Osman Akfırat (k.s.)

Yazan Write on Pazar, 11 Haziran 2017 Yayınlandığı Kategori Tasavvuf Okunma 1326 kez
Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Beykozlu Hacı Hafız Muhammed Osman Akfırat Hazretleri
1881 yılında Medine’de doğmuştur. Temiz soyu Allah Rasulü’ne (s.a.v.) ır. Medineli Hacı Osman AkfıratYöre adetleri gereği, doğduktan sonra, kundak halinde, altı saat Türbe-i Saadet’te bırakılmıştır. Muhammed Osman Efendi, Kur’an-ı Kerim öğrenimine Ravza-i Mutahhare’de başlamış, ilk ve orta tahsilini de yine Medine’de yapmıştır. Hafızlık şerefini hayatının sonuna kadar korumuş, teravih namazlarını yıllarca hatimle kıldırmıştır. Çocuk denilecek yaşta babasını kaybeden Osman Efendi, bundan sonra kendisini dinî ilimlerin tahsiline vermiş, on yedi yaşında tahsilini ilerletmek için İstanbul’a gelmiş, Fatih semtindeki Çırçır Medresesi’ne girmiş, bu medresede yıllarca tahsil­den sonra icazetini almış, daha sonra aynı medresede müderris olarak göreve başlamış, hayli talebe yetiş­tirmiştir. Bir yandan da Müslümanları vaaz ve sohbetleri ile irşada başlamış, Beykoz Hacı Ali Camii’nde kırk üç yıl aralıksız vaaz ve nasihatte bulunmaktan başka, yirmi dokuz camide daha irşad görevini sürdürmüştür.

Kendisinden manevî ders almak isteyenlere, Cenab-ı Peygamber’in ümmetine talim buyurduğu dualardan dersler yazarlardı. Bazılarına: “Kafirun Suresini her gün ikişer yüz defa okumaya devam edersen imanın kuvvetlenir. Hızır Aleyhisselam sana mürşitlik eder” buyururlardı. Bazılarına Ayet-el Kürsi’yi ellişer, yüzer defa okumalarını tavsiye eder, bazılarına da sabah namazından sonra: Estağfırullâh el=Azm 100 defa, Selâvâtı Şerife 100 defa Lafza-i Celâl (Allah ism-i şerifi) 400 defa Râbıta-i Şerife 20 defa ölçüsünde ders talim buyururlardı. 1967 yılında ebediyyete intikalleri, İstanbullular’ı ve bilhassa Beykoz halkını derin acı ve teessür içinde bırakmıştır. Çünkü Allah Rasulü (s.a.v.): “Bir alimin ölümü, bir alemin ölümüdür” buyurmuşlardır.

 

Şiiri

Dinle kardaş bu bir ulu nasihat….

Dinle kardaş bu bir ulu nasihat
Kulak vermessen duyamazsın ha…
Nefsine aldanıp kaçırma fırsat
Arasan bir dahi bulamazsın ha….

İyilik edersen hem başa kakma
Sakın bir kimsenin gönlünü yıkma
Bu dünya fanidir tümüne bakma
Zevkü sefasına doyamazsın ha…

Sahipsiz bahçenin derme gülünden
Sakın sapma kardaş hakkın yolundan
Söyle bilki azrailin elinden
Cıva olsan dahi kayamazsın ha…

Yalan dünya olsa tapulu malın
Alırsan içinden bir top bez alın
Kovanlarda dolu olsa da balın
Bir katrasın dahi yiyemezsin ha…

Akıbet başa bu gelecek inan
Sakın bu söze eyleme güman
Azrail gelince hiç vermez aman
Taşı taş üstüne koyamazsın ha…

Kırılır kanadın belin bükülür
Gözlerinde cevher kalmaz dökülür
Bütün damarlarından kanın çekilir
Eğninden libasın soyamazsın ha…

İletipte tenaşire koyunca
Biri gelir cesedini yuyunca
Yakasız ak gömlek ister boyunca
Hem onuda bulup giyemezsin ha…

Ölüm acısıyla yürek dağlarlar
Hep kavim kardaşın kara bağlarlar
Oğlun kızın figan edip ağlarlar
Birinin feryadını duyamazsın ha…

Sorgucular gelir hemen durmadan
Gidemezsin cevabını vermeden
Yedi kez sual var kabre varmadan
Birinden birini sayamazsın ha…

Nazik tenin toprak olur beleşir
Münkir nekir gelir çabuk ulaşır
Sorarlar suali dilin dolaşır
Bir cevap bulupta veremezsin ha…

Ey gafil aç gözünü gel biraz intibaha
Üçgünlük dünya için kalkma at gibi şaha
Çalış hak gözet böylece er felaha
Bari yüzün ak olsun giderken ALLAH’a….

 

 Beykoz’un manevi önderlerinden Medineli Hacı Osman Efendi
düzenlenen bir programla yad edildi.

Komşuluk ilişkileriniz iyi ise cennetlik kötü ise cehennemlik olursunuz. Kesinlikle kavga edilmemeli. En evvel akrabalara ve komşulara sonrasında yabancılara iyilik edilmeli. Akraba ve komşuluk hakkı ne kadar da büyüktür...40 kapıya kadar herkesi Allah komşu saymakta. Yabancı bir yere gittiğiniz zaman sizleri görseler hemen halinizi hatırınızı sorarlar. Belki de sizi tanıyıp Beykoz’da yolda rastladığınızda selam vermeyen insanların başka bir şehirde karşılaştığınızda selam verdiğine şahit olursunuz” diye konuşmada bulunan Rahmetli Hacı Osman Efendi dinleyenleri duygulandırdı.

Medineli Hacı Osman Akfırat Hocaefendinin aynı zamanda akrabası da olan Prof. Dr. Ali Murad Daryal rahmetlinin kendisi ile üzüntü ve kederlerini paylaşan bir insan olduğunu ifade ederek, “ Ben kendisinin çok özel taraflarını bilirdim. Bu dertleşme ve söylemleri benim bu mesleğe gönül vermeme neden oldu. İlahiyatçı olmak aklımda olan bir konu değildi. Öyle bir nur ışık saçardı ki halen
daha o ışıkla ayakta durmaktayım. –Hayatını Allah’a ver kaybetmezsin, ben böyle yaptım-dedi. Yine birgün –Allah senden razı olsun ister misin ? o halde öleceğin zaman kendin gibi arkanda en az 10 tane Müslüman bırak- dedi.. 

- Bu dünyada rahat yok, bunun için gelmedik huzur Ahıretde..

Allah’ımıza, vatana, millete, hizmet etmek için , geride Müslüman insanlar bırakmak için geldik- derdi.

İnandığı gibi yaşardı, bütün ömründe hiçbir zaman zengin olmayı düşünmedi, çünkü inancını ve imanını ne sattı, ne de değiştirdi, ne de taviz verdi. Hiç zik zağı olmadı. Hacı Osman Efendinin bir başka özelliği olarak yetimlere sahip çıkın çağrısını hatırlatan Prof.Dr. Daryal bu konuda peygamberimizden –Yetimlere sahip çıkan, büyüten, yetiştiren ahirette bana komşu olur-hadisini nakledip
bunu unutmayın derdi. Ben de bu sebeple 2 yetim yetiştirmeye çalışıyorum. Bir başka anıma gelince....

hatırlayanlar, ya da işitenler olacaktır uzun yıllar önceYalıköy açıklarında bir petrol tankeri ateş topu gibi yanmakta ve hatta Yalıköy sahiline 40-50 metre kadar da sürüklenmekte idi. Yangından gelen alevlerin sıcaklığı yola vurmakta ve hatta kavurucu bir hal almış iken Hacı Osman Efendinin ailesini bizim eve aldık, kendisi –Ben gelmem, Beykozlu Müslümanları bu halde bırakamam,
yanarsam da onlarla beraber yanarım , Ölümümde kalmamda Beykozlularla birlikte olacak-cümlesini sarfetti. O zaman deniz kenarında toplanan cemaat bu durum karşısında dua etmeye başlar, hiç rüzgar yokken aniden esmeye başladı ve gemi kıyıdan uzaklaşmaya başladı. İşte Liderlik ve de Önderlik bu olsa gerek. Hacı Osman Efendi herkesi yüceltirdi, alay etmezdi. Etrafındakileri büyülterek
büyürdü. 13-14 yaşındaki çocuklarla 70 yaşındakilerle ediyormuşçasına muhabbet ederdi.Önce Överdi...

Hacı Osman Efendi bir kusurunu gördüğü insanı, o kişiyi methederdi. Mesela namaz kılarken sünnette yüksek sesle dua mı okudunuz, ona bunu hatırlatmak için- Ne kadar da huşu içinde güzel namaz kılıyorsunuz...bir de sureleri yavaş okursanız- diyerek anlatmak istediğini bu şekilde izaha çalışırdı. Bu şekilde ifade edince karşısındakinin de gönlü kırılmamış olurdu. Önce methedeceksiniz, methetmek İslam’ın esası, temelidir.Peygamberimiz yüzlerine karşı Hz.Ebu Bekri, Hz. Ömer’i, Hz. Ali’yi methetmedi mi ? derdi. Hz.Ömer’e-Benden sonra peygamber gelse idi bu sen olurdun,
Hz.Ali için beni seven Hz.Ali’yi sevsin demiştir. İşte Hacı Osman Efendi de bu yolda giderdi. 12-13 yaşlarında çocuğa namazdaki hatasını ifade etmek için işte methetme yolunu takip etmeyi salık vererek çocukları sevindirmeyi, mutlu etmeyi başarırdı.. Ben namaza başladığım zaman benim için –Bu çocuk nur yüzlü oldu- deyince saatlerce aynanın karşısından ayrılmamış, o nuru yakalamaya çalışmıştım. Benim adımı –Küçük Evliya- diye seslenirdi, çocuk gönlüm ne kadar da hoşnut olurdu, ve de daha çok çalışırdım. “ Evlat dünyada herkesin methedilecek tarafı vardır “ derdi. Adam çok fazla içki içer ancak çoluk çocuğuna gider çok iyi davranır. İşte sen de insanların iyi taraflarını görmeye gayret et, öyle yaklaş dedi. Kesinlikle dedikodu yapmazdı. Bir Müslüman’ın günahına katlanmak bile ibadettir derdi. Kızdığına hiç rast gelmedim.Selam verip ikramda bulunurdu....Hacı Osman Efendinin bir diğer özelliği olarak çocuklara karşı şefkatli tutumunu hatırlatan, Prof. Dr. Daryal, küçüklere selam verir ardından şeker ikramında bulunurdu. Ben onlara bu şekilde davranmakla elam alıp vermeyi öğretiyorum derdi. Her yerde niyetlerini söylerdi. Bir selam , bir Selamun Aleyküm cümlesi onları İslam ve İmana hazırlar dedi. Kendisi Medineliydi ancak Ankara’nın Kızılcahamam ilçesindendi. Ailece Medine’ye Hicret edip 19-20 sene orada kalmıştı. İyi derecede Arapça bilirdi, bir senede
okunacak bir kitabı iki günde okurdu. Medine’ye dönecekken gördüğü rüya...Ülkede dinsizlik furyası eserken, bana bu konudaki rahatsızlığını ifade edip,” Çok rahatsız oldum, artık Medine’ye döneceğim” dedi.Cenabı Peygamberi o sıralar rüyasında görür, Medine’ye döneceğini söyleyince-orada ne yapacaksın, sana ihtiyaç yok, burada Müslümanların sana çok ihtiyacı olacak- cevabını alınca
İstanbul’da kalmaya karar verir.

Kendisine verilen sorumlulukların bilincindeydi.Bu sebeple hiçbir zaman vaazını kaçırmadı. Vapur ile karşıya gidip vaaz mı verecek, hava şartlarından gidemezse mutlaka bir motor bulur ve vaazına giderdi, sorunca da- cemaat bekler, beni göremeyince meyus olur, kırılırlar- der gönüllerini hoş tutardı. Çok yaşamak istiyorsanız evlendiğiniz zaman eşinizle, çocuğunuzla kavga etmeyin. Bunu yaparsanız ömrünüz kısalır. Ben hiç etmedim ancak adım kılıbığa çıktı.Eğer kavga ederseniz Allah ömrünüzden bereketi alır. Müslüman olmak demek mükemmel olmak demektir-cümlesini
sarfederdi. 

 

Okyanusta kayaya çarpmış gibi oldum...
Yüşa Camii Emekli İmam-Hatibi Ali Yalçın Hoca’da Hacı Osman Efendi ile yaşadıkları anılardan nakilde bulundu. 1957 yılında Ortaçeşme Camiinde göreve başladığını hatırlatan Yalçın Hoca, bir gün Hacı Osman Efendi Camiine davet edildim.  Okumam bittikten sonra bana döndü- Nereden geldin-deyip iltifatta bulundu. Beni Müftü Bekir Efendiye gönderdi ve “ Hafızların cennetteki makamları, melekler tarafından süslenmekte “ dedi. Arife günü bir hocaya dua okuma teklifinde bulunurmuş. O arife günü de beni işaret etti, -Duayı sen oku- dedi. Bana o gün bir gurur geldi. Beni ilk okuttuğunda da iltifat etmişti, bana daha çok takdir etsinler diye kafamdan o an geçti. Kendisi duayı bitirdiğimde- Böyle dua olmaz- deyince sarsıldım, sırılsıklam terle doldum, okyanusta büyük bir kayaya çarpmış gibi oldum, günah işledim O anda hafızamdan her şey uçup gitti. Bu zatın himmeti ile bana ne söylemek istersen söylet diye Allah’a yalvardım. O an dua aklıma yeniden geldi, okuyup özetledim,

- İşte dua böyle olur.
Radyolardaki o gevezelerin duaları gibi yapmak istedin, dua kısa ve öz olmalı-dedi.

Bir gün –Çocuklar Beykoz semalarında bir musibet dolaşıyor, sadaka verip bol bol istiğfar çekin. Bu belaları def eder, ömrünüzün uzamasına rızkınızın bollaşmasına neden olur.-dedi.

3 gün sonra daha önce de konusu geçtiği gibi Yalıköy önlerinde o tanker faciası meydana geldi..

Kendisine –Hocam musibet bu mu idi?- dedim. O da kendi kendine yanıp buradan uzaklaşacak.
Yangında tekbir ve Ayet El Kürsü okunursa bu yangın biter dedi.

Birçok sırları vardı, hatta bunlardan bazılarını Televizyon ekranlarında izlediğimiz –Sır Kapısı- programında yayınlatma düşüncesindeyim.Çok kerametlerine şahit oldum...

Bir diğer konuşmacı olan Cemil Yıldız kendisini 9 yaşında tanıdığını ve onu tanımakla çok büyük bir nimete kavuştuğunu söyleyerek babası ile birçok kez vaazlarına gittiğini anlattı. Elini öptüğünde her çocuk gibi 25 kuruş verir, ardından da şeker ikram ederdi. Her zaman 15-20 çocuk elini öpmek için hazır beklerdik. Sonraları her sohbetine gitmeye başladım. İstanbul’a vaazına beni götürürken elimi tutar öyle giderdik. Bu esnada çok kerametlerini görüp şahit oldum. Hastalara şifa dertlilere deva borçlulara edalar dilerdi. Bu arada rüya tabirlerini de çok iyi yapardı. Hasta olanların şifalı
ilacı olurdu. Bahçedeki sinir otlarını toplatarak yıkar, çay gibi yapıp içerdi. Hacı Osman Efendi bir yerden geçeceği zaman mesela bir kahvehane önünden geçecekken, herkes oyunu bırakır saygı ile ayağa kalkardı. Yine bir gün Yüşa Camiinin çatısını onarma amacı ile Hacı Osman Efendi ile oradaydık. Bir grup geldi, arabalarını çekip eğlenmeye başladılar. O anda arabaları takla atıp devrildi, aşağıda bulunan kuyuların orada kalakaldılar. Hacı Osman Efendi- Orada öyle şeyler yaparsanız, Allah buna müsaade etmez. Bir gün yatakta uyurken gördüm, bana sen benim çok yaşamamı mı istiyorsun dedi. Merhumun cenazesi de görülmemiş bir kalabalıklan Eyüp Sultan’a uğurlandı.

 

Ahmet Hulusi - Beykozlu Osman Akfırat Efendi'den naklediyor:

Bir gün bir zat ile oturmuş konuşuyordum bundan 30 küsur yil önce...
Sordum, gençlik hayalleri içinde...


-Dedem, kıyamete ne kadar var?... diye...
-Hulusi, kıyameti hiç birimiz görmeyiz!... Ama kıyametten önce pek çok olay var ki, onların bir kısmını siz göreceksiniz!... dedi...

Merak ettim, sordum...
-Dedem onlar ne ola ki?...

-Bak, Hulusi, eger Mehdi'nin çıktığını duyarsan, sürünerek bile olsa, hemen yanına koş!... O Mekke'de açığa çıkınca, pek çok kişi onu inkar edecek!... Ama sen onun yanında olmaya bak!... O açığa çıkmadan önce, Evliyaullahın çok büyük bir kısmına bile gizli kalacak!...

Ama bundan mühimi, o çıkmadan önce pek çok önemli olay cereyan edecek!...
-Hayrola dedem neler var ondan önce?...
-Önce 3. dünya savaşı çıkacak; ve Avrupa'da tas üstüne tas kalmayacak!...

-Dedem Türkiye'de perişan olmaz mı o zaman?...
-Türkiye pek o savaşa girmiş sayılmaz... Çünkü o savaştan önce Avrupa Türkiye'yi dışlayacak ve atacak!...

-Ama biz NATO'dayız?...
-NATO'dan da çekilir o zaman Türkiye herhalde!... Çok üzülecekler Avrupa bizi dışladı diye o zaman bazıları; ama bunun ne büyük rahmet olduğunu geride kalanlar anlayacak...

O zaman Ruslar 6 ay süreyle İstanbul'u işgal edecekler!...
-Dedem biz bir şey yapamayacak miyiz?... Ruslar nasıl işgal eder Istanbul'u?..
-Muhyiddin-i Arabi'nin kitabında gördüm ben, Rusların 6 ay Istanbul'da kalacaklarını ve bu sürenin sonunda Istanbul'u terk edeceklerini...

-Dedem Avrupa bizi niye dışlasın ki?...
-Müslüman olduğumuz için!... Elhamdulillