onun ıslahına dua etmek, şefkat göstermek güzel huylardandır, tmân ve islâm alâmetidir. Mü'm in al-damverir ve cömertlik gösterir. Münafık aldatır, Fesad saçar.
Müslüman kardeşlerine don, gömlek ol. Nefslerini, ırzlarını, evlâdlannı koru. Çünkü sen onun kardeşisin, ayna gibi gör, kendine bak Hiç bir suretle ezalandırma. Hatta ezalanmışsa, onu ezadan kurtar. Çünkü, bir şeyin Nef i onun yüzü ve hakikatidir.


34-) Komşu ve yakınlık haklarını koru. Kimin evi daha yakın ise, onu tercih et. Çünkü Allah'ın sana ihsan ettiği nimetlerde komşularının hakkı vardır. Onlara ikram ederken en yakın komşundan başla. Komşularından zararı defet, isterse kâfir olsun. Onun da komşuluk hakkı vardır.

Acaib bir hikâye: Bir köylünün avlusuna çekirgeler iner. Başkaları çekirgeleri avlamak için gelirler. Onları ellerinde aletleriyle görünce, ne var diye sorar. Onlardan lâtife tarzında, senin komşuları avlamaya geldik derler.
Hane sahibi; mademki onlar benim komşularımmış, yemin ile söylüyorum ki, onları avlamaya sizi bırakmam der ve kılıncını çeker. Komşu kelimesine riayeten bunu yapar.
İmam-ı Malik'e, Deniz domuzu yenir mi dediler de haram dedi. O balık değil mi dediler. Siz hınzır dediniz buyurdu.
[Çekirge yenilir amma. afet olan çekirgeler değil. Afet çekirgesi bir iş görmektedir. Biyolojik olarak vücudunun hıltı asiddir. Mideye zararlıdır. Bir azabın tecellisine vesiledir. Belki bir afatı refediyor, belki bir harami kaldırıyor. Daha mühim bir sebebi vardır. Amma, açıklanmaması tenbilı edilmiştir.]
Komşunun ezasını, güzel bir tarzda karşılamah. Bir köylü Resulullah'a geldi. Ve dedi ki: Sana Kur'ân geliyormuş, en fasih kimseler bile ona muarefe edemiyorlarınış. Benim sözlerimi dinle dedi ve iyi huylara dair Uç beytini okudu. Sana gelen Kur'â n da bunların benzeri var mı dedi. O zaman Resulu'Ualı, (F U S S I L E T) suresinden şu, iki âyeti okudu. Ayetlerin ıneâii: "İyilik, kötülüğe müsavi olmaz. Sen kötülüğü en güzel huy ne ise, onunla karşıla. O vakit görürsün ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse bile, sanki senin yakın dostun olmuştur.
Bu güzel huya, sabırlı olanlardan başkası kavuşturulmaz. Buna, büyük bir nasibe malik olandan başkası eriştirilmez". O, fasih köylü şair dedi kî; Buna erişilmez, bundan güzeli de olmaz. Bunu insan söyleyemez. Sen Resulullah'sm ben de iman ettim. Evet, Kur'ân-ı Ha-kim'în icazını onlar anladılar.
Kardeşine, zatim de olsa, mazlum da olsa yardım et. Zalim kardeşine şeytan vesvese verdi. Onu, başkasına zulmetmeye sürükledi. Şeytanın bu vesvesesini, ondan defetmek için yardım et. Senden yardım bekleyenden elini çekme.
Allah, hiç bir şeye, hiç bir yardıma muhtaç olmadığı halde; Muhammed suresinde: Eğer, siz Allah'a yardım ederseniz O da size yardım eder buyurdu.
Allah'ın yarattıklarını hakir görme. Allah, onları yaratırken hakir görmedi. Kadınlara hitaben; sakın komşularınızın hediyelerini hakir görmeyin isterse bir paça (koyun ayağı) olsun.
Tahkir, cahilliktir. Lanet, sövmek, bağırmak, çekiştirmek komşuluğa yakışmaz. Dilini de kötü sözlere alıştırma.


35-) Kibirden, bir kibre delâlet eden şeylerden çek in. Elbisen de. yürüşünde kibir alametleri bulunmasın. Kimseden bir şey isteme. İyice muzlar kalırsan (ki Allah seni o hale bırakmaz) Bilfarz o hale düşmüş isen, tese'ül ihtiyaç kadar caizdir, ihtiyaçtan fazla tese'ül cerahattir. Mahşere her yeri yaralı, çıbanlı olarak gelir.


36-) Ensar'a mensub bir kadın veya erkek görürsen; düşmanın da olsa ona muhabbet et. iman alâmeti, Ensar'ı sevmektir. Ensar'ı kiram kalmadı deme.
Ensar demek, Allah'ın dinine yardım edenler demektir. Hangi zamanda olursa olsun Allah'ın Dinine lisanı ile, işleriyle, kalemiyle yardım edenler Ensar'dır. Onlara muhabbet imandır.
"Ey iman edenler Allah'ın yardımcıları olun" (El Saf suresi âyet 14)
Bir kişinin dahi olsa hidayetine sebep olanın hayrı, güneşin doğduğu yerlerin hepsinden hayırlıdır.


37-) Doğru söyle. Emanetleri yerine eda et. Vaadinde sadık ol. Yalandan içtinap et. Hain olma, vaadinden dönme. Birisiyle kavga edersen hakdan ayrılma. Yalan, hainlik, vaadinde durmamak münafıklık alâmetlerindendir.
Bir insan yalan söylense, onun pis kokusundan Melek, otuz mil uzaklaşır. Şeytan bile insana fenalığı emredince, insan onu işlerse, Allah'dan korkusundan şeytan, onun yanından kaçar. Hemen nedamet duymasmdandır.
Şu mânevi kokuyu duy, Şeytanın kaçışından ibret al. Şeytan insana küfret der de, o küfür edince, ben hakikaten senden uzağım çünkü ben âlemlerin Rabbi olan AUahtan korkarım der.
(Haşir suresi âyet 16) Allahtan* korkmayan, şeytandan eşed değil mi?.


38-) Züppelik etme. Bu kelime Arabca'da (Elbezaze) kelimesinin zıddıdır. Bezaze, babayani, olduğun gibi, yaşadığın memleketin göreneğine uygun bir şekilde yaşamak de"nıektir ki imandandır.


39-) Haya'lı ol. Allah'da haya'lıdır. Haya'lı olanları sever. Kıyamette; Islâmiyette ihtiyarlamış, saç, sakal ağartmış olanlardan,

Allah haya eder. Yâni, onları affeder, azap etmez. Çünkü, Haya'nın mânası terketmek demektir.
Allah, sivri sineği misâl getirmekten çekinmez Ayetinde de bu mânâyadır. Müşrikler, güya kendi akıllarınca, Allah büyüktür, sivri sinekle falan misâl vermez dediler. Halbuki en büyüğünü yaratmakla en küçüğünü yaratmakta fark yoktur. Belki sivri sineği fil suretinde yaratmak daha acayibdir.
riaya'ııın insanda yeri çoktur. Haya bir san'attır ki menfaati, her şeyde, onu gösterene aitdir. Haya, utanacak bir şey yapmamak değildir.
Mü'min, her yerde, her halini gören ve bilendir, Allah'ından utanır dünya ve ahirette kendini mahcup mevkie düşürecek bir iş işlemez. İşte bu hal, Haya'dır. ilaya imandandır buyrulması, sahibini günahlardan men ettiği içindir.
Peygamberimiz, hayânın hepsi hayır'dır. Hayâdan ancak hayır gelir. Utanmaya en lâyık olan da Allah’tır buyurdular.


40-) Nasihat et. Çünkü nasihat Dindir. Kime nasihat edeceğiz diye sordular da Peygamberimiz, Allah'a, Resulüne, islâm büyüklerine ve herkese buyurdular.
Nasihat edenin çok ilme ihtiyacı vardır. Hatta yalnız bilgi kâfi değil. Aklı, fikri de sahili olmalı. Önünü, sonunu düşünmeli. Mizacı da bozuk olnıamah. Şeriatı bütün teferruatı ile yâni, mezheplerin hepsinin esaslarını bilmeli. Ahvali, zamanı da bilmeli. Hiç bir garazı bulunmamalı. Eğer, bunlar bulunmazsa hatası çok olur.
İyi huylar içinde, nasihatten daha dakiki yoktur. Hakiki nasihat edenin dostu az olur. Çünkü halkın çoğu nevayı hevese kendim kaptırmış kimseler olduğundan, Nasılım sözü onlara acı gelir. Nasılı, İğne iplik manasınadır. Nasihat eden, insanları saadetlerine rab-teder.
Allah'a nasihat; Allah'dan günahkârlara, Allah'ın affını ve mağfiretini istemekle ve onlara şefaat etmekledir.
Resuluüah'a nasihat; Peygamberliğini lastik ve onu sevmekledir.
İslâm büyüklerine nasihat; haklı İşlerinde onlara yardım ve emirlerine itaat çimekledir.
Herkese nasihat; Dünya ve ahiretlerine yarayan faideli şeyleri onlara öğretmekledir.


41-)
iki namaz arasındaki haline riayet et, D ir namazı kıldıktan sonra ikinci namaza kadar, arada iûç lakırdı etmeyen kimsenin, kitabı Arşın altında, hususi yerlere konur.
İzah: İKi namaz arasındaki boş vakitlerinde günah olan işler ve sözlerden ictinab eder. Amel defterine sevaplar yazdıran işler ve sözlerle iştigal eder. Ve bu hal île ikinci namazını da kılarsa, bu iki namaz arasındaki amellerini bildiren dosyası, yücelerin yücesi makamlara gider. Ve oralarda teşhir edilir.
İki namaz arası olmayan zaman yoktur. Böyle olunca, boş vakitlerine dikkat et. O vakitlerde de sana fayda verecek hayırlı işlerle meşgul ol, duaya nasihat olunuyorsun. Vakitler çok kıymetlidir. Geçenlerin telâfisine imkân yoktur Elde olanların kıymetini bil, mâ-lâyani ile geçirme. Müslümanlığın güzelliklerinden biri de faydasız şeyleri terk etmektir.


42-) Cemaatle namaza devam et. Camilerin hikmet-i vücudu, farz namazlarını içinde kılmak içindir. Ezan ve kamet'de bunun için emrolunmuştur.
Yalnız kılmakla Cemaatle kılmak arasında yirnıiyedi derece faik vardır. Yalnız kılmada (Settar) ismi tecelli eder. Cemaatle kılmada (Adül) esması tecelli eder.


43-)
EVVABİN( Lugat inanası muteber'dir. Allah'a dönenler demektir) namazına Ja devam et. Bu namaz halkın meşgul bulunduğu sabahla öğleye, öğle ile ikindiye, akşamla yatsı arasında kılınır.
Gece uyuduktan sonra kalkıp, şafaktan evvel kılman DUHA namazı sekiz rik'attir. Akşamla yatsı arası E vahin namazı, altı rik-attir, Teheccüd namazı sekiz rik'atten oniki rekate kadar kılınır. Bu namazlar hep sünnettir. Kılanlar feyzine ererler.


44-)
Yemekte, içmekte haram şeylerden korunmak nasıl lazımsa, sözlerde de öylece lâzımdır. Nasıl bileceğim dersen; şöyle, içine sıkıntı veren, başkasının görmesini, duymasını istemediğin şeyler hep günahtır. Bir de, kalbine şek, şüphe veren şeyleri bırak. Kalbinin razı olduğu, hak dediği şeyleri işle. Bu hususta fetvayı kalbine sor. O, sana helâl mi yoksa haram mı söyler.

Eğer, sorduğun mes'elede kalbin biraz duraklarsa, ondan vazgeç. Peygamberler yoluna git. Ve iktisade riayet et. Peygamberlerin âdetleri bu idi.
Dünya işlerinde pek acele etme. Alıiret işlerini vaktinden te' hir etme. Çoluğun çocuğun için çalış. Allah yolunda çalışmış sayılırsın. Hele, selâvat'ı şerife çok devam et...


45-) Allah için bir şeyi deruhte etmişsen, onu bozma. Ondan daha hayırlı bir şey işlemek hatırına gelirse, deruhte ettiğin şeyi yap. ikinci hayırlı hâtıra Seylan'dandır. Birinciyi terk ettirmek için getirmiştir. O, hatıra geleni de işle. Şeytanı kahredersin. Çünkü, şeytan birinciyi terkettirmeKle ahdini bozdurmak ister.
Meselâ akşamla yatsı arasında Kur'an okumayı âdet edindin. Bir müddet sonra bir hatıra geldi. Bu vakitte namaz kusan daha efdâl diye ilka olundun namaz kulpta Kur'an okumak âdetini bırakma. Kur'-anıııı OKU nemde nafile namazı KÜ. Böyle yaparsan şeytan seni değil sen şeytanı aldatmış olursun.
Sıla-i Rahın'i terk etme. Rallim rahmandandır. Allah ile aramızda nesep karabeti var. Sıla-i Kabineden, Allah ile olan akrabalık haklarını da yerine getiriyor. Çünkü rahim, ralımanın damarlarındandır.
Sıla-i Rahmi terk eden, rahman ile alâkasını kesiyor demektir.
Dünya ve Alıiret nimetleri hep Allah'ın Rahman ismi şerifinin tecellileridir.
Birisi seninle istişare ederse, ona hakkı söyle, hakkı göster, sakın hıyanetlik etme. Hakikat ne biliyorsan onu söyle. Müsteşarın emin olması lâzımdır.
Sakın, altın ve gümüş kaplardan yemek yeme. ipekli elbise giyme.
Korkunç bir rü'ya görmüşsen, uyanınca sol tarafına üç kerre üfle. Ve (Allah'ım, bu gördüğüm rüyanın şerrinden sana sığınırım) de, daha yatacaksan başka tarafına dön. Ve o rü'yayı kimseye söyleme. Sözüme dikkat et.
(Altın, gümüş ziynet olarak kadınlara mübahür. Altın, gümüş kaplardan yemek yemek, kadınlara da haramdır.)
Çok kimseler istiaze ederler amma başkalarına söyledikleri için zarar görürler. Sen söyleme, Rü'ya kuşun'ayağına takıdır, söyleyip tâbir edilince, tâbir edildiği gibi düşer.

Güzel kokular kullan. Her abdestte misvak tutun. Ağzın temizlenir, Allah senden razı olur. Misvak tutunup kılınan namaz, mis-vâksiz kılınan namazdan yetmiş kat efdâldir, diye rivayet var.
Yalan yere yemin etme. Yalan yemin, sahibini günaha sokar. Beldeleri harab eder.


46-) Esnemek şeytandandır. Onu kes ve esnerken ses çıkarma. O ses şeytan sesidir. Namaz içinde aksırmak ta şeytandandır. Amma namaz haricindeki aksırmak nimettir. Binaenaleyh Hâmd lâzımdır.
Falcılık ve faydasız oyunlar, eşyanın hareketlerinden kötü mânalar çıkarmak, meselâ baykuş öttü, tavşan geçti. . . gibi şeyler, müslümanlıkla bağdaşmaz.
Câmi'ye tükürme. Cami duvarına, kıbleye karşı da tükürme. Kıbleye karşı ve kıbleye arka çevirerek abdest bozmak ta caiz değildir.
Yemek yemezden evvel ellerini yıka. Yemek yedikten sonra hem ellerini hemde ağzını yıka. . .
Hizmetçilere ağır işler emretme. Eğer yapılacak iş ağır ise, onlara yardım et. Çünkü onlar da senin gibi insandır. Yemeklerine, elbiselerine iyi bak.. .
Bir eve gelirsen üç defa izin iste. Kapı arasından içeriye bakına. Eğer izin çıkmazsa don ve darılma. . .
Yetnıişbin Kelime'î Tevhit okumak suretiyle nefsini Cehennemden azat ettir. Şeyh Ebu Rebi derki; bir sofrada yemek yiyecektik. Benim de okunmuş yetmiş bin Teiılil'im vardı. Hiç bir yere de bağışlamamış tim. Bizim soframızda genç, Salih bir delikanlı da vardı. Keşfi açıktı. Elini yemeğe sundu ve ağlamağa başları. Ne oldu dediler. Dediki; İşte Cehennem anamı da Cehennemde görüyorum. Yemedi ve mütemadiyen ağlıyordu.
Şeyh Ebu Rebi der ki: İçimden şöyle niyaz ettim. Allah'ım, biliyorsun ki benim okunmuş yetmiş bin tehlilim var. Bunu bu çocuğun annesinin Cehennemden kurtarılması için Ruhuna bağışladım. Bunları hep gizli ve kalbimle söyledim.
Çocuk birden ağlamayı bıraktı. Gülerek El Hamdülillah anamı Cehennemden çıkardılar dedi ve bizimle yemek yemeye başladı. Ebu Rebi der ki; Bu vakıa bana iki şeyi bildirdi. Biri, bu yetmiş bin Tahlile dair rivayet edilen Hadis-i Şerifin sahih olduğu, diğeri 'de o gencin keşfinin sahih olduğudur.

Tehlil okumanın tarifi:
Abdestli kıbleye müteveccih oturup 25 Estagfirullah,
l kerre Fatiha-i şerife,
3 aded Ihlâs-ı şerif,
3 adet selâvat-ı şerife.
Okuyup, Resul-ü Ekrem Sâllâüahu aleyhi vesellem efendimizin Ruh'u şeriflerine hediye etmeli.
(LA İLAHE İ L L A L L A H ) hı dürüst okumalı.

(L A ) yi seâmalara doğru çekmeli (İLAHE) yi sağ taraftan alıp sol memenin altındaki kalbe (iLLALLAH)hı indirmeli. Her yüz âdedinde bir kere ( M U il A M M E D ' E N R E S U L U'L L A H ) ve (İLA H l ENTE M A K S U D l VE RIZAKEMAT-L U B İ ) demeli.
Allah'ını maksadını setisin ve senin rızan da arzumdur.
Günde ne kadar çekersen onları belleyip yetmiş bin olunca bir hatim olmuştur. Onu istediği yere bağışlar, isterse kendinde bırakır. . .
İki kişi arasındaki husumeti ve gerginliği ıslaha çalış. (Düşmanlar barışmak isterlerse, sen de onlara yanaş) emri var. Artık düşün gâvurlarla barışmayı emreden Allah, nıüslümanlar arasındaki dargınlıkları gidermek için çalışan ve nıüslümanlar arasını barıştıranları büyük mükâfatlarla taltif buyuracağı muhakkaktır değil mi?
Sakın ha; iki kişinin arasını bozma. Bu hâl Dini yıkar.
Bedeninin sıhhatini ve boş zamanlarını ganimet bil, bunları Allah'ın razı olacağı işlerde kullan. Bunlar gafletle boş yere harcanırsa aleyhine hüccet olur.
Alıirette hasmın Allah olmamasına dikkat et. Eğer hasmın Allah olursa mahvolursun.
Her sabah yüz defa (SÜBHAN ALLAHÎ VE Bİ
HAMD1H1-SUBHAN ALLAHİL AZİM) de. Günah bırakmaz.


47-) Vücudundaki bütün azalarını muhafaza et. Yapacağın şey mubah bile oka âzam haddinden fazla kullanma. Azalarını serbest bırakan kalbini sıkıntıya sokar.

Herhangi âzam haram olan bir şeyde kullanırsan, o onun zinasıdır. Harama bakan göz, haramı tutan el, harama yürüyen ayak gibi. insanları yüzükoyun Cehenneme sürükleyen dillerinin belasıdır.
Yarın hesap yerinde diller, ayaklar, eller . . . işledikleri şeylere şahitlik edecekler. O hâlden kork. Nefsine acı.
Bir insan şer'an caiz olmayan bir şeyi yapacağı vakit o azanın aman yapma, bu işe beni mecbur etme. Yarın kıyamette aleyhine şahitlik edeceğim. Beni kötülük yaptırmak suretiyle aleyhine değil de iyilik yaptırmak suretiyle lehine şahit kıl. Dediğini, eğer o günahı işlerse, yine o azanın Ya Rab ben nehyettim sözümü dinlemedi. Allah'ını, beni bunun yaptığı işten 'teberri ediyorum. Dediğini işitenler var. (Muhiddin-i Arabi'nin işitenlerden biri olduğu maiıakkak).
Azaları sui istimal, kalbe sıkıntı verir. Kalb Allah içindir. Onu işsal ve ona eza Allah'ın gazabına sebebtir.


48-)
Her namazında ezan oku yahut müezzini dinle. Onun okuduğu kelimeleri bitirince sen de tekrar et. Ezan okurken sesini salıver çünkü, müezzine sesinin ulaştığı yerlerdeki kuru, yaş ne varsa hep şahitlik edecek. Ezan okumakta ve birinci safta olanları insanlar buseler, oraya geçmek için kur'adan başka çare de kalmasa kur'a ile oraya geçmek isterler. Gençlikte ne olduğunu bilseler müsabaka ederler, abalı ve yatsı namazlarında verilen mükâfatı bilseler, sürüne sürüne camiye gelirler.
Tenha bir yerde, insan ezan okuyup kamet getirerek namazını kılsa, dağlar gibi melek kafileleri ardında cemâat olurlar. Ve onun duasına âmin derler.
İnsanlar gaflet etmesinler diye bu vasiyeti yazdım. Çünkü, akıllı insan hayırlı ve faydalı şeyleri ihmal etmez. Bu herkesin şahsi menfaatidir.
insanın kendi şahsına rahmeti başkasına rahmetinden daha büyüktür. Nitekim kendi nefsine ezası, başkasına yaptığı ezadan büyük olduğu gibi. Meselâ, intihar edenin cezası katilin cezasından büyüktür.
Peygamberlerden sonra, insanlar üzerinde en büyük hak, ana, baba hakkıdır. Duada, nefsini ana, babasına takdim emrolunmuştur. Nuh suresinin son âyetinde buna işaret vardır.

49-) Eğer Vali veya söz sahibi yâni hüküm sahibi isen, Hak söyle, Hak ile hükmet. Hevayı hevese ayma. Herkese eşit nuamele et. Çünkü, bizden ewcl helak olan kavimler, herkese eşit muamele yaj>matlıkları için azaba çarpılmışlardır.
Ayet: Ey Davud, biz seni yer yüzünde bir halife yaptık. Sen de insanlar arasında !ıak ve adaletle âükmeyle. Hükmünde hcvayı hevesine, hissiyatına uyma ki, bu hal, seni Allah yolundan saptırır. Allah yolundan sapanlar yok mu, hesap gününü unuttukları için onlara pek şiddetli azap vardır.
Hesap günü, ahiretteki hesap günü olmakla beraber dünyada ııefslerini hesaba çekmeyenlere de şamildir. Çünkü, nisyan terk demektir.
Dünyada iıesabı terk ettikleri için, bu çetin azaba uğrayacaklardır, (hesaba çekilmezden evvel kendinizi hesaba çekin) diye emir vardır.
Dünyada da cezalar var. Anıma dünya cezaları insanları tövbe ve düşünceye sevk ettiği için faydalıdır.
Kardeşim: Sen de kabahatlerinden dolayı hemen tövbe ile iiabbine dön. Ahvalinde iyilik hissedince Allah'ın senin her hâlinde feyizli, Rahmetli kadıları açılır, O kapılardan birini de sen çal ki, sa-nada açılsın.
O andaki Feyzi Rabbani'de nefsini malınım bırakma. Her hareketinde bir hayra niyetli bulun. Yapaınasaıı da ecrine kavuşursun, Hatta bir günah işlemişsen, onun .günah olduğuna inan. Bu imânınla o günahı karşılamış ve tesirini azaltmış olursun.
Tevbe suresinin 102. âyetinde: günahlarını itiraf edenlerin affa nail olacakları beyan buyuruluyor.


50-) Duaları, ezan okunurken, muharebe esnasında, namaza başlanacağı zamanlarda yap. Duadan garaz kabülüdür. İcabetin sebebleri çoktur.
Zamanın, mekânın, o andaki hâlin, ağızdan çıkan dua kelimelerinin icabette büyük tesirleri vardır. Bu dörtten birine rastlayan dualar kabul olur. En kuvvetlisi ağızdan çıkan dua kelimeleri sonra hâldir.
Allah'ın haklarına ve Halkın haklarına riayet et. Sil ki insan fakir ve muhtaç bir mahluktur. İstemeğe de mecburdur.

Dileklerini yalnız Allah'tan iste. Bir kimse senden yapabileceğin bir şey'i isterse, kimseye duyurmadan onu ver. Muhtaçlara daima yardımda bulun, böyle yaparsan Nâib-i Rahman olursun.
Meselâ evlenecek bir kimseye yardım edersen, onun salih çocukları senin için devamlı sadakalar sırasına geçerler.
Verdiğin sadaka ve yaptığın iyilikleri başa kakma çünkü nimetin hakiki sahibi sen değilsin. Verdiğin sadakayı Allah'a veriyorsun. Gaflet etme. Karşılığı fazlasıyla sana gelecektir. Buna İnan.
Gafiller içerisinde gizlice Allah'ı zikret. Bu Allah İle halvet olmak demektir. Fazla suyun olunca başkasından esirgeme.
Senin imanlık veya her hangi bir memuriyetini istemeyenlerin önüne geçme. Hakikaten sen o makamın ehli isen sırf şalisi garazlarından dolayı seni istemiyorlarsa onlar mes'uldürler.
Bir işçi çalıştırınca hemen ücretini ver. Başkaları üzerinde kendin için bir meziyet görme fazilet, şeref, izzet Allah'ındır. Dilediğine verir.


51-) Cünüb olunca biraz bekleyeceksen, su varsa, abdest al, su yoksa teyemmüm et. Eğer cünüb olarak biraz uyuyacaksan, abdest al da Öyle uyu. Eğer cünüb iken yemek yiyeceksen, su içeceksen, abdest al. Ağzını güzelce yıka. Melekler cünübe ve kâfirin ciyfesine yaklaşmazlar.
Kimseye gadretme. Gadr: Söz ve alıid verdikten sonra ahdini bozmaya denir.
Anana, babana isyan etme. Öf bile deme. Belki onlara daima dua et. Anana, teyzene çok ikram et. Bunlar, Allah ve Resulünün vasiyetleridir. Kimse hakkında kafi hüküm verme. Hüsnü zan et. îyi görüyorum de. Allah'a karşı edeb böyle olur.


52-) Bir cemaate imam olup namaz kıldırınca dua ederken, yalnız şahsına dua etme. Belki bütün cemaate dua et. Eğer yalnız şahsına dua edersen, hainlik etmiş olursun. Bir de, Hakkın rahmetini kullarından kıskandığın ve nefsini başkalarına tercih ettiğinden dolayı en kötü ahlâk sahibi olduğunu ısbat edersin. Çünkü AUalı, mü'min kullarını medhederken onlar, başkalarını, nefislerine tercih ederler buyurur.


Abdestin daraldığı halde namaz kılma. Huzuru kalb, namazın ruhudur. Yemek hazır, namaz da hazırlanmışsa, evvelâ yemeğini ye. Sonra namaz kıl.
Ana ve babanın dualarım almaya gayret et. Misafirin duası da makbuldür. Aman mazlumun bed duasından sak m. Mazlumun du-asıyla Allah arasında îıicab yoktur.
Vücudundaki zaid kılları tırnakları kes. Her işinde adaletli ol. Allah'a ve Allah'ın kitabına sarıl. Allah'ın razı olacağı şeylere devam et. Allah'ın büyüklüğünü düşün. Haşyetu ilah'dan ağla. [Haşyetullah: Allah'ın büyüklüğünü ve sonsuz kuvvet ve kudretini düşünerek titremek demete tir.]
53-) Hayırlı bir iş yapmışsan, ona devam et. isterse az olsun. Sen ibadeti bırakmadıkça Allah feyzini kesmez. Bir müddet ibadet ettikten sonra bıranıverınek, Allah ile arandaki rabıtayı kesmek gibidir.
Şöyle ol: işlemekte bulunduğun hayırlı amellerini ölünceye kadar bırakmamaya azimli ol. Terk ettiğin kabahatleri de bir daha yapmamaya azimli ol. Her nefes Allaîi ile olursun. Ayat-ı îlâhiye'-de Iıakdan ayrılma, Şeriate uymayan te'villere sapma, Sadakaların en ef-daline devam et.
Verdiğinde gözün kalmasın. Kendisinin muhtaç olduğu şeyleri, terciiıan başkalarına verenleri Allah-ü Zül Celâl metili buyuruyor.
Seve seve vermişler, Allah bize yeter demişler. Verdiklerini unutmuşlar. Eğer böyle yapamazsan, evvelâ kendini doyur ve kandır da sonra artarsa başkalarına da verirsin.
Resulü ilah, sadakanın en efdalİ (An zaiıri ganiyli) verilendir buyurdu. Verdikten sonra Allah ile istiğna edip verdiğinde gözün kalmaması demektir. (Allah ile istiğna: başkasına yüz suyu dökmemek)
Korktuğun ve umduğun kimselerin yanında da Hak söyle. Kurban bayramı günü çok iyilik yap. Allah katındd en büyük gündür. Arefe ve Aşure günlerinden de efdaldir.
Her hak sahibine hakkını ver, hatta her hakka da hakkını ver. Kimsede hakkın bulunduğunu görme.
İnsaf et. (insaf: muhabbet, sevmek, adalet) başkalarından insaf beldeme. Senden birisi özür düerse, derhal kabul et. Kendini, başkasından özür dileyeceK bir hale düşürme.


54-) Secdede duayı çok yap. Secde hali, kulun Allah'ına en yakın bulunduğu hâldir. Allah herkese yakındır. Matlup olan. kulun Allanma yakınlığıdır.
Herkese lutf ile muamele et.Hele akrabaya, ehlü iyale daima şefkatli bulun. Herkese selâm ver. Eğer başKasının sana vereceğini bilirsen, o selâm versin sen al.
Dünyada kendinden aşağısına bak. Zenginlerin servetine gözünü dikme. Fitneye uğrarsın. Herkes için dünya, tath ve sevgilidir. Nimetler de tab'an sevgilidir. Başkasının sevgilisine göz dikme.
Zahidin zühdünde nimet, Abidİn ibadetinde nimetler vardır. Olmasa devamlı ibadet yapamazlar. [Zühtün ve ibadetin zevklerine kendini kaptırmak da makbul değildir. Abid has olmalı. İbadetten değil mabud'dan nasib almalı.]
Ayet: Onlardan bir sınıfa, fitneye düşürmek İçin verdiğimiz, dünyaya ait zilletlere ve debdebelere sakın gözünü dikme. Rabbinin rızkı, hem hayırlı hemde bakidir. (TAHA) suresi 131. Debdebe: Gürültü, patırtı (hadra haşin)
Rabbinia sevdirdiği hayırlı ve devamlı-olan rızk, îman ve ibadetinden o anda doyduğun rızıktır. Gözünü kaptırma diye tenbth edilen o debdebe varya o fitnedir o. . .
Birisinin sende hakkı, alacağı varsa, güzelce üde. Hatta fazla-. sıyla öde. Sakuı alacaklına eza etme. Mü'min kardeşinin malına, canına, namusuna, akraba ve taallukatına bir tecavüz vaki olursa, onu koru. Her işinde Allah'ın haklarına riayet et. Aman nefsinin arzularına uyma. Allah'iîan başka dost yoktur.
En çok riayet edilmesi icabeden, Allah haclarıdır. Sakın canlı bir mahluka eza etme. Kurbanını dahi keserkenkeskin bıçakla kes.


55-) Sözlerin en güzellerini ihtiva eden Allah'ın kitabını, içindeki hükümleri ve Allah kitabı olduğunu düşünerek oku. Allah-u Zül Celâl, sana da anlamak feyzini ihsan eder.
Kur'anı başkalarına da öğret, Naib-i Rahman olurusun. (Naib: vekil) Ru!ı-ul Emin, O Kur'anı îlazreli Muhammed SallâHahü Aleyhi vesellem'iıı kalbine indirdi. Kur'an okuyan temiz kalbli insanların kalbine, her okuyuşta yeni İner gibi feyz getirir. Hayırlınız, Kur'am öğrenip öğretendir. Aman bahil olma. Allah'ın emirlerinden, nefsine zor gelenleri yap. Korkak olma, Allah sana kendine sığınmayı emretti. Sen de, her halinde Allah'a sığın. Muin'in (yardımcın) Allah olunca hiç korkma.


Kul, Fatiha'i şerifeyi okurken, sana kulluk eder, yardımı ancak senden beklerini deyince: Allah, bu âyetim benimle kulumun ara-sındadır. Kulunum istediği verilecektir, ıiuyurur. Bizi doğru yola ilet duasını edince üe; bunlar .ıep kuluma aitdir. Kuluma istediği verilecektir, buyurur.
Yalnız, bunlarda dikkat edilmesi icabeden şey, bu ve emsali âyetleri okurken, hikâye tarikiyle okumamalı. Bir çok hafızlar ve âlimler, bu âyetleri, Allah'ın kelâmını hikâye kasdi ile okudukları için hiç bir fayJa göremezler. Çünkü Cenahı Hak, kulum istediği zaman diye buyurur, istemeğe, hikâye istemek demek olmadığından icabet olunmaz.
Bir kısım insanlar Kur'an okur ve dinlerlerken boğazlarından aşağı gitmez. Ağızlarında kalır, bu y uru iması, okurken kalbleri hazır olmayanlara aitüir.
Allah rızası için her fedakârlığa katlanan sadık Mü'mindtr. Dinde ve başka şeylerde kavi olanlar nefislerinde de kavi'dirler. imanlarında Kavi değildirler. Mû'nıin, Hassaten Allah haklarında kavi olandır. Allah'ın bir ismi de Mü'ınin'dir, Senin adın da nıü'rmn'Jir. Mii'min-ler bir birine bağlıdırlar.
Mü'min. mahluk, müemmen Halik'a bağlanır ve ona dayanırsa onu hiç bir kuvvet yıkamaz.


56-) Kendinde hiç bir zaman varlık görme. Daima fakir ve aciz olduğuna inan. Allah (Rabbi malı/en) tîir. (Mahzen: Halis ve safi olan) Sen de Abui mahzen ol. Allaıı'ın rızası için daima hazır bsıKüi. 3u hale rabıta Jenir.
Düşman hudutunda nöbet beklemek ile rabıtadır. Muratıb'm sevap defteri kapanmaz. Bir namazı kılıfta gelecek namaza niyet eden de muratıb'dır.
Al'i İmran suresinin son âyetini oku. Resul-ü Ekrem'in Ravzai şeriflerine varınca, Resulullah'ın hadisi şeriflerini okuyacağın zaman evvelâ sadaka ver. Sadaka mal ile olduğu gibi Tehlil, Tekbir, Teşbih. Tahmid, Havkale ile de olur.
Tehlil: La İlahe İllallah, Tekbir: Allah-u Ekber, Teşbih: Süb-han Allah, Tahmid: El tiamd-ü LİIlah, Havkale: La havle ve la kuvvete İllâ Billah demektir. Bunlar zikirlerin en cidalidir. Daha açıkçası haline göre bir hayır işleyipte Resulullah'ın huzumnao halde girenler. Hadisleri Döyle temiz bir ağız ile okuyanlar ResuluALLAH'dan feyz alırlar.


57-) Namaz kılan bir nıüslümam günahlarından dolayı tekdir etme. Hadisi şerifte şöyle varid olmuştur: Bir insan mü'min kardeşine kâfir derse, o kelime Jı-diği yere gider. Eğer dediği gibi ise, orada kalır, dediği gibi değilse söyleyene gelir. Mü'min kardeşine kötü söz de söyleme. Allah, o sözden onu korur da söylediğin şeyi senin başına verir. Mü'min kardeşinin yüzüne karşı veya arkasından yalan, sahih, hile. hudda her ne Kİ yaptı isen karşıbğı sana gelir. Cezasını sen çekersin.


58-) Sakın kimse ile alay etme, eğlenme. Hele Derviş meşrebli salilı, mütevazı insanlarla alay etmek. Din ile alay etmek gibidir. Öylelerini küçük görüp onlara gülme. Bâzı ilmine mağrur insanlar varki, muttaki kimselerle istihza ederler. Yarın kıyamette onlarla da istihza edilecektir. Şöyle ki: Cennetin kapıları açılıp Cennet nimetleri gösterilecek, haydi girin denecek tam girecekleri zaman kapılar yüzlerine kapanacak ve onlara; Siz Dünyada iken Allah dostları üe eğlenirdiniz işte cezanız bu, haydi Cehenneme denecek.
59-) İnsanların şerlisi olma. Şerli insanın dilinden, kötü sözlerinden herkes usanmış olduğu için yüzlerine gülerler, şerlerinden kor- kulduğu için onlara güler yüz gösterirler, işte şe.Tİnden çekindiklerinden dolayı kendilerine ikram olunan insanlar en şerli insanlardır. Sakın sen de böyle olma.
Karının sırrını kimseye söyleme. Karısının sırrım ifşa eden
insanlar ahlâkan en düşük insanlardır.
iliç kimsenin anasına, babasına sövme. O da senin anana, babana söverse, sen sebep olduğun için anana, babana âsî olmuş oluçsun.
Peygamberimiz, anaya, babaya sövmeyin deyince Ashap, hiç insan anasına, babasına söver mi dediler. Evet , başkasının ana ve babasına söver, o da onun ana ve babasına söver buyurdu.
Büyük günahlardan biri de müslümanm ırzına di] uzatmaktır. Gâvurların haçlarına, putlarına sövme. Allah'a sövdürmeğe sebep
olursun.
Bir rafızi'nin yanında mezhep bahislerini açma. Ashaab-ı Ki-
ram'a taaıı ettirmeğe sebep olursun.

60-) Tabiyetinde bulunduğun Devletin büyüklerine dil uzatma. Husûmet adamlarının başta bulunmasıyla elde edilen menfaatler çok iıjyüktur. Beşeriyet hali hataları olursa, vebali onlara aitdir. Sen itaatini uozma. Hükümet memurlarının Devlet namına yaplıKları işlere itiraz etnıe. Emirlerine inkiyat et. Düzeni bozma. Zemmedersen sıfatı zemmet, mevsufa tecuvüz etme. Methedersen, hem sıfatı nemde mev-sufu methet.


61-) Allah'ın azabından kendini kurtarmak istersen, nııislü-nıanların büyüklerine, baban gibi hürmet et. Orta yaşlılarına ikram et. Küçüklerine şefkat göster. Mü'min kardeşlerine kalbinde adavat bulunan, Cennet kokusu duymaz.
Halkın ezasına tahammül et. Kimseye eza etme. Kulak ol, dü olma. Yâni sözleri dinle, çok söyleme. Allah'ın emirlerine tazim, mahlukatına şefkat, en mühim vazifedir. Kurtuluş ve saadet, bu iki şeyi yapmakladır.


62-) Hayırlı bir şey söylemiş veya hayırlı bir şeye delâlet etrnişisen evvelâ omı kendin işle. İlk nasihati nefsine yap. İnsanlar, evvelâ insanın işine bakarlar, sözlerine değil.
Mürşiti'in fiili sözünden daha müessirdir. Resulullah'da sizin için güzel numune vardır, buyrulmuştur.
Bâzı insanlar, Kur'an okur da, okuduğu Kur'an ona lanet eder. Hatta kendi kendine lanet okur. Meselâ zalim bir adam (gözünü aç, Allah'ın laneti zalimleredir.) ayetini yalancı bir adam da, (Allah'ın laneti yalancılaradır.) âyetini okurken,kendine lanet eder.
Kur'an'ın zemmettiği bir sıfat, kendisinde bulunan bir kimse o âyeti okurken, keza Kur'anın methettiğ oir sıfat, kendisinde bulunmayan bir kimse, o âyeti okurken Kur'an, onun aleyhine hüccet oluyor değil mi?


63-) Şeriat ilminden bir şey biliyorsan, bilmeyene söyle. Sakın bildiklerini gizleme. Bir mezhebe bağlanıp onu körü körüne taklide yeltenme. Allah'ın emrettiği şeyle amel et. Bilmediklerini Ehli Zikre (Kitabullahl ve Resulullah'ın sünnetini bilenlerden) sor. Bir Müftü, Allah ve Resul'Unün hükmü budur derse, onunla amel et, benim re'yim, kanaatim budur derse, başkasına sor.

Dinde güçlük yok. Ruhsatlarla amel et. Alışında, verişinde semahat et. Başına gelen musibetten dolayı kimseyi ayıplama. Allah'tan afiyet iste, nefsini ıslaha çalış.


64-) Daima Allah'a yalvar ki, seni salih mü'minlerden eylesin. O zaman Resulullah'ın dostu ve nâsır'ı olursun.
Dünyanın fitnelerinden sakın. Allah'ın ziyneti var, şeytanın ziyneti de var, Dünyanın da ziyneti var. Allah'ın ziyneti helâl olan jeyler, şeytanın ziyneti haram olan şeylerdir. Dünyanın ziyneti de iki cepheli, bir kısmı mubah, bir kısım haranı. Bunları iyi ayırıp, ona göre hareket etmeli.
Hoşuna gitmeyen bir şey başına gelmişse, o anda sabra sarıl. Makbul sabır bu. Sakın o musibete kızıp kötü söyleme. Bir kadının çocuğu ölmüş, kabri başında ağlıyordu. Resul-ü Ekrem oradan geçerken kadına sabır tavsiye etti. Resuİullaifı tanımadığı için, geç, benim musibetimle sen mübtelâ olmadın dedi. O, Resulu'llah idi dediler. Kadın nedametle özür diledi. Resulu'llah; sabır ilk musibet çarptığı zaman olur, buyurdular.
Zayıflara merhamet et. Onların yüzü suyu hürmetine Allah, nusret ve rızık. ılışan buyurur. Karz (ödünç) aldığın kimseye, sana iyilik yapana, hediye verene, sadaka verene iyilik yap. iliç bir "şey yapa-mazsan onlara selâm ver. Veren el.alaıı elden hayırlıdır. Selâmın kadrini eski müslümanlar bilirlerdi. Bir arada yürürlerken, aralarına bir ağaç hail olsa, birleşince yine birbirlerine selâm verirlerdi. Yâni bu arada bir biri aleyhine kötü bir şey hatıra gelir korkusundan veya, şeytan böyle bir ilkaatta bulunabileceğinden endişe ederek. Selâm ile tecdidi aht ve tecdidi islâm ederlerdi. Bu selâm arkadaşına; şu ayrıldığımız müddetçe senin dostluğunda idim demektir.
Erkekler daima kavi ve üstün yaratılmışlardır. Binaenaleyh kadınlara daima şefkat ve merhametle muamele etmelidirler.


65-) Fatiha-i şerifeyi okurken Besmeleyi vaslet sonuna kadar bir nefeste oku. Ebu Bekre İmamı Ali'den gelen bir hadisi şerifte; Besmeleyi Fatihaya vaslederek okuyanı Allah affeder. Hasenatım kabul eder. Dilini Cehennem yakmaz. Kabir azabından, azabı nardan fezağ ekberden emin olur. Herkesten evvel Allah'a kavuşur, diye rivayetler vardır.


66-)
Allah için Gayyur ol. Kıskanç, hayvani ve tabii gayretlerden sakın. Meselâ karına, kızına, anana, kardeşine, başkasının kötü nazarım nasıl girye görüyorsan, bütün insanlara da aynı hali nefsinde duymalısın. Buna gayret-i Diniyye denir.
Amma, kendine yapılan fenalıktan duyduğun eleme başkalarına yapıldığı zaman duymuyorsan bu, gayret-i inıam'ye değil yalancı gayrettir.
Resulü'llah'ın dünyada eli, yabancı bir kadına dokunmadı. Kadınlardan bi'atı sözle alırlardı.
Musibet anında (İNNÂ L İ L L Â H İ VE İNNÂ l L E Y H İ R A C İ U N) de. Bîr cenazen olursa, cemaatin yüz kişi veya kırk kişi kadar olmasına çalış. O cemaat, o meyyit hakkında şahittirler. Bir kişiye yüz kişi şahitlik ederse, o şahadet red olunmaz.


67-) Sadaka vermeğe gayret et. Sadaka Allah'ın gazabını söndürür. Kıyamette gölgelik olur. Meleklerin duasına mazîıar kılar.
Hadisi şerifte; Her sabah iki melek iner, bîri. Ya Rab sadaka verenlere sen ikram et. Verdiği gibisini de sen ona ver. Diğeri de, Ya Rab cimrilerin elindekiler telef olsun diye dua ederler. Tabii meleklerin duaları makbuldür. Bu Hadisi şerifin ikinci şıkkı olan, Ya Rab cimrilere telef ver demek; "onlar da mallarını hayra sarf edebilsinler, onları cahillikten kurtar da sehi olsunlar diye dua ederler", diye hüsnü te'vil-de bulunanlar da vardır. Çünkü, melekler daima insanların hayrına dua ederler.
Cehennem ateşinden kendini koru. vclevki yarım hurma ver-, mek suretiyle olsun. Şeyh Muhiddin burada derki: Endülüs'te şeyhlerimizden birisi hakkında zındık diye şikâyet ettiler. Halk hep birden aleyhine kıyam ettiler. O zamanın Sultanı emir verdi. Memleketin ileri gelenlerini toplayın sorun eğer, zındıklığında müttefikan şahadet ederlerse, öldürün diye Valiye emir verdi.
Vali de düşmanlarının başında gelenlerden idi. B Zat. meydanı siyasete gelirken ekmekçiye uğradı, yarım ekmek aldı ve sadaka etti. Vali halka sorunca, hepsi, iyi adamdır dediler. Vali şaşırdı. Hep müttefıkan bu adam hakkında zındık diyorduk hepinizin kanaati bir anda değişti. Bu, mutlaka bir emri Semavi ile oldu. Derken o zat gülmeğe başladı. Ne gülüyorsun dediler. Hadis-i şerifin sidkina ve tecellîsine gülüyorum. Biliyorum ki bu cemaat bu sahidliğin aksine mutekit idiler. Vali de aynı kanaatte idi. Hepiniz de de benim aleyhimde idiniz. Ben bu ateşi görünce yarım etmek sadaka verdim. Yarım ekmek yarım hurmadan çoktur. Hepinizin ateşini yarım ekmekle söndürdüm dedi.


68-)
Sakın, Allah seni nehyettiği yerlerde görmesin. Emrettiği yerlerden de gaip etmesin, Allah'tan başkasının bilmediği amelleri yapmaya çalış. Bu amellerin gizliliği İhlasın en büyük âlâmetlerinden-dir.
Arafe ve Aşure oruçlarına devam et. Zilhicce'nin ilk on gününde, Muharrem'in ilk on gününde ibadeti çok yap.
Eğer zayıf düşüp vazifelerini yapamayacak bir hâle düşmeye-ceksen Allah yolundaki savaşlarda oruç tut. Eğer başkalarının sana hizmet etmelerini istiyorsan melekleri kendine hizmet ettir.
Melekler ilim tahsil edenlere hizmet ederler. Hatta ilim tahsil etmek üzere yolunda yürüyenlerin ayakları altına kanatlarını sererler.
Öğrendiklerinle âmel edince de Allah yanında sevgili ve büyüklerden olursun.
Hastaları ziyaret edersen yetmiş bin melek seninle beraberdir. Sana dua ederler. Günahlarının affını Allah'tan niyaz ederler. Akşam ziyaret edene sabaha kadar, sabah ziyaret etmişsen akşama kadar meleklerin istiğfarı devanı eder.
Her sabah ve akşam namazlarından sonra üç kerre:
(EUZÜ B l L L A H - İ S S E M İ G - U L ALİ M-U M İ N-E Ş ŞEYTAN-1 R RACİM) deyip sjre-i Haşr'in son üç âyetlerini oku.
Her namazın sonunda (ALLA H-Ü M M E E C I R N İ M İ N-E N N A R) yedi defa oku.
Akşam namazından sonra Evvabin namazı kılarsan sonunda şöyle dua eyle: (Ya Rab imânımda dosdoğru olmaya, sağlığında ve ölürken de imanlı olarak ölmeye ve Malışer'e çıkmaya muvaffakiyetler ihsan buyur) de.
Günahında ısrar etme, her günahın akabinde tövbe et.


69-) Secdeyi çok yap. Yemini çok etme. Hüküm sahibi bir memur obnaya heves etme. Eğer olmuşsan; öfkeli hâlinde, içinde bir sıkıntı varken, aç karnına, acele bir işin varken hüküm verme.

Kimseye benim Mevlânı deme. Mevlâ Allah'ındır. Dinînde, imanından istifade edeceğin kimselerle sohbet et.
Allan aşkına diyerek kimseden bir şey isteme. Hatta, Allah'-dan Allah aşkına diyerek yalnız Cennet ve Cemal1 den başka şey isteme. Sakın Allah aşkına diyerek dünya isteme.
Başka birisi bir kadına talip olmuşsa, sen de o kadına talip olma, anıma ona verilmemişse, o zaman istersin.
Başkası bir mala pazarlık ederken, sen de aynı mala talip olma. Kabirler üzerine oturma. Kabre karşı namaz kûma. Bir insanın yüzüne karşı namaza durma.
Başına gelen musibetten dolayı Ölümü isteme. Belki şöyle dua et: (Ya Rab, eğer yaşamak hakkımda hayırlı ise, yaşat, ölüm hayırlı ise, imân ile göçür) de. Mamafih istemekle ölüm gelmez, sözler ölüm getirmez. O, değişmeyen bir karara bağlıdır.
Su içerken otıır da iç. Her sabah; Ya Rab, bana söven ve eza eden, beni gıybet eden ve kızdırmak için günaha girmiş kullarını ben affettim. Sen şahit ol onlara hep hakkımı helâl ettim. Dünya ve Ahi-rette kimsede hakkım yoktur de.


70-)
Vasi, elçi, şahit olmamaya gayret et. Gusül ettiğin yere abdest bozma. Nezretme. Yapmışsan nezrini yerine getir. Nezri bahil-ler yapar.
Harp isteme amma, düşmanla karşı karşıya gelince arlık sebat et. Sakın firar etme.
Rüzgâra sövme, Rüzgar nefesi Rahman'dır. Allah'dan hayırlı rüzgarlar iste. Şerlilerinden Allah'a sığın.
Yeni bir elbise giyince besmele çek. Ve Ya Rab, bu elbise içinde beni hayırlı işlere muvaffak buyur diye dua et. ipekli elbise
giyme.
Uyuyanlara karşı namaza durma. Kalbinde kötü bir hatıra
varken namaza durma.
Allah'tan başkası adına yemin etme. Ateşle kimseye azap etme, Abdestin daralınca, o halde namaz kılma.


71-)
Mütevazı ol, kasılma. Allah yanında mevki, takva iledir. Yarın mahşerde bütün nesebler iptal edilecek yalnız Allah ile olan ne-seb kalacak, o da takva'dır.


Kini olursa olsun isyan ile emrederse itaat edilmez. Sana söz söyleyene kulak ver, isterse çirkin olsun. Çünkü o kendine kıymet vermiştir. Bu suretle onun da gönlünü almış olursun.
Hediyeyi red etme, tahkir de etme. Her şeyi güzel yapmaya çalış. Dedikoduyu bırak. Lüzumsuz şeyleri de çok sorma. Bil ki her hareket ve sükûn ve her giriş ve çıkışta şeriatın hükmü vardır. Bunları
öğren.
Mallarını israfına harcama. Güçlük, matlık, nefret gösterme. Daima kolaylık, sevgi göster. Bilmeyenlere öğret. Gizli ve aşikâr yüz kızartıcı şeyleri bırak. Allah'tan utan, kötü yolda başına bir musibet gelmeden yaşıyorsan, mağrur olma çok şiddetli bir azaba gidiyorsun gözünü aç.
Allah'ın mekrinden iıazer et. Rahmetinden ümidini kesme. Hâf ile rica beynini daima muhafaza eyle. Aklı gideren şeylere, müskirata hiç yanaşma. Tabii konuş, kendimi beğendireceğim diye sözde san'at gösterme.


72-)
istiğfara devam et. Hele seher vakitleri çok istiğfar et. Allah'ın bir sınıf melekleri vardır onlar, kürei arzda bulunanlara dua ederler. Bir sınıf daha vardır ki onlar, seherlerde istiğfar eden Mü'-minlere dua ederler.
Üç şeyden kork; Allah'tan, nefsinden, Allah'tan kurmayandan. Her işinde niyetin halis olsun. İhtiyarlara hürmet et. lafız-ı Kur'an olanlara ikram et.
Borçlu olma, borçluluk geceleri rahatı kaçırır, gündüzleri zelil eder. Rabbinin ibadetine dünya ziynetlerinden bir şey karıştırma. Dünya garazları insandan ayrılmayan hastalıklardır.
Ebdalinin reislerinden bir zat, arkadaşları ile yeşillik, sulu bir yerden geçerken suların şırıltısı, çayır ve Çimenlerin güzelliği hoşuna gitti de arkadaşlarından ayrıldı. O şelâleden abdest aldı. Namaz kıldı, nefsinin arzusunu tatmin etti. Amma, bütün arkadaşları başından dağılıverdiler. O da rütbesinden azlolundu. Binaenaleyh nefsin arzularına, İbadette de olsa tabi olma.
Kimsenin ayıplanın araştırma. Nefsinle meşgul ol, onun ıs-lahtna çalış. Çocuklarına güzel isimler koy. edeb öğret. Karınla hoş geçin, onun mertebesinde sohbet et. Kendine uydurmaya çalışına ona medar et.

Çörek otu ölümden başka her derde devadır.


73-) Müslüman kardeşlerinden biri ile karşılaşınca selâm ver. Musafaîıa et. Yalnız kimsenin karşısında eğilme.
Resul-ü Ekrem efendimize sordular; Müslüman müslüman'a mülâki olunca eğilir mi? Hayır buyurdu. Musafaha ederler mi diye sorulunca evet buyurdular..Yine bir Hadis-i şerifte; şöyle varit olmuştur. Her hangi iki müslüman karşılaşınca selâmlaşır ve musafaha ederlerse. Allah onları bir birinden ayırmadan mağfiret eder.
Vasiyetin daima baş ucunda bulunsun. Ölüm belki ansızın gelir. Kadınlarla çocuklarla çok oturma. Onların mertebesine ine ine çocuklaşır ve aiımaklaşirsin. Kadınlarla sohbette, daha başka tehlikeler de vardır.
Kadınların, yabancı erkeklerle nazik nazik konuşmaları, onlarla sohbet etmeleri, ziynetlerini göstermeleri. , hiç doğru değildir. Bunu, her müslümanm hanımlarına anlatması mühim vazifesidir. Bâzı hanımlar erkeklere hüsnü zan ederek konuşmakta beis görmezler, lâkin erkeler, hanımların hüsnü zannı gibi değildirler. Şeytan da araya girince, fena neticeler husule gelir.
Hanımların yanına hizmetçi diye, genç delikanlılara müsaade edilmemeli, Kadınlar, onlarla daima hicab ardından konuşmalı. . .
Yanından hiç ayrılmayan, daîma iyilik ve kötülüklerini yazan meleklere hep, aleyhine olan şeyleri yazdırma. Bir gün gelip dosyaların sana verilecek. Ve oku denecek.
Allah, sana servet ihsan etmişse, onu Allah'ın razı olacağı yerlere sarfeyle. Allah'ın ihsanı olan o serveti, Allah'a isyan yollarında harcama. Bâzı gafillerin muvakkat yaşayışlarına aldanma, insan, nimeti arttıkça şükrü artırmalı. Şükür etmeyenlerin kalbine gaflet gelir. Kalbi Allah'tan gafil olanların dilleri zikrullaha, kalbleri huzura kavuşamaz.
Müslüman kardeşinin namusunu koru. Onu, hiç bir yerde mahcup etme. Bir müslüman, rnü'min kardeşini tahkir eder, küçük düşürür ve mahcup ederse, Allah'da o' büyük günde, yardıma muhtaç bulunduğu günde onu rezil eder.


74-)
Mideyi çok şişirme ahmaklaşırsın. Yaşamak için ye. Rab-bine kulluk etmek için yaşa, yemek için yaşama. Semirmek için yeme. İçerisine yemek konulan kapların en şerlisi midedir.


Vücuttan düşmeyecek, vazifeden kalmayacak kadar yemeli. Midenin üçte birine yiyecek, üçte birine içecek koymalı. Üçte birini de nefes almak için boş bulundurmalı. Günde bir öğün Sıddıkların yemeği, iki öğün mü'minlerin yemeğidir. Gün bir öğün üç tâbiri, oburların uydurmasıdır. Islâmiyette böyle bir şey yok.
Lokmaları küçük al. İyice çiğne, birini yutmadan diğerini alma. Her lokmada besmele çek. Yutunca Allah'a Hamdet. Su içerken bardağın içine nefes alma. Bardağı ağzından çekte öyle nefes al.
Suyu üç nefeste iç.. Bir yere yaslanarak mağrurların yediği gibi yeme, kölelerin yediği gibi ye. Sen Rabbinin sofrasında kulsun edebe riayet et. Eğer cemaatle bir sofrada yemek yiyorsan. Önünden ye. Çeşitli yemekler varsa, canının sevdiğinden doyuncuya kadar ye. Başkasının yediğine bakma. Sofrada Önüne bak. Hırsla yeme. Yemeğin içine sinek kanaJını batırmışsa, o sineği alıp atmadan yemeğe daldır-da sonra at. Çünkü, onun bir kanadında zehri, diğer kanadında panzehir vardır. Evvvlâ zehirli kanadını daldırır. Sinek insanlara zararlı bir
mahluktur.
Bizim görmediğimiz şeyleri Nübüvvet nuru İle gören Peygamberimiz böyle haber verdiler.
Bir kaba köpek dalarsa yâni bîr kaptan kelp yer veya içerse, henıen onu dök. Ve o kabı yedi defa yıka birisini toprak veya kumla
yıka.
Üstüne başına dikkat et necaset bulaşmasın. Abdest bozunca da iyice kurulan, elbisene idrar bulaşmasın, hem de idrar iyice kesilmeden abdest alma. Eğer, abdest aldıktan sonra bir yaşlık görülürse, abdest bozulur.
Seferden gelirken evine ansızın gelme. Mektup yaz, haber sal, (Telgraf çek, telefon et) geleceğin günü bildir.
Birini döveceksen yüzüne vurma. Birini seviyorsan sevgini ona söyle onun da seni sevmesine vesile olur.


75-) Bir imama uyunca ondan evvel tekbir alma. İmamın tekbirinden sonra al. Bütün erkânda imamın peşinde git. Kendin imam olursan cemaatin en zayıfım düşün. Namazı uzatma. Kur'anuı mânalarını kendine tatbik et. Bilmiyorsan Allah kelâmı olduğunu düşün.

İmam (SEM î ALLAH-Ü LIMEN H A M I D E H deyince; İnan ki bu sözü kulunun lisanından Allah söyledi. (RAB B E N A V E L E K E L H A M D ) de.
Rükû, sücud teşbihlerine üç defa söyle. Üçten az olmasın Fazla söylersen de olur.
Namaza girerken; vekar ve sükûnetle yürü. Uykun varken namaz kılma. Yatsı namazından evvel uyuma. Yatsı namazından sonrada konuşma hemen yat, erken kalkarsın.


76-)
Müslümanlardan birini çirkin bir işte görürsen kendini değil amelini görün. Eğer bu kerahatiıide sadık isen, onun yaptığı fenalığı sen yapma. Eğer yaparsan mürâisin.
Oruçlu iken dikkat et günah işleme, Oruç Allah'hktır. Allah, seni oruçlu hâlinde razı olmadığı bir şey': işlerken görmesin. Orucunu da ipfâl eder.
Eğer malın varsa, menfaati devamlı olan hayırlara sarfet. Dini malumatın varsa, onları başkalarına da yay. istifade etsinler.
Yol üzerinde uyuma. Gece kabir'de uyumak icabederse, yoldan çekil çünkü, yollarda haşarat eksik olmaz.
Bir yerde oturacak veya yatacaksan;
( E U Z Ü B İ K E L İ M Â T-l L L A H l-T TAM M A-Tİ K Ü L L î M A" MÎN ŞERRİ MÂ I I Û L İ K A) yaratılmışların şerrinden Allah'a sığınırım, de.


77-)
Üç kişi bir yerde iken, ikisinin gizli konuşması veya üçüncünün bilmediği bir lisan ile konuşmaları caiz değildir.
Müslümanlar arasında dostluk, muhabbet, ülfet gerek. Her hangi bir müslümanı korkutmak veya onu şüpheye düşürmek islâm kardeşliğine aykırıdır.
Horoz sesi işitince hemen Allah'ın fadhnı iste. Merkep anırdı-ğı zaman da şeytanın şerrinden Allah'a sığın. Eşek şeytanı görünce anırır, horoz da meleği görünce öter. Gökte bir melek var ki horoz şeklindedir. Öttüğü zaman yerdeki horozlar onun sesini işitir ve öterler.
Her halinde İyi niyetli olmaya gayret et. Salih amellere devan et. Hele gafiller, fasık ve facirler içinde bulunursan, onlara gelecek uza b dan kurtulabilmek için, o fitnelere dalıil olmadığını kalb ve azalarında isbat etmen lâzımdır.


Bir kimse aksım da { E L H A M D - Ü L l L L Â H ) de-mezse, ona hatırlat. Yine demezse (YERHAMEKALLAH) diye ona dua etme.
Bir adamı yüzüne karşı methedipte onu mahcub etme. Birisi seni yüzüne karşı methederse, yerden bir avuç toprak al da Önüne dö-küver. Ben de diğer insanlar gibi topraktan yaratıldım ne kadrim var de.
Şafak batarken çocukları evden dışarı çıkarmayınız. Çünkü o zaman şeytanların kaynaştığı zamandır.
Yemek yerken, başka birisi sana bakmasın ona da yedir. Hatip hutbe okurken konuşanlar olursa, onlara sus deme. Senin de Cuman
batıl olur.
iftarını hurma ile yap. Hurma yoksa üç yudum su iç. iftarda acele et. Kalbini murakabe et. Bir mü'min hakkında kalbine kötü bir şey gelmişse, hemen onu izale et ve hüsnü zan eyle


78-) Sohbetinde bulunduğun veya senin sohbetine gelenlerin rütbe ve menzillerine yöre muamelede bulun. Allah'a verdiğin ahd rububiyetini İkrar edip her zaman ve her yerde ahdine vefa göster. Allah'ın âyetlerine bak, verdiği zahiri ve batını azalarım yerinde kullan onları serde kullanma.
Peygamberlerine uy, Kur'an okuyanı dinle, tazim ile dinle. Kur'anın İçindekileri düşün. Hadisi şeriflerin sahili olanlarını Öğren. Ashabı Kiram arasında zuhura gelen hadiselere dalma. Hepsini sev, her hak sahibine hakkını ver.
Gözünü harama bakılma, diğer azalarını da kötü şeylerde! Koru. Alimlere tazim et, şerlilere güler yüz göster ki onlar da düzelsin ter. Hayvanlara şefkatle muamele eyle. Ağaçlan koru ve ıslah el
Sofilerin şer'i şerife muvafık olanlarına hürmet göster. Ev lâdlara ihsan eyle. Kadınlara iyi muamelede bulun. Namazı huzur ile kıl. Zekâtım vakit geçirmeden ver. Büyüklerin şer'a muvafık emirlerini dinle ve itaat et. Hülâsa bütün mevcudata nasihatle muamele eyle. . .


79-) Bir şeyi iyice bilmeden, görmeden işleme. Allah yanında hükmünü bilmediğin bir şeyi körü körüne yapma. Dünyada ödenmesi lâzım olan hakları öde ki Allah seni sevsin.

Namazda güzünü secde mahalline dik. Safların düzgün ve sık obuasına çalış. Namazda başka yere bakmadıkça Allah sana nazar eder.
Şerefli olmayan kazançlardan sakın. Meselâ kelp parası, hacamat ücreti, yüz suyu dökerek, namustan fedakârlık ederek kazanılan paralara tenezzül etme. .".
Bakıcı, büyücülere gitme ve böyle şeylere teşebbüs edipte para kazanmaya tenezzül etme. Kazanmaya kudretin varken sadaka alma. Allah'ın verdiğine şükret. Az, çok deme. Mü'minlerin iyi huylan olduğu gibi kötü huylan da olur, sen daima iyi huyları gör.
Allah ve Resulünü sevenlere ve onlara yardım edenlere buğ-zetıne, bazı kimseler, o falanı sevmiyordu diye ona buğzeder; bu doğru değildir, 3uğzettiğin Allah ve Resulünü seviyorsa, onların hatırı için sen de onu sevmeğe mecbursun. Amma, o senin hocanı, şeyhini sevmiyorsa, varsın sevmesin. Onun, senin şeyhini sevmemesi ona buğzetme-ni icap ettirmez.


80-)
"(A L L A H ALLA H)" İsım' şerifine devam et. Allah lâfzı şerifinin faidesi hiç bir zikirde yoktur. Başından elifi kaldınrsan ( L İ L L A ü ) kalır. Yine Esmâi hüsna'dandır. Birinci lânı'ı kaldırır-san (L E H Ü ) olur. O da Esmâi hüsnadandır ikinci Lâm'ı da kaldı-rırsan ( H U ) kalır Kİ o da Esmâi hüsnadandır. Başka kelimelerde bu yoktur. Din'de güzel şeylerle iftihar edilir. Mushafların tezyini, Camilerin tezyinatı eşrat saafindendir, diye varit olan Hadisi şerifden ürkme, ilmi olmayan bunu tersine anlıyor.
Kıyamet alâmetlerinin hepsi mezmum değildir. Şeairi Diniy-yeye tazim olmak kasdıyle yapılan şeyler makbul ve memduhdur. Duada haddi tecavüz etme. Meselâ sılai Ralım'i kat edecek dualara yapma. (Halamın, teyzemin, amcamın canını al) gibi.
Taharatte de suyu fazla israf etme. Abdest azalarını üçer defa yıka.


81-) Kur'a'nı düşünerek oku. O, zikirlerin en yükseğidir. Bir sureye başlayınca, bitirinceye kadar konuşma. Bİr hastanın yanına gİ-rince ( Y A S İ Y N ) oku.
Müellif Muhiddin-İ Arabî derki: Bİr gün çok hastalandım. Baygın bir halde idim. Korkunç kimseler gördüm. Bana eza etmek istiyorlardı. Derken güzel şimali ve güzel kokulu bîr zat geldi onları


hep kovaladı. Sevindim. Ve efendim siz kimsiniz diye sordum. Ben ( Y A S İ Y N ) süresiyim dedi. Gözümü açtım baktımki babam baş ucumda ağlıyor ve ( Y A S İ Y N ) şerifi okuyordu. Bitirdi. Gördüklerimi babama söyledim. Hastalarınıza ( Y A Sİl Y N ) okuyun diye
emir var.
Ağır bir hastanın yanında bulunursan ona (LA İLAHE İLLALLAH) hı telkin et. Demezse sui zan etme. Çünkü o halde belki başka şeyle meşguldür de senin telkinini duymamıştır
Cenazelerinizi takip ederken eğer yürüyorsan tabutun etrafında yürü. Binekti isen, arkadan takip et. Defnolunduktan sonra hemen bırakıp gitme.Biraz kabrin yanında bekle. Cenaze, kabrinin başında oturanlarla ünsiyet eder.
Su içtiğin kabın ağzını kapat. Gece lambaları söndür. Kapuyu kilitle. Şeytan kilitli kapıları açamaz. Eğer kapıyı kapatırken besmele çeker, Ayet-ül Kürsî okursan, sabaha kadar zarardan emin olursun
Dünyada bir yolcu gibi yaşa. Elindekilerin hesabını vereceğini unutma. Sana hainlik yapana sen yapma. Sana tecavüz edene sen tecavüz etme.


82-)
ibadetlere neş'eli olarak başla. Eğer keselân (ağırlık) gelirse, onu bırak başka ibadete geç. Amma, farzlar böyle değil. Onların vakti geldi mi ister neşeli, isterse neşesiz ol Farzlar derhal işlenir.
Birisi, sen ibadet ederken başka, o ibadeti güzelce ifa ederken o da öğrensin diye niyet et. Riyadan kurtulursun. İhlâsına dikkat et. Halk içinde güzel namaz kılıpta tenhada felfes kılan Allah'a hakaret etmiştir. Elinden geldiği kadar gayret et, güzelce ibadetlerine devanı et.
Sakın Allah beni şaki yazdıysa şakıyım, said yazdıysa Said'im deme. Hayırlı ibadetler ve hayırlı işler yapıyorsan, Said olduğuna Allah tarafından bir müjdedir. Allah güzel ameller işleyenlerin ecrini zayi etmez.
Kabirleri sık sık ziyaret et. Yalnız kabristanda çok oturma, mezarlara ibret nazarıyla bak. Ahireti hatırla. Kabristanda Dünya işlerini konuşmak suretiyle ölülere eza etme.
Yol üstüne, gölgeliklere, ağaç altına, su kenarına, kabirlerdeki deliklere, suya, işeme. Yedi büyük günahlardan içtinap et. (Şirk, şe-hire, katli nefs, yetim malı yemek, riba, askerden kaçmak, namuslu kadınlara, kötü ve namuslarına dokunur sözler söylemek).

83-) Hakkı daima önde tut. Ve Allah'ın kullarına, Allah'ın muamele ettiği gibi muamele et. ibrahim Peygambere bir müşrik misafir olmak İstedi, ibrahim Aleyhisselâm; nıüslüman olursan misafir ederim dedi. O da kabul etmedi. Döndü gitti. Cenabı Hak ibrahim'e; Bir lokma ekmek için herifin dinini, babasından kalan alıştığı dinini terk etmesini teklif ettin. O, yetmiş senedir gâvurluk yapar, ben onu besliyorum ve rızkını kesmedim. Buyuranca, İbrahim Aleyhisselâm yola çıktı ona yetişti. Gel dedi, seni misafir edeceğim. Çünkü Rabbim senin için bana itab etti, deyince o, hem misafir oldu ve hem de nıüslüman oldu.
insanlardan gelen ezaya sabret, tahammül et. Kimseyi hakir görme. Öfkelenince nefsine sahip ol. Aman, Allah'dan başkasına kulluk etme. Evinde bulunan hayvanlara, kedi , köpek ... ne varsa onların yiyecek ve İçeceklerini ihmal etme. Onfar emanettir.
Haftanın pazarertesi ve perşembe günleri amellerin Allah'a arzolunduğu günlerdir. O günlerde oruç tutarsan iyidir. Oruç tutamaz-san iyi şeyler yap.
Kimseye karşı kalbinde buğz ve adavet bulunmasın. Allah, şirk gibi kalbinde buğz ve adavet bulunanları da affetmez. Bir gün gelip seni bırakacak arkadaşla da dostluk kurma. Daima seninle beraber bulunacak dostlar kazan.
Kan, kız .oğlan, ahbab. yaran, mal, mülk hep muvakkat dosttur. Seninle kabre girmezler. En samimi dostun, iyi amellerindir. Kabir-de,mahşerde, her yerde senden ayrılmazlar. Dostunu bil.
Yarın mahşer yerinde en bedbaht insan, başkalarına vazu nasihat etmişte kendisini unutmuş, söyledikleri hayırlı şeyleri kendisi yapmamış, başkalarını fenalıklardan nehyetıniş de kendisi o fenalıkları işlemiş olan kimselerdir.
Helâl kazan, hırsı bırak, uykudan uyanınca gözünden uykuyu sil. hemen Allah'ı zikret. Şeytanın düğümünü çözmüş olursun. Şeytan uyu diye efsun okur. Abdest alınca ikinci düğüm çözülür. Namaz kılınca hepsi çözülür.


84-)
Dehre sövme. Dehr Allah'ındır. Eğer dehriyle zamanı murat ediyorsan, zamanın elinde bir şey yoktur. İşler hep Allah'ın yed'i kudretİndedir.

Malım, malım diye kasılma, senin malın yiyip bitirdiğin, giyip eskittiğin, sadaka ile elden çıkardığındır. Bunlardan başkası aleyhindedir. Nereden topladın, nereye sarfettin, niçin depo ettin diye soracaklar. Dinini öğren. Din adamı âdil olur.
Kabir azabından, Deccalın şerrinden, Cehennem azabından, hayatında ve ölümünde sana arız olacak fitnelerin şerrinden Allah'a sığın.
Peygamberimiz, namazlarının sonunda yâni, kaide-i ahiresinde bu duayı okurlardı. Kalbini ve kalbine gelenleri daima murakabe et. Şeriat terazisine ver. Onunla ayarla. Şeytan, kürsüsünü kurar da avane-sine oradan emirler verir. Allah'ın Arşı da su üzerindedir. Şeytan bu hareketiyle halkı iğfal etmek ister. Şeriatı bilmeyenlerle şeytan alay eder. Ve onları çabuk aldatır.
Peygamberimiz Medine'ye teşriflerinde tbni Seyyad denilen bir yahudi kâhini vardı. Resul-ü Ekrem ona ne görüyorsun diye sordu. Deniz üzerinde kürsü görüyorum dedi. Resul-ü Ekrem, o şeytanın kürsüsüdür buyurdular.
Kur'anı Keriın'de Allah'ın arşı su üzerindedir. Sizi imtihan için yâni hanginiz daha iyi işlerde bulunacak, işte o iptilâ şeytanın fitnesidir. Kendisini İlâh gibi tahayyül ettirir de oradan emirler verir. O, mü'minlerin en büyük düşmanıdır. Şeytanın şerrinden Allah'a sığın.
Bakıcı, büyücü, aldatıcı, kendine şeyh süsü verenlere inanma. Dinin gider. Elde mizan şeriattır. Ona uymayan şeyler şeytan yoludur.


85-)
Devlet adamlarına dil uzatma. Kaİblerde tasarruf Allah'ındır. Onların kalbi de yed'i kudreti Hâhi'yededir. Sen meşru olan emirlerine hemen itaat et. Peygamberimiz. Ulül emre itaat edin, isterse yüzü yırtık Habeşi bir köle olsa da buyurdular.
Hıristiyan bilginlerinden bir zat, islâm ülkelerinden birine geldi. Dolaşırken,herk es koşmaya başladı, işte Sultanımız geliyor diye seviniyorlardı. O Hıristiyan zat da bekledi. Saktı ki siyah, vaktiyle köle olduğu nişanlarından belli, yüzü yırtık, çirkin bir yüz. Yüzüne bakına; Allah'ın varlığına, birliğine, şeriki ve naziri bulunmadığına, istediğini istediği gibi yapar olduğuna,mülkünde istediği gibi tasarruf ancak Zat-ı Alıad'iyetine has olduğuna, Hazreti Muhammed'm (S.A.V.) de iıak Peygamber olduğuna şahadet ederim dedi. Dediler ki; Bu imanın sebebi nedir? Dedi ki; Şu siyah kölenin saltanatındadır. Çünkü, zahirer bu adamın arkasına iki kişi bile düşmez. Halbuki bütün Ulema, Esra] ve iyyanı !ıep onun önünde elpençe duruyorlar, inandım ki Allah birdir. Kullarında istediği gibi tasarruf ediyor. Ve Habibi de Hazreti Muhammed'i de (S.A.V. ) tasdik ediyor.
Yemek ve su kaplarınızın ağızlarını kapatın. Çünkü, senede bir gece gökten veba yağar. Açık kaplara veba girer diye Hadisi seril vardır.
86-) Misafirlerine ikram et. Hadisi şerifte; Allah'a, Ahirel gününe imanı olan misafirlerine ikram etsin buyrulmuştur. Misafirin hakkı üç gündür. Fazla kalırsa sadaka olur. Gelip geçici ise, bir günlük hakkı vardır. Misafire ikram, imânın şubelerindendir. Hayır söylemek. kötü sözlerden dili tutmak ta imanın şubelerindendir.
Bir amel işlerken onu güzel yapmaya çalış. Çünkü, amelini güzel yapan emeline muvaffak olur. Güzel amel şer'i şerife uygun olan ameldir. Allah'ı görür gibi ibadet etmekliğindir.


87-)
Abdestlİ bulun, her farz namaz için abdest alırsan güzel olur. Abdest müstakil bir ibadetdir. Gerçi başka ibadetlerin sıhhati için şart kılınmıştır amma, istiklâline dokunmaz.
Sabah namazını kılan kimse, Allah'ın ahdine girmiştir sakın ona dokunma. Geceleri gafletle geçirme namaz kıl. Allah'ından, Dininde, Dünya da, Ahiretin de af ve afiyet iste. Allah'dan daima hayır iste. Bir insan, sıdkile Allah'dan şehitlik isterse, Allah ona yatağında da ölse şehid sevabı verir diye Hadisi şerif vardır.
Hayırlı işlere başkalarını da teşvik edenler sevabda müşterek olurlar. Dünyada insanlara sürür, feralılık aşılayan ve sıkıntılarını giderenlerin Allah, Kıyamet gününde sıkıntılarını izale eder.


88-)
icrasına muktedir bulunduğun öfkeyi yut. Allah, öfkesini yutanları ve İnsanların kabahatlerini af edenleri metheder. Peygamberimiz de, öfkesini yutanın kalbine emniyet ve imân dolar buyurmuştur.
Halkın ihtiyacına koş, onların işlerini görmek amellerin en efdalidir. Hele düşmüşlere yardım, en büyük ibadetdir.

Allah'dan mağfiret isterken, günahlardan Allah'ın seni korumasını iste. Günahı işlemişsen cezasından korumasını iste. Allah'ın bildiği ve oldurun lıalin tersini gösterine. Göründüğün gibi ol. Rıfk ile muamele et. Mülayim, yumuşak olmayanlar bir çok hayırlardan mahrum
Kalırlar.
Sana birisi bir hediye takdim ederse, ona mukabelede bulun. Bir şey vermeğe kudretin yoksa, dua ile mukabelede bulun- Amma, sen birisine hediye vermişsen, sakın karşılığını bekleme. Ve bir şey beklemediğini ona anlat. Eğer mukabele ederseniz müteessir olurum
de.
Eğer, sana bilmukabele takdim ettiği hediyeyi kabul etmezsen, memnun olacaksa o hediyeyi kabul etme. Amma, o da gönül hoşluğu İle sana bir hediye verir ve onu almayınca müteessir olacağını anlarsan
kabul et.
Aman, gâvur olayım, veyahut dinimden dönmüş olayım gibi sözlerle yemin etme. Selâmetle islâmiyete dönemezsin. Allah'ı an gayriye yemin etmek günahtır.
Yalan rüya uydurmak veya rüyaya yalan katmak yalanların en
fenasıdır.


89-) Hakkında kötü bir şey söylemişlerse sükut et. Dunu sana söyleyene tearuz etme. Zennunu Mısri'ye Mütevekkil sordu. Sana zındık diyorlar ne dersin? Dedi ki; hayır desem söyleyenleri yalancı, evet deseni nefsimi yalancı yapmış olacağım bilaenaleyh sükut ediyorum, dedi.
Bir mü'mini küçük düşürecek, utandıracak şeyleri söyleme. Böyle söyleyenler cehennemin en şiddetli yerlerinde hapsolunurlar, diye Hadis-i şerif vardır. Dininle dünyayı yeme. davul, zurna çalıpta para kazanmak, din ile dünyayı elde etmekten daha iyidir.
Şundan, bundan haber veren kâhini tastık etme. Elinde, ağzında bulaşık varken uyuma. Ve kimseye düşmanlık etme. İki yüzlü olma. Ticarette ihtikâr yapına. Birisi bir yere oturmuş ve tekrar oturmak üzere bir yere ayrümışsa, onun yerine oturma.
Av muhabtır anıma, sen av peşinde dolaşma. Sana ikram olsun diye bir sandalye veya süt veya güzel koku takdim ederlerse reddetme.

Borca girerken ödemeğe niyetin sağlam olsun, ödemeğe muvaffak olursun. Eğer niyetin çürükse, borçlu kalırsın. Borçlu Ölenlerin cenaze namazlarını Peygamberimiz kılmazdı.
Mü'min kardeşine üç günden fazla dargın durma. Rast gelince ilk selâmı sen ver. Hayırlı olursun, insanlar ayağa kalksınlar, karşında el bağlasınlar diye bekleme.
Şefaat ettiğin kimsenin hediyesini ve ziyafetini kabul etmek riyadır. Kabahati sabit veya haklı bir tasfiye ve azledilmiş kimseler hakkında şefaat caiz değildir. Böyle bir caniye şefaatte bulunmak. Allah'ın lâinine sebeptir. Şefaati kabul edeni de müşkül duruma sokmuş olursun. Şefaat, haklı ve hayırlı şeylerde olur.
90-)Hazreti Ali Keremullahı veçhe efendimize hitaben varit olan vasiyetlerden,
Hazretî Ali der ki: Resulullah efendimiz bana vasiyet etti. Ve Ya AH bunları hıfzet hayır görürsün buyurdu.
Ya Ali; Cahillikten daha beter fakirlik yok. Akıldan daha güzel mal yok. Kendini beğenmekten daha korkunç yanlışlık yok. Müşavereden daha kuvvetli yardımcı yok. Yakut (sağlam bilgi) gibi imân yok. Fenalıkları bırakmak gibi koruyucu yok. Güzel huylar gibi soy sop yok. Tefekkür (düşünmek) gibi ibadet yok.
Ya Ali; Her şeyin bir âfeti vardır. Sözün âfeti yalan, ilmin âfeti unutmak, ibadetin âfeti riya, zekatın âfeti övünmek, şecearin âfeti zulüm, cömertliğin âfeti başa kakmak, güzelliğin âfeti kendim beğenmek, asaletin âfeti kasılmak, hayatın âfeti meşru olan vazifelerini yapmaktan utanmak, halin âfeti yenilik, ibadetin âfeti usanmaktır.
Ya Ali; Birisi seni yüzüne karşı methederse, Allah'ın beni onların dediğinden hayırlı eyle, bilmedikleri şeylere beni af eyle, onların sözü ile beni sorguya çekme, de. Onların sözlerinden salim kalırsın.
Ya AK; Oruçlu iken, iftar ederken {Allahım senin rızan için oruç tuttum ve verdiğin rızıklarla da iftar ediyorum.) de. O gün, ne kadar insan varsa hepsinin sevabı kadar sevap kazanırsın.
Oruç tutan kimsenin, Allah yanında makbul bir duası vardır, iftar ederken besmele çeker ve ey mağfireti bol Allahım, beni af eyle derse af olunur.
Ya AB; Güneşe ve aya karşı oturma, arkanı dönde otur. Güneşte de çok oturma hastalık gelir.

Ya Ali; Yâsin-i şerifi çok oku, aç, susuz, çıplak kalmazsın. Hastalık, korku, zindan görmezsin, yalnız kalmazsın, her yerde hürmet görürsün. Bir şeyine kaybolmaz. Bir hastanın başında okursan, ecel gelmişse, ölümü asan olur. Akşam okuyan sabaha, sabah okuyan akşama kadar emin olur.
Ya Al,; Yatarken Tebareke suresini oku. Kabir azabı görmezsin, Münkir, Nekir sual sormaz.
YaAli;( KULHUALAH-U A H A D ) di ab-
destli olarak oku. Kıyamet gününde; Ey Allah'ım metheden kalk Cen-
net'e buyur derler.
Ya Ali; Kötü sözlerden ve kötü gözlerden korunmak için Maşaallah de. (LâHavle. . .) oku.
Ya Ali;Zeytin yağı ye ve vücuduna çal. Şeytan yaklaşamaz.
Ya Ali; Yemeğe başlarken tuzla başla. Sonunda da tuzla bitir. Bir çok dertlere devadır.
Ya Ali; Yemeğin başında Besmele çek, sonunda da Hamd et. Sonuna kadar melekler sevap yazarlar.

Ya Ali; Evinden çıkarken Ayet-ül Kürsü'yi oku, işlerin kolaylaşır.
Ya Ali; Yalnız sefere çıkma. Şeytan seninle beraber çıkar.
Ya Ali; Çocuğun olursa, sağ kulağına ezan oku, sol kulağına kâmet getir. O çocuğa şeytan zarar yapamaz. Gök aylarının başında ve ortasında şeytanlar çok faal olurlar. Kendinizi koruyun, şerlerinden Allah'a sığının.
Ya Ali; Sail'i red etme. isterse at üzerinde gelsin, bir şey ver. Verilen sadaka sail'den evvel Allah'a gider. Sabah erken sadaka vermeli. Çünkü, belâ ve musibetler sadakanın önüne geçemezler.
Ya Ali; Fakirleri miskinleri sev. Allah da seni sever.
Ya Ali;Evine girince evdekilere selâm ver. Evinin bereketi artar.
Ya AliCüzel huylu ol. Böyle olursan, oruç tutanların, namaz kılanların derecesine ulaşırsın.
Ya Ali; Öfkelenme. Öfkeli insana şeytan istediği şeyi yaptırır.
Ya Ali; Allah'ın affedici olduğunu unutma. Daima Allah'dan mağfiret iste. Allah, meleklerine buyurur ki; Kulum benden başka kimsenin günahları mağfiret edemez olduğunu bildi. Şahid olun. Ben kulumu affettim.


Ya Ali; Yeni bir elbise giyersen, eskisini bir fakire giydir. O elbise fakirin üzerinde bulundukça Allah'ın hıfzındasın.
Ya Ali; Camiye girerken: Allah'ım bana rahmet kapılarını aç de. Çıkarken de, Allah'ım, bana rızık kapılarını aç de.
Ya Ah'; Doğru, yalan ne olursa olsun, Allah'a yemin etme. Ağzını yemine alıştırma. (Yeminlerinize Allah'ı siper yapmayın.) Allah, yalan yere yemin edenleri temizlemez. Ve onlara merhamet etmez.
Ya Ali; Dört şey varki şeytandandır. Ağlamayan göz, katı kalb, uzun emel, dünya sevgisi.
Ya Ali; Dişlerini temizle. Aralarında yemek parçaları kalmasın. Melekler sevmezler.
Hazreti Ali derki: Resulu'Ilaha, Bakara suresinin otuz yedinci âyetindeki (Adem, Rab'binden kelimeler belleyip onlarla yalvardı. Allah ta tövbesini kabul buyurdu.) Bu kelimeler ne idi diye sordum. Resulullah buyurdular ki: Allah, Adem'i Hindistan'a, Havva'yı Cidde'ye yılanı tsfihan'a, şeytan'ı Bisan'a indirdi. Cennet'te en güzel mahluk, yılan ile tavus idi. Adem'i iğfalde şeytana yardım ettikleri için onlar da gazaba uğradılar, Hazreti Adem Hindistan'da başını semaye kaldıramadı, ağladı ve müteessir olarak oturdu. Bir gün Cebrail geldi selâm verdi. Allah'ın selâmını da tebliğ etti. Ve dediki; Rab'bin soruyor ben onu kudretimle yarattım, Ruhumdan Ruh nefhettim. Meleklere secde ettirdim, Havva'yı ona eş ettim. Bu hüzün ne?
- Ya Cebrail, civar-ı Rab'bı Âlâdan buraya indirildim.
- Ya Adem, şöyle dua et: (Allah'ım Mulıammed hürmetine sana ütica ediyorujn. Ben günah işledim, nefsime zulmettim. Beni af eyle.)
Sonra Havva ile birleşince dedilerki: -(Ey Rab'bimiz, kendimize yazık ettik. Eğer bizi esirgemezsen zarara uğrayanlardan olacağız.) dualarını yaptılar. (A'râf suresi 23).
insan, dünyada babasının yolunda gitmeli. Babamız kusurunu itiraf etti. Allah'dan mağfiret istedi. Allah da hem affetti. Hem de en büyük saltanatı ve elçiliği ihsan etti.
Şeytan, Allah'a kafa tuttu, beni azdırdın dedi,- ebediyyen mel'un oldu. Allah'a boyun eğmeli, kusurlarını itiraf etmeli, Allah'dan daima af ve mağfiret istemeli. Adem'in oğju olduğunu böylece ısbat etmeli. Şeytan sudu içipte Allah'a kafa tutanlar, nisbeti Âdem'e değil şeytana bağlamış olurlar.


Yılanı öldür.
Ya Ali; İnad olma. Sonra pişman olursun. Dilini daima hayıra alıştır. Ahiretin en şiddetli azabı dildendir.
insanların en büyük dertleri, hased, hırs, gazap, kizb'dir. insanların şerlisi yalnız geçen, kimseye menfaati dokunmayan, hizmetçilerini dövenlerdir.
Daha şerlisi, hayrı umulmayan, şerrinden korkulan kimselerdir.


91-) Eba Hüreyre'ye hitaben varid olan vasiyetler:
Ya Eba Hüreyre; Bir âyeti ezberledikten sonra unutmak, büyük kabahattir. Allah'a böyle gelme...
Ya Eba Hüreyre: Ululemr olanlara lanet etme. Allah bir kavmi ululemrlerine lanetlerinden dolayı Cehenneme attı.
Ya Eba Hüreyre; Şeytandan başkasına sövme. Temiz lisan ile ölürsen bütün Peygamberler ve mü'minler Cennet'e girinceye kadar seninle müsafaha ederler.
Ya Eba Hüreyre; Gece yansından sonra kılınan namazlar ef-dâldir. Bunu ihmâl etme.
Ya Eba Hüreyre; iyi şeyleri emret. Kötü şeyleri nehyet. Herkese iyilik öğret. Bir kimseyi fenalık yaparken görürsen, şahsına bir zarar gehneyeceğini bilirsen, ona Allah'dan kork de.
Ya Eba Hüreyre; Müslümanlara güler yüz göster. Selâm ver, müsafaha et. Melekler senin için dua ve istiğfar ederler. Allah, meleklerin dua ve istiğfarlarını kabul eder.
Ya Eba Hüreyre; iyiliği küçük görme, iyilik deyince hepsini yap. Hatta acize bir testi su getirmek suretiyle olsun, iyi huyların, küçük olsun, büyük olsun karşılığı Cennet'tir.
Ya Eba Hüreyre; Evinde ehli ve iyâline namaz kılmayı emret. Allah evinize bol nzık verir. Sizin eve şeytan sokulamaz.
Ya Eba Hüreyre; Her Müslüman için Allah'dan mağfiret iste. Hepsi sana şefaatçi olurlar.
Ya Eba Hüreyre; Sekerâtta olan bir kimsenin yanına girersen, ona Kelime-i Şehadet'i telkin et. Onun sevablan kadar sana da sevab verilir. Hatta o hastaya tevbe ettir. Tevbe telkini sıhhatte olanlara daha faydalıdır.

Ya Eba Hüreyre; Ümmetime sünnetimi öğret. Ahirette nurlara gark olursun da herkes sana gıbta eder.
Ya Eba Hüreyre; Misaferlere, yolculara ikram et. Hatta onları ehline tercih et. Melekler seni sıratta teşyi ederler.
Ya Eba Hüreyre; Müslümanların yollarına eza atma. Elinden geldiği kadar yollardan ezaları kaldırmaya çalış. Bir insan, yol üzerinde gördüğü ezayı kaldırır veya onu, üzerine toprak dökmek suretiyle örterse, Allah'da kıyamet gününde onun ayıplarını örter.
Ya Eba Hüreyre; Âmâların sol elinden tut, onları gidecekleri yere kadar götür. Bu da bir sadakadır. Sağırlara hayrı duyurmak, şaşırmışlara yol göstermek hep sadakadır.
Ya Eba Hüreyre; Borcunu elinle götür ver. Melekler seni teşyi ederler. Borcunu ödeyenlere melekler dua ederler ve Allah-ü Zül Celâl onlara ummadıkları yerlerden rızıklar gönderir.
Ya Eba Hüreyre; Bir insan helâlinden mal kazanır, zekâtını verir, sonra mirasçılarına bırakırsa, o maldan yapılan bütün hayırlı şeylerde onun hissesi vardır.
Ya Eba Hüreyre; Şehiden ölenlerin bütün günahları af olunur. Yalnız kul haklan, bir de namuslu kimselerin namusuna dokunacak kötü sözler af olunmaz.
Ya Eba Hüreyre; Her günah, Ahirette tasadır. Bâzı günahların tasası çok büyüktür. En büyüğü başkasının malına, namusuna, canına karşı yapılan günahlardır.
Ya Eba Hüreyre; Kimseyi korkutma, seni de ahirette korkuturlar. Başkalarının sana karşı yaptığı kabahatleri affet. Büyük mükâfat görürsün.
Ya Eba Hüreyre; Evinin her tarafında namaz kıl. Evinin nuru gözlerde görünür.
Ya Eba Hüreyre; Akşam ve sabah yemeklerinde, muhtaç akrabalarını gözet. Allah, dünya ve ahirette dostlarına ayırdığı hayırlardan sana da büyük hisseler ayırır.
Ya Eba Hüreyre; Allah'ın bütün mahlukatına merhamet et. Allah da yarın sana merhamet eder.
Ebu Hüreyre derki: Resul-ü Ekrem efendimize; Ya Resulu-lullah ben bir sinek suya düşmüş çırpınıyor, onu o halde görünce içimden bir merhamet hissederim dedim de, Resulu'llah üç defa Allah sana merhamet etsin buyurdular.


Ya Eba Hüreyre; Musibetleri sabır İle karşıla. Allah'ın Rahmetine, Mağfiretine ve hidayetine erersin.
Ya Eba Hüreyre; Felâketzedeleri taziye et. Köle azad etmiş gibi sevap kazanırsın.
Ya Eba Hüreyre; Sabah ve akşam dilin zikrullah ile olsun. Günahın kalmaz.
Ya Eba Hüreyre; Kardeşinin ayıbını gizle. Allah yardımcın olur. Kardeşine yardım et. Akraba ve komşularına iyilik et. Müslüman olursun. Dostlarına iyilik et nıü'min olursun. Allah'ın farz kıldığı ibadetleri yap, Abİd olursun. Allah'ın taksimine razı ol. Zalıid olursun.
Resul-ü Ekrem salla'llahü aleyhi vesellem Ebû Hüreyre'ye vasiyetlerinde buyurdular ki; Ey Ebü Hüreyre, herkes korkudan tir tir titrerken korku hissetmeyenlerin, herkes Cehennem ateşinden feryat ederken rahat ve huzur içinde bulunanların yollarını tut.
Onlar kim Ya Resulu'Uah, bana onların ahvalini bildir ki. onları tanıyayım. Onlar, ahir zamanda gelecek ümmetîerimdendirler. Onlar, Mahşere gelirken Peygamberler gibi gelirler. Karşıdan onları görenler Peygamber zannederler. Ben onları görünce, ah ümmetferim ah ümmetlerim derim. Mahşer halkı o zaman onların Peygamber değil benim ümmetini olduğunu öğrenirler. Onlar mahşer yerinden şimşek gibi geçerler. Onların nuru bütün mahşer halkının gözlerini kamaştırır.
Ya Resulu'Uah, onların amellerini bana da öğrette belki ben de onlar gibi olurum dedim. Buyurdular ki: Ey Ebû Hüreyre, onların yolu zorca. Evlerinde de her türlü yemekleri varken açlığı tercih ederler. Her çeşit elbise giymek kudreti varken elbiseye ehemmiyet vermezler. Her türlü şerbetleri içmek mümkün iken susuzluğa tahammül ederler. Hep bunları Allah'ın rızasını kazanmak, başkalarını nefislerine tercih ettikleri için yaparlar. Hesap korkusundan dolayı Helâl olan bir çok zevklerini terk ederler. Dünyada yalnız bedenleri vardır. Dünyanın süsüne kendilerini kaptırmazlar. Melekler, Peygamberler onların ibadetlerine hayran olurlar. Onlara müjdeler olsun müjdeler, dedikten sonra; Allahını benimle onları birarada cemeyle, benim onlara iştiyakım var dedi ve ağladı.
Ve yine buyurdular ki: Allah, arzdakilere âzab etmek murat ederse, onların yüzü suyu hürmetine azabı kaldırır.

Ey Ebû Hüreyre; İşte, sen de onların yoluna git. Onlara muhalefet eden şiddetli hesaba çarpılır.


92-) Ashabdan Ebulderda şöyle rivayet etti
Resul-ü Ekrem Sallâ'llah-u aleyhi vesellem buyurdular ki: Ey Nas Ölüm gelmezden evvel Allah'a dönün, meşguliyet gelmezden evvel iyi ameller işleyin Allah'ınızı çok zikretmek suretiyle aranızdaki ahdi muhafaza edin ki saadete eresiniz. Gizli ve aşikâr çok sadaka verin, rızıklar genişlesin. Daima iyiliği emredin ki, bir çok nimetlere eresiniz. Çirkin şeylerden nehyediniz ki yardımlar göresiniz.
Ey Nas: Sizin en akıllınız, ölümü çok anandır. En zekiniz ve en iyi düşüneniniz de Ölüme güzel ameller hazırlayannızdır.
Gözlerinizi açın akıllılığın alâmeti, dünya/a aldanmamaktır. Ebediyet âlemine doğru ihlâs ile yönelmektir. Kabir için azık hazırlamak, Mahşer yerine temiz olarak çıkmaya müstaid bir hale gelmektir.
Nasihat; Peygamber nasihati: Müjdeler olsun o kimseye ki, şerefine halel getirmeden tevazu eder. Nefsini, tahkir ettirmeden küçük gösterir. Kazandığı helâl maldan hayırlı yerlere sarf eder. Bilgin ve faziletli kimselerle düşer kalkar. Fakir ve düşkünlere merhamet eder.
İşte onlara müjdeler olsun. Yine müjdeler olsun o kimseye ki, kazancı temiz, içi temiz, dışı temiz, kimseye zararı yok. Müjdeler olsun o kimseye ki bildiği ile amel ediyor. Malının fazlasını muiıtaciyne veriyor. Sözlerinin fazlasını imsak ediyor da söylemiyor.
İki kişinin arasım düzeltmek için Peygamberimizin vasiyeti:
Ashabdan Malik'in oğlu Enes derki: Bir gün Resul-ü Ekrem de içimizde olduğu halde oturuyorduk. Bak ok ki, Resul-ü Ekrem gülüyor. Ve ön dişleri görülüyordu, Hazreti Ömer; Anam, babam sana feda olsun niye güldünüz Ya Resulu'llah dedi.
Duyurdular ki, ümmetimden iki kişi, huzuru ilahi'de diz üstü geldiler de birisi, Allahım şu kardeşimden hakkımı alıver dedi. Rab'bül İzze de kardeşine hakkını versene deyince, Alllahıım verecek hiç bir şeyim kalmadı ne veriyim dedi. O vakit alacaklı. Ya Rab, günahlarımı yüklensin dedi. Resulü'llah'ın gözlerinden yaşlar boşandı. Ağladı. Sonra buyurdular ki, o ne müthiş bir gün ki, insan günahlarını başkasına yükletmen ister. Ve Resul-ü Ekrem buyurduiarki, Allah Azze ve Celle alacaklıya; hele başını kaldırda cennetlere bir bak dedi. O adam başını kaldırırıp bakınca dedi Ki, Ya Rab, gümüşten şehirler içinde altından köşkler görüyorum, onlar da incilerle süslenmiş. Bunlar hangi Peygamberin, hangi Şehid'in. Allah-ü Tealâ, bunlar satılık. Bedelini kim öderse
ona vereceğim.
O adam dedi ki, Ya Rab, buna kimin gücü yeter, kimde var bu kadar servet. Allah-ü Tealâ buyurdu ki; sende var, sen alabilirsin. Ya Rab, neyimle alırım. Alacaklısı bulunduğun kardeşini affetmekle bunları abran deyince; Af ettim AUahım dedi.
Allah-u Tealâ, Haydi kardeşinin elinden tut beraberce o Cennetlere girin buyurdu.
Bunu Resul-ü Ekrem anlattıktan sonra buyurdular ki; Allah'dan korkun. Aranızdaki gerginlikleri ıslah edin (düzeltin). Allah da kıyamette Mü'minlerin arasım İslah eder.
Kıyamet alâmetlerini bildiren vasiyetler:
Hazretİ Ali Keremullah'ı veçhe derki; Resulullah Sallâllah-ü Aleyh'i Vesellem'e kıyamet alâmetlerinden soruldu da buyurdular ki; insanlar hakkı zayi ettiklerini, namazı öldürdüklerini, gördüğün zaman, bir biri aleyhine iftiralar çoğalıp, yalan mubah gibi olup, rüşvet almak 've vermek âdet hükmüne girdiği zaman, binalar yüksek yapılıp, zenginlere hürmet çoğalınca, akılsızlar iş başına geçip kan dökmek hiçe sayılınca, cahil zarif, zeki; âlim, zayıf, zalim'medar, iftihar addedilince, camilere rastgele girip çıkanlar görülünce, şartlar çoğalıp, müshaflar süslenip minareler yükselince, kalbler dinden harap bir hale gelince, müskirat içilip, boşanmalar, ansızın ölümler çoğalınca, fenalıklar, iftiralar, alenen yapılırsa, Allah'dan başkası adına yeminler yapılıp hainler emin, eminler hain tanınınca, içi canavar gibi olduğu halde, dışına koyun postu giyenleri gördüğünde kıyameti bekle artık yaklaşmıştır.
Sadakaya dair vasiyet:
Peygamberimiz buyurdular ki; bir dilenci bir kadına geldi. O kadının elinde bîr lokma vardı. Ağzına koymak üzere iken fakir elini uzattı. O, lokmayı fakire verdi. Bir müddet sonra o kadın bir oğlan doğurdu. Çocuk kundakta iken ansızın bir kurt gelip çocuğu kapıp kaçtı. Kadın, arkasından oğlum, oğlum diye bağırıyordu. Allah, bir meleğe; yetiş çocuğu kurdun ağzından al annesine teslim et ve benden selâm söyle. Bİr lokma sadakana bir lokma ile mükâfat de buyurdu.

Peygamberimiz bir adama şöyle vasiyet etti: Şehvetlerini kıs fakirlik kolaylaşır. Günahı azalt ölüm kolay getir, malını önceden gön-der, ona bir an evvel kavuşmak istersin de ölümden korkmazsın. ve-rilene kanaat et. Hesabın hafif olur. Senin için deruhte edilmiş rızık-ları toplarken, farz ibaretlerinden uzak olma. Sana ayrılan gelir, ayrıl-mayanı da elde edemezsin. Elinden çıkmış, fırsatı kaçmış şeyler hak-kında müteessir olma. Faydasızdır,
Öyle bir şeye emek ver ki, elinden çıkmasın. Sen de orada ebedi olasın.
Peygamberimiz Asım oğlu Kays'a şöyle vasiyet etti: Ya Kays; muhakkak izzetle beraber zillet var. Hayat ile beraber ölüm de var. Dünya ile beraber Ahiret var. Her şeyin nesabı soru-lacak. Her şeyin gözcüleri var. Her iyiliğin sevabı, her kötülüğün ceza-sı var. Her geleceğin mutlaka bir muayyen zamanı var.
Ya Kays; seninle beraber mezara girecek bir arkadaşın var ki, o diridir. Eğer o arkadaşın iyi ise, sana ikram edecek, kötü ise, seni rezil edecektir. Sonra o seninle beraber Haşre çıkacak, seninle bile baas olunacak. Sen yalnız ondan dolayı hesaba çekilirsin. Onun iyi olmasına çalış. Eğer o, iyi olursa onunla rahat yaşarsın. Eğer o, kötü olursa seni ancak o korkutur. O da senin amelin, işindir.
Vasiyet: Peygamberimiz buyurdular ki; Beş haslet bulunma-yınca kişinin imanı kâmil olmaz. Allah'a tevekkül, Allah'a tefviz, Allah'ın emirlerine teslim, Allah'ın kazalarına rıza, Allah'dan gelen felâketlere sabır.
Allah için seven, Allah için buğz eden, Allah için veren, Al-lan için men eden imanını kâmale erdirmiştir.
Vasiyet: Peygamberimiz buyurdular ki; Kişi, insanlar elinden, dilinden salim olmadıkça müslümanların sırasına, komşuların şerrinden emin olmadıkça mü'minler sırasına geçemez. Belki hata ederim diye tamamen fenalıklardan çekkin bulunmadıkça müttakıylerden sayılmaz.
Ey Nas; Gece karanlığından korkan, yoluna erken çıkan. Erken çıkan menzili maksuda varır. Ömürler sona eripte Dünyaya gözünü kapayınca netice belli olur. Mü'minin niyeti amelinden hayırlıdır. Münafıkın niyeti amelinden şerlidir.

Rızıklar artmaz, eksilmez, iyi ve meşru yollardan arayınız. Ömürler mahdut, uzamaz kısalmaz. Ömür bitmeden gözlerinizi açın. Ameller sayılıyor. Küçüğü, büyüğü hep karşına çıkacak. İyi amelleri çok işleyin.
Ey Nas: Kanaatte genişlik var. İktisatda maksada ulaşmak var. Çekingen davranmakta rahatlık var. Her amelin cezası vardır. Her gelecek yakındır.
Hadİs-i şerif meali : [ Hikmeti, ehlinden gayriye öğretmeyin. Hikmete zulmetmiş olursunuz. Hikmeti ehlinden saklamayın. Ehline zulmetmiş olursunuz. Zalimle uğraşmayın, faziletiniz batıl olur. Mürailik etmeyin amelleriniz boşa gider. Mevcudu men etmeyin hayrınız azalır.]
Ey Nas: Eşya üçtür. Birisinin iyiliği aşikârdır. Ona uyun. Birinin kötülüğü aşikârdır ondan kaçının. Birisi de, ne olduğu sizce belli değildir. Onu Allah'a havale edin.
Ey Nas: Size yükte leyni, bahada ağır iki şey söyleyeyim. Dikkat edin: Sükût, güzel huy.
Peygamber vasiyeti: Haddinden fazla yemeyin. Çünkü, aşırı yemek kalbe kasvet verir de kalbi kapatır. Azaları vazifelerinden alı-kor. kulakları sağu- eder de vaaz tesir etmez olur. Haddinden fazla oraya, buraya bakmayın, Fuzuli nazarlar kalbe neva tohumu eker de gaflet getirir. Tamahı bırak, tamahdan kalbe şiddetli hırs gelir, kalb Dünya muhabbetine dalar ve kapanır. Bu hal, her fenalığın anahtarıdır ve iyiliklerin batıl olmasına sebebtir.
Peygamberimizin vasiyeti: Ümmetim, Dünyada üç tabaka üzerine olurlar.
l- Mal toplamaya, yığmaya, ihtikâra rağbet etmeyenler. Onlar Dünyayı şöyle anarlar. Kimseye muhtaç olmasınlar, yiyecek ve giyeceklerini helâlinden kazanıp kimseye yüz suyu dökmeden Dünyayı geçirsinler. Onlar için korku ve tasa yoktur. Ahirette ferahdırlar.
2 Helâlından temiz mal kazanıp hayırlı yerlere sarf etmek, Akraba ve muhtaçlara yardım etmek, onların emelidir. Helâl olmayan bir dirhemi almak onlar için en korkunç şey, bir dirhemi meşru olmayan yere sarfetmek onlar için en kötü iştir. Bunlar Ahlrette hesaba çekilirlerse, kolay kolay azabdan kurtulamazlar. Allah'ın affı ve rahmetine mazhar olanlar kurtulurlar.

3- Helâl, haram düşünmeden mal toplamak, para kazanmak Allah haklarını vermemek, harcadıkları yerlere israfına harcamak, hayra gelince, cimrilik edip vermemek, ihtikârdan korkmamak, bütün mevcud putları ile Dünyaya dalıp gaflette puyan olanlardır. Bunların neticesi Cehennemdir.
Peygamberimiz buyurdular ki: Sizi Cehennemden uzaklaştıran ne varsa hepsini size anlattım. Sizi Cennete yaklaştıran ne varsa, onlara da sizi delâlet ettim. Ruhu! Kudüs kalbime şöyle üfledi: Rızkını bitirmeden kimse ölmez. Binaenaleyh rızkınızı kazanırken iyi, meşru yollardan kazanın. Rızkınızın biraz ağır gelmesi, sizi kötü yollara sev-ketmesin. Allah'ın fazlı olan rızkınızı, Allah'a isyan olan şekillerden aramayın. Allah'ın nzık hazinesine ancak, Allah'a itaat yollarından erilir. Oralardan arayın.
Herkesin rızkı var. Onu bulacak. Ona razı olana mübarek olur ve rahatlık verir. Razı olmayana rahat ve huzur vermez.
Allah'ın hazinesinde olana talip ol ki, Allah seni seve. insanların elindekine göz dikme ki, insanlar da seni seve. Yarın Mahşerde, dağlar gibi- sevapları olan insanlar gelecekler, onları Cehenneme atın denecek.
Resulullah'a sordular; bunlar namaz kılmaz mı idî? Namaz kılarlar, oruç tutarlar hatta gece namazı bile kılarlardı. Lâkin, karşılarına dünya menfaati çıktı mı hemen ona çullanırlardı. Buyurdular. Peygamber vasiyeti: Dünyaya sövmeyin. Mü'minleri hayırlara ulaştırmak için en güzel vasıta Dünya hayatı iie Ahiret saadetleri kazanılır. Ve Ahiretin azabından yine Dünya hayatıyla kurtulunur.
Hayat, en kıymetli sermayedir. Bunun bir nefesi bütün varlıklardan daha azizdir. Binaenaleyh bir kimse Dünyaya lanet okursa, dünya da ona, benim üzerimde Allah'a isyan edeni Allah kahretsin der. Resulullah şöyle nasihat buyurdular: Paçaları çemreyin. îş ciddidir hazırlanın, göçme zamanı yaklaşmıştır. Azıklar hazırlayın. Yolculuk uzundur. Yükler hafif olsun.yollar sapadır. Yükü ağır olan geçemez. Ey Nas: Dünyanın bir çok güçlükler vardır, imanınızı iyi muhafaza edin. İmanınızı Salih amellerle kuvvetlendirin. Sabırlı ve metanetli olun ki nimetlere kavuşasınız.

93-) Allah'ın kudsi hadislerindeki vasiyetler: Allah'ın dostlarına tazim lâzım. Cenab-ı Hak, dostuma hakaret eden bana ilânı harp etmiştir. Veya ben ona ilânı harp etmişimdir. Buyurur. Allah'ın gazabı karşısında kim durabilir?
Yanımda en sevgili ibadet nasihattir. Ey adem oğlu, hayırlın sana geliyor, senin de serlerin göklere çıkıyor. Ben sana nimetler veriyorum sen ise karşılığında günahlar işliyorsun. Her gün melekler kötü amellerini getiriyorlar. Beni düşün, ben seni her yerde görüyorum. Benden utan da hayırlı işlere teşebbüs eh Ben de muvaffakiyetler vereyim. Emirlerimi, nehiylerimi hep bana iltica edesin diye verdim. Benden kaçasın, isyan işleyesin diye değil.
Ben Gani'yim, sen fakirsin. Dünyayı yarattım, sana musahhar kıldım. Rızamı kazanasın diye. Benden ürkme. Benden kaçanı huzuruma kabul etmem. Rahmetime koymam.
Ey Âdem oğlu, her gün rızkın gelir sen mahzun olursun. Her gün ömrün eksilir de haberin yok. Hâlâ gülersin. Yeteri elinde varken azdıracak şeyler peşindesin. Aza kanaatin yok, çokla doymuyorsun.
Halin ne olacak.
Benim sevgili dostum kimdir bilir misin? Cismi hafif, zevkle namazını kılar, ibadetlerini güzelce yapar. Gizli ve aşikâr her yerde kulluğunu işler, insanlar içinde şöhreti yok, parmakla gösterilmez. Kendi halinde, kazancı ile meşgul, kanaatli, ölünce arkasından ağlayanlar az, Dünyada bıraktığı servet de az.
Kulum, sakın ibadetlerine benden başka bir garaz karıştırma. Eğer bir şey kanştırırsan ben orada yokum. Müşterek ameli, karışık
kalbi sevmem.
Ey Peygamberlerin kardeşi; ey mürşitlerin yoldaşı Habibim. Kullarıma söyle evime salim bir kalple, doğru bir dil ile, temiz bir el ile, tahir bir avretle girsinler. Bir kimsenin hakkı özlerinde iken sakın
evime girmesinler.
Hangi bir kulum borçlu olarak namaza durursa, o hakkı ödemedikçe namazını kabul etmem. Amma, sahibine hakkı ödenince, onun işitir kulağı, gören gözü olurum. O benim sevgili bir dostumdur. Peygamberler, Şehidler, Sıddıyklar, Salihlere onu komşu yaparım.
Allah'ın vasiyeti: Kulum, abdestini bozar da abdest almazsa, bana cefa etmiştir. Abdest alır da namaz kılmazsa, yine bana cefa etmiştir. Namazlarda dua etmezse, yine bana cela ediliştir. Eğer dua ederde

Ben de onun duasını kabul etmezsem, muhakkak ben de ona cefa et mişimdir. Halbuki, ben cefa eden Rab değilim. Ben cefa eden Rab de ğilim. Ben cefa eden Rab değilim.
Gecenin üçte ikisi gidipte biri kalınca. Dünya gökünden Allah şöyle m'tab eder: Beni sevdiklerini iddia edip de şimdi uyuyanlar yalancıdır. Herkes sevgilisiyle tenha kalmak istemez mi? İşte ben ahbabları-ma -nazırım. Onlar beni murakabeye aldılar, benimle konuşuyorlar. Yarın Cennette onların gözlerini güldüreceğim.
Benden başkasından uman, beni bilmiyor, beni bilmeyen bana kulluk edemez. Bana kulluk etmeyen gazabıma uğrar, benden gayri sinden korkana gazabını hak olur. o
Kıyamete bir insanı getirirler, kurbanlık koyun gibi Allah'ın divanına dikerler. Cenab-ı Hak sorar; kulum, sana nimetler, servetler ve saman ve rütbeler verdim ne yaptın?
Ya Rab, Topladım, çoğalttım, verdiğinden daha fazlasını bıraktım, müsaade buyur da getireyim der, Cenab-ı Hak, getirdiğini göster. Yine o adam, topladım, çoğalttım, daha fazla yaptım diye mırıldanır. Hiç bir şey getirmediği görülünce, Cehenneme sürüklenir...
Cenab-ı Hak, Hazreti Musa'ya şöyle hitap etti: Biliyorsun ki mülküm zail olmaz. Bana taatı terketme. Yine biliyorsun ki hazinem bitmez, tükenmez. Rısık için gam yeme, ne biliyorsun ki, düşmanın ölmez. Emin olma. Ansızın bastırır. Benim seni affettiğimi madem ki kat'i olarak bilmiyorsun, başkasının günahlarını ayıplama. Madem ki Cennetime daha girmedin, fikrimden emin olma.
Cenab-ı Hak, Dünyaya şöyfe hitab etti: Ey Dünya, bana çalışan ve nzamı arayana benim için sen hizmet et. Sana çalışana, sen sıkıntı ver.
Cenab-ı Hak buyurdu ki; Bir kimsenin vücuduna sıhhat, maişetine genişlik verdiğim halde, aradan beş 'on gün geçer de bana dönüp kulluk vazifesini yapmazsa, o adam mahrumdur.
Daima Allah'dan korkmalı. Cenab-ı Hak, ibrahim aleyhisse-lâm'a, çok korkuyorsun neden bu korku? diye sordu, ibrahim, Ya Rab, nasıl korkmayayım. Adem babam sana en yakın idi. Kudretinle yarattın. Ruhundan nefhettin. Meleklere secde ettirdin. Bir isyanla da civarından çıkardın, deyince; Cenab-ı Hak, İbrahim'e şöyle vahyetti:
Bilmez misin Ya ibrahim. Dostun dostuna karşı isyanı çok şiddetlidir.


Cenab-ı Hak, Davud aleyhisselâm'a da şöyle vahyetti: israil oğullarını şehvetlerine düşüp her arzu ettiklerini yemekten korkut, yemesinler. Şehvetlerine bağlı bulunan kalbler. benden mahcuptur.
Cenabı Hak, Hazreti Musa'ya şöyle nida etti: Ey Imran oğlu, sana sığmanı me'yııs etme. Senden isteyeni de mahrum etme.
Bir gün Musa kırda seyahat ederken, bir doğan, güvercini, kovalıyordu. Güvercin Musa'nın omuzııha İndi. Doğan güvercine hücum etmek istedi. Güvercin yeğine girdi. Doğan, Ya Imran oğlu beni mahrum etme, rızkıma mani olma. Güvercin feryad etti. Ya Imran oğlu ben sana sığındım beni koru. Hazreti Musa, pek çabuk müptelâ oldum dedi ve bıçağını aldı, baldırından kesip doğan'a vermeye kasdetti. O-zaman dediler ki; acele etme biz, Rabbinin elçileriyiz. Ahdini, Sadakatini, Bağlılığını görmeğe geldik...


94-) Hayır ile ınevsuf ol. Başkalarına hayrı tavsiye edip, kendini unutanlardan olma. Arif ol. Allah'ından kork. irfanı anlatanlardan olma.
Salihlerden birisinin kardeşi öldii. Rüyasında gördü. Ne oldu diye sordu. Cennete girdim. Yiyip içip geziyorum diye cevap verdi. Canım ben sana onları sormuyorum. Rabbini gördün mü? dedi. Hayır dedi. Onu ancak bilenler görüyor.
Müellif Muhiddin'i Arabî der ki: O zat hemen bize geldi, anlattı. Ve bize. bu hususta bana mürşit ol diye rica etti. Bir müddet bizimle kaldı. Keşif ve şuhud yoluyla irfan tahsil etti. Kelâm ulemasının delilleri gibi değil...
Kardeşim: Söz ebesi, başkasını avlamak için konuşan, kalbi karışık, fesat, hile, kibir, hırs, tamah, buğuz ve adavetle dolu, ameli nifak ve riya, arzusu Dünyada zevk ve sefa ile yaşamak olanlarla arkadaş olma. Sana Allah'ı hamlatan içine Allah sevgisi aşılayan, haliyle sana vâazeden kimselerle arkadaş ol.
Sakın, sana lisanı ile iyi şeyleri tavsiye edip, kendi nefsinde tatbik etmeyenlerle düşüp kalkma.
Kalbi kararmış, taş gibi olmuş, merhametten eser kalmamış, gafil kimselerle olma. Cisimleri Dünyada, ruhları Muhal-li Alâ'ya bağlı kimselerle ol.

Sakın, başkalarının ayıpları ile meşgul olupta kendini unutma Bu hal, kalp körlüğü getirir. Kalbi Mahal-li Alâ'ya bağlı bulunan, dedi-kodu bilmez olur. Başkalarını tedavi edipte, kendi hastalığına bakma-yan doklor gibi olma.
Allah'ı herşeye tercih edin. Daima doğruluğu iltizam edin Allah'ı bütün kalbinizle sevin. Onun kapısına devam edin. Ölümü hiç unutmayın. Hesaplı hareket eden kârlı olur. Hesapsız olanlar delalet te kalır. Sonunu düşünen kendini korur, iyilik eken sevinç kaldırır Kanaat edip şükredenin azı, israf edenin çoğundan çok hayırlıdır. Dışını insanlara, içini Allah'a bağla. Herkesle hoş geçin. Ulema tun huzuruna varırken cahil olarak var. Yâni. ilmini unut. Zahitlerin huzuruna varırken dünyayı bırak ta var. irfan ehlinin huzuruna varınca sükût et. Böyle yaparsan, bunların sohbetlerinden istifade edersin. Bir Ehlidil'e ınusabip olursan, ilme dair notların falan varsa, onları imha et. Bildiklerini unut, bildiğin yerde inat edip durma, kendinden geç.
Eğer, kalb âleminde seyre başlamışsan. sakın hiç birinde eğlenme. Gördüklerini hep unut. Efendinin sırrını da ifşa etme ve daima; Ya Rab, ilmimi artır diye dua et. İhtiyaçlarını daima fakirim diye iste. Sakın, kendinde varlık görme. Allah'a fakrile, zillet ile gidilir. Allah, kullarına şöyle hitap eder.
[ VARLIĞINI BIRAK DA BANA ÖYLE GEL]
Ey Allah dostluğu isteyen, îmânını daima murakabe et ve güzel amellerle onu tezyin et.
Bir insan sana söğerse düşün. Söğdüğü şey sende varsa ona kızma. O kötü sıfatından vaz geç. Söylediği kötü şey sende yoksa, bu bana bir İhlardır ki muhabbetten fazla sevgi göstermek, nifak alâmetidir.


95-) İnsan adaleti evvelâ kendi nefsinde tatbik etmeli. İnsana yakışan ne kadar güzel şeyler varsa, onları doğru bir şekilde kendine
mal etmeli.
Zulüm: insana yakışmayan şeyler yapmağa denir. Adalet Hakkın terazisidir. Hakkın razı olmayacağı tarafa meyil caiz olmaz.
İzzeti, şerefi Allah'dan bekleyeni hiç Bir kuvvet zelil edemez. Allah'a iyice bağlanmış olana şeytan zarar yapamaz. Azla iktifa eden çoktan müstağni olur. insanlardan istifna eden, iflastan emin olur. Musibet anında sabır en büyük nimettir.
Baniyi, bekçidir. Oluruna razı olmak, başkasına yüz suyu döktürmez. Amellerin efdalî, sevap temin eden, balların en faydalısı, şükürle karşılanandır.
Gelen devlete itibar etme o, bir gölgedir. Çeker gider. Servete itimat etme o, bir misafirdir yann göçer. İyi insan, kimseye eza etmeyen, kavi insan nefsine hakim olandır. Mü'min hile bilmez; münafık, fe-sad saçar. Haya kalktı mı belâ gelir. Herkes arzusu peşinde gezer amma ölüm de onun peşini bırakmaz. Faydasız ilim, şifasız ilâca benzer. Güzel ilim, amel ile beraber olandır. Sükutun güzeli, yaramaz sözlerden sükuttadır.
Cahile isyan et kurtulursun. Akile itaat et kazanırsın. Vasi-yetsiz yatma, isterse vücudun sıhhatte olsun. Ve genç oL Olacak olur. ölüm ansızın gelir. Bir insan içini güzel yaparsa, Allah onun dışım güzel kılar. Bir insan ahiretini güzel yaparsa, Allah, onun dünya işlerini güzel
yapar.
Bir insan, Allah ile arasını düzeltirse, Allah onun insanlarla
arasını düzeltir.

96-) Geçmiş Peygamberlerden birinin hikâyesi. O Peygamber, Allah'ın tekliflerini ve onlarla imtihanın hikmetlerini çözemedi. Halbuki, Cenab-ı Hak o Peygambere ve bütün kullarına bu tekliflerdeki esrarı tefekkür etmeyi emretmişti.
Halvethanesine çekildi, tefekküre daldı ve Rab bi Alâ'ya sırrile, lisanıyle, bütün varlığı ile şu derdi döktü.
Ya Rab: Beni sormadan yarattın. Biliyorum ki, benimle istişare etmeden de Öldüreceksin. Ya Rab: Beni muhayyer bırakmadan emirler verdin, nehiyler ettin. Aynı zamanda beni hayırlı şeylerden alakoyan hevayı hevesi (nefsani arzuları) bende yarattın. Sapıncı şeytanı bana musallat ettin ve benliğime şehvetler diktin. Gözlerimin önüne süslü bir dünya koydun. Sonra da beni korkutuyorsun, menedi-yorsuıı, şiddetli azablarla beni tehdid ediyorsun. Buyuruyorsun ki. Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Sakın hevayı hevese uyma, seni benim yolumdan sapıtır. Şeytandan da kaç. Seni aldatmasın. Dünyaya da aldanma, şehvetlerinden de uzak dur. Seni, arzu ve emellerin fenalıklara sürüklemesin. Maişetini helâlından kazan. Eğer helâlından kazanmazsan mes'ulsün. Ahireti unutma. Dünyadan nasibini unutmadığın gibi, Allah, sana nasıl ihsan etmişse, sen de öyle ihsan da bulun. Sakın yer yüzünde fesat çıkarına. Ahiretteıı yüzünü çevirme, ne dünya kalır ne de Ahiret. İşte şaşkınlık da o zaman olur.
Ya Rab: Bir birine zıd çekici kuvvetler, karşılıklı haller bir arada ne yapacağım ne işleyeceğim, nasıl Hidayeti bulacağım, işlerimde hayretteyim, bir çare bulamıyorum.
Ya Rab: Bana yol göster, elimi tut. Doğru yola delâlet buyur. Kurtuluş yollarına ulaştır. Yoksa helak olacağım. Diye niyazda bulununca; Allah'ü Zül Celâl şöyle vahyetti:
Ey kulum: Bana yardımın olsun diye, sana emirler vermedim. İşlerse bana zararı dokunacak diyede nehyetmediın. Belki sana emrettiğim şeyler hep senin faiden için olduğundan sana emirler verdim. Çünkü ben senin Rabbin, Mabudun, Yaratıcın, rızıklarını veren, seni yoktan var eden, daima seni koruyan. Sahibin ve yardımcın olduğumu düşünesin ve bunları böyle bilesin de yanlış kapı çalmıyasın diye emrettim. Şunu da unutmayasın'ki, emrettiğim şeylerin hepsinde benim, muavenet, kabul ve hidayetime, kolaylık ihsanıma, inayetime muhtaçsın. Yine bilesinki, nehyettiğim şeylerin hepsinde korumama, muhafazama muhtaçsın.
Senin, küçük, büyük, gizli, aşikâr bütün işlerin, bana gizli
değildir. Şunu da iyi bil ki, sen, benim fakirimsin, her zaman bana muhtaçsın. Ben sana mutlaka lâzımım. Bensiz yaşamana imkân yok. işte bunu böyle bil. Bilde benden yüz çevirme. Başka şeyler seni benden meşgul etmesin. Beni unutma. Benden başkasıyla meşgul olma. Belki her vakit benim zikrimde ol, beni an.
Bütün işlerinde hep İhtiyaçlarını benden iste. Yapacağın bir işte bana hitap et. Gizli yerlerde bana yalvar. Her yerde beni gör, beni düşün, Bana bağlan. Bana tap başkasına değil.
Bil ki, nerede olursan ol ben seninle bileyim. Sen beni gör-mesen de ben seni görürüm.
Kulum: Bunları böyie düşünüp inanınca, sözlerimin hak olduğu sence kafi olarak kabul edilince, tavsif ettiğim şeylerin sahih olduğuna sence kanaat getirilince, her şeyi arkana atar, bana, yalnız bana dönersin.
işte o zaman, seni bana yaklaştırırım, kendime ulaştırırım. Sana büyük rütbeler veririm. Benim dosttanmdan, seçkinlerimden olursun. Cennet'imde, civarında, Meleklerimle beraber, faziletli, ikramlı, sevinçli, ferah, nimetlere gark olmuş, lezzetler içinde, emin ve ebedi yaşarsın.
Kulum: Sakın bana karşı kötü zanda bulunma, ikram ve cömertliğimden başka bir şey hatırına gelmesin. Önünden geçmiş nimetlerimi, devamlı ihsanımı, içinde bulunduğun hayat ve sıhhat nimetlerimi düşüm.
Düşün bir kerre, sen, hiç bir şey değil iken, se/ıi biz yarattık; hem de güzel bir surette yarattık. Bak, sana hassas bir kulak, keskin bir göz, her şeyi anlayan havas, zeki bir kalb, parlak bir anlayış, temiz bir zihin, lâtif bir fikir, fasih bir lisan, kavi bir akıl, tam bir bünye, güzel bir şekil, sahih bîr âza, kâmil âlât, itaatli azalar... verdik. Sonra sana, konuşma, söz söylemeyi ilham ettik.
Menfaatleri, mazarratları, eşya üzerinde ne şekilde tasarruf edeceğini, san'atlan, işleri ilham ettik. Senin gözünün önünden perdeleri kaldırdık.. Gözünü açtık ki Melekut âlemine bakasın, gece ve gündüzün cereyanını ibretle göresin. Devreden felekleri, seyreden yıldızları göresin.

Sana vakitleri ve zamanların hesabını da öğrettik. Ayları, seneleri, günleri bu sayede bilesin diye. Karada, denizde bulunan mâdenleri, nebatatı, hayvanları hep sana musahhar kıldık. Onlarda şahane bir tasarrufa maliksin, istediğin gibi onlara tahakküm edebilirsin.
Kulum : Vaktaki senin aşırı taşırı gideceğini, hâin, zalim, mütecaviz olduğunu bildim ve gördüm de sana hadler çizdim. Hükümleri, kıyasları, âdetleri, adaletli. Hak ve sevabı, hayrı ve nıağrufu, güzel âdetleri öğrettim ki bunları bilmekle nimetlerin devamına, azab ve felâketlerin define çalışasın.
Kulum : Yine bana karşı kötü zanda bulunuyorsun. Hak ve lâyık olmayan şeyleri benim hakkımda düşünüyorsun.
Kulum : Emrettiğim şeylerden bir iş sana güç gelirse hemen:
(LA HAVLE VE LA KUVVETE İLLÂ BlLLÂH-İL AL1YYÜL AZlYM)
isyandan kurtuluş, ibâdetlere muvaffakiyet ancak Allah'ın himayesi ve yardımı iledir de.
Arş'ımı yüklenen meleklerime yükleri ağır gelince onlar böyle derler.
Sana bir musibet gelirse: (İNNÂ LİLLÂH-İ VE l N N'A 1LEYH-İ RÂCİUN)
Biz Allah'ın kullarıyız dünyada ve bütün işlerimizde, ahi-rette ona rücu ederiz de- Temiz k u Harım ve dostlarını hep böyle derler .
Eğer ayağın kayar da bir günah işlersen, baban Adem'le anan Havva'nın dediklerini sen de de:
(RABBENA ZALEMNÂ EN FÜSENA VE İN L E M TAGFIRLENA VE TERHAMNA LENE-KÖNENNE M1N-EL HAŞİRİN)
Ey Rabbimiz biz kendimize yazık ettik. Eğer bizi bağışlamaz bizi esirgemezsen her hâlde en büyük zarara uğrayanlardan olacağız de.
Sana bir iş müşkül görünür, bir karar veremezsen, doğru yolu ararda bulamazsan dostum İbrahim'in dediklerini sen de de.
Meal: O Rab ki beni yaratıp doğru yolu gösterendir, Bana
yediren, İçiren odur. Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur. Beni
öldürecek, sonrada diriltecek O'dur. Ceza gününde kusurlarımı yar
gılayacağını umduğum O'dur. Rabbim bana bir hükmin ihsan et. Beni
salihler zümresine kat.. Benden sonrakiler için de benim için bir gü
zel nâm ver. Beni nâim-i Cennet'in vârislerinden kıl.. Babamı da yarlığa
çünkü sapıklardandır.

Kulların kabirlerinden kaldırılacağı gün beni rüsvay etme. O
günde ki ne mal fayda verir nede oğullar meğer ki Allaha küfür ve nifak
tan tamamen salim bir kalb ile gelenler ola. Sana bir musibet isabet
edince: Hazret-i Yâkub'un dediği gibi: ( l N N E M A ESKUBESSİ
V E HUZNI İ L A L L A H) Ben taşan kederimi, mahzunluğumu
yalnız Allah'a şikayet ederim.
Eğer beşeriyet hâli bir günah işlersen: Musa aleylıisselâm'ın dediği gibi (HAZA MlN AM^EL-İŞ ŞEYTÂN î N N E -H U ADÜVVÜN MUDİLLÛN M Ü B I Y N ) O şeytanın işlerindendir, O hakikat şaşırtıcı apaçık bir düşmandır de.
Eğer bir günahtan seni korumuşsaın; Hazret-i Yusuf un dediği gibi: (VE MÂ ÜBERR1Û NEFSİ İ N - N E N NEFSE LE FMMÂRETÜN B 1-S SÛI l L L X M Â K A H l M E RABBİ İNNE RABBl GAFURUN R A H t Y M) Ben nefsimi temize çıkarmam çünkü nefs olanca şiddetiyle kötülüğü emredendir, muhakkak. Meğer ki Rabbimin esirgemiş bulunduğu bir nefs ola. Zira Rabbim çok yargılayıcı çok esirgeyicidir.
Allah seni bir sıkıntı ile imtihan etmişse; Hazret-i Davud'un yaptığını sen de yap. O Rabbisine yalvararak hemen yere kapandı.
Allah'ın günahkâr, hata eden kullarım görürsen, onlar hakkında ne' hüküm vereceğini de bilmezsen; Isa aleyhisseîâm' m dediği gibi de. (EĞER KENDİLERİNE AZAP EDERSEN ŞÜPHESİZ ONLAR SENİN KULLARINDIR. EĞER ONLARI YARGILARSAN KİM NE DİYEBİLİR.) Mutlaka sen galib ve yegâne hüküm ve hikmet sahibi olan da hakikaten sensin. Eğer Allah'a istiğfar eder, Allah'ın affını istersen; Muhammed aleyhisseîâm ve ensannın dediklerini de. (EY RABBlMİZ, UNUTTUK VEYA YANILDIYSAK BİZİ SORGUYA ÇEKME. EY RABBİMİZ, BiZDEN EVVELKİ ÜMMETLERE YÜKLEDİĞİN GiBi AĞIR YÜKLERİ BİZE YÜKLEME. EY RABBİMÎZ, TAKAT GE-TlREMlYECEĞtMIZİ BİZE TAŞITMA, Bt/DEN SADIR OLAN GÜNAHLARI SİLİVER, BAĞIŞLA, BİZİ YARLIĞA, BİZİ ESİRGE, SEN BİZİM MEVLAMIZSIN. ARTIK KAFİRLER GÜRUHUNA KARŞI DA BİZE YARDIM EYLE)
Eğer işin sonundan korkar, nasıl sona ereceğini bilemezsen:
(R A B R F N A LA TUZİĞ KULÜBEN A) dan (EL M I A D ) da kadar oJari duayı oku. Yâni Ey Rabbimiz, bizi
doğru yola ilettikten sonra kalblerimizi Hak'tan saptırma. Bize ken di canibinden bir Rahmet ver. Şüphesiz bağışı en çok olan sensin. Ey Rabbimiz, muhakkak sen vukuunda hiç şüphe olmayan bir günde insan lan toplayacak olansın. Şüphesiz Allah verdiği sözden caymaz.


97-) Ömer ibni Abdülaziz ve İbrahim Ethem'in vasiyetleri: Gözünü aç dünyanın devamı az. Aziz' i zelil, zengini fakir genci ihtiyar, dirisi ölü, yakında sana da arka çevireceğini bildiğin hal de şimdilik sana doğru gelişine aldanma, aldanmış, bedbaht işte buna aklanandır.
Şehirler kuran, nehirler açan, bağ ve bostan yapanlar nerede onlar da sıhhatlerine, güçlerine, kuvvetlerine güvenen insanlardı. Onla-mı da ııeş'e ve zevklerini görenler imreniyordu. Kara toprak onları ne hâle getirdi. Yolun onların diyarına uğrayınca bir sor. Zenginlerin ser-veti ne olmuş. Fakirlerin fakirlikleri kalmış mı? O bülbül diller, ahu gözler zemin vücutlar, güzel yüzler ne olmuş? Kurtlar mı yemiş. Al-lalı'nı hükmü, fermanı onları o hâle koymuş. Bizler de onlar gibi olacağız. Dünyanın muvakkat hayatına aklanmayalım. Orası için hazırlık yapalım. Sonra pişmanlık fayda vermez.


98-) Ömer ibni Abdülaziz'in bir vaazı:
Ey Nas; Allah sizi faydasız boş yere yaratmadı. Sizin için bir son merhale var. Orada Allah hükmünü verecek. Allah' in rahmetinden mahrum kalanlar zararlarını anlayacak, saadet-i ebediye diyarı olan Cen-net'ten mahrum olanlar hüsran-ı ebediyeye dalacak.
Azı çoğa, fâniyi baki' ye, korkuyu emniyete tercih edenleı pişman olacak.
Siz bir zamanlar bu günkü mezar olanların sulbünde idiniz. Yarın sizin sulbü nüzdekiler de sizin sandalyelere oturacaklar. Siz de mezar olacaksınız.
Bu âdet sonuna kadar devam edecek.
Her gün ve her gece .hayatını bitirenler sevdiklerinden ayrılmış kabre giriyor. Amelleriyle baş başa kalıyor. Gözünü aç, ölüm gelmez den evvel hazırlıklı bulun. Sonra nedamet fayda vermez.
Başkasına değil yalnız Allah'a el avuç açan şerefli yaşar. Sen de helâlden kazan kendi kazancına razı ol. Dünyayı temiz geçir. Ebedi neşeye erersin.


99-) Vasiyetlerin en faydalısı ve en doğrusu Kur'an vasiyetidir.
Bak bir kaç tanesini yazayım. Diğerlerini de sen Kur'andan yâni aslından dinlersin. Bakara suresinden:
Arzda fesat çıkarmayın. Müslümanların inandığı gibi inanın. Sizi ve sizden evvelkileri yaratan Rabbinize İbadet edin. Allah'a eşler
koşmayın.
Odunu, çırası insanlarla taşlar olan ateşten sakının. Ahdimi yerine getirin. Ben de sizin ahidlerinizi yerine getireyim.
Yalnız benden korkun. Size verdiğim nimetleri hatırlayın. Size gönderilene imân edin. Onu inkâr edenlerin ilki siz olmayın.
Ayetlerimizi az bir paha ile değişmeyin. Ancak benden korkun. Bilip dururken Hakkı bâtıla karıştırıpta gerçeği gözlemeyin.
Namaz kılın, Zekât verin. Cemaate devam edin. Hem sabır ve hem de namazla Hak'tan yardım isteyin.
Öyle bir günden korkun ki hiç kimse kimsenin namına bir şey ödeyemez. Ve ondan her hangi bir şefaat kabul olunmaz. Ondan bir fidye de alınmaz. Onlara yardım da edilmez.
Arzda fesat çıkarmayın. Allah'tan başkasına ibadet etmeyin. Anaya babaya, hısımlara, yetimlere, yoksullara iyilik yapın. İnsanlara güzellikle söyleyin.
Dosdoğru namaz kılın, Zekât verin. Affedin, iyilik yapın. Yapmış olduğunuz şeyleri hep Allah'ın huzurunda bulacaksınız.
Müslüman olarak ölün. Hayırlı işlerde yarış yapın. Beni anın
ben de sizi anayım.
Bana şükredin küfretmeyin. Arzda bulunan şeylerin helâl, ve temiz olanlarını yiyin. Şeytana uymayın. Ramazan ayını görünce hemen Oruca başlayın.
Dualarınıza icabeti benden bekleyin. Mallarınızı aranızda haksız şekilde yemeyin. Allah yolunda cömertlikler yapın.
Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. Ahirete azık hazırlayın.
En hayırlı azık takvâ'dır.
Ey akıllılar benden korkun. Dünyanın neresinde olursan ol namazda yüzünü Kabe'ye çevir. Şafak şokene kadar yiyin için. Şafakla oruca başlayın. O orucu tâ kaş kararıncaya kadar (güneş batana
kadar) devam ettirin.
Evlere kapılarından girin. Allah'a şirk eden bir kadınla evlenmeyin. Müşriklere de kızlarınızı vermeyin. Hayz hâlinde kadınlara yaklaşmayın.


Allah huzuruna edeble dikilin. Verdiğiniz sadakaları başa kak mayın. Sadakayı başa kakmak suretiyle iptal etmeyin. Kazançlarını/n güzel ve temizlerinden infâk edin. Pis şeylere tenezzül etmeyin
Kendin sevmediğin şeyi başkalarına da verme. Allah'tan korkun. Eğer faizle bir para vermişseniz kat'iyen faizini almayın. Yal nız verdiğiniz parayı alın. Öyle bir gün gelecek ki hep o gün Allah'; döndürüleceksiniz. O gün herkese kazandığı şeyler tamamen verilecek Onlara haksızlık edilmeyecek. İşte o günden korkun.
Muayyen zamanlar için borçlandığınızda onu yazın. Onu ya zan kâtip âdil olsun. Bildiğiniz şeylere şahitlik ederken şahitliği giz içmeyin. Kim şahitliği gizlerse onun kalbi günahkârdır.

Son Düzenlenme Cuma, 17 Ekim 2014 14:21

Ne okusam

 
 

Tavsiye Zikirler

Ne izlesem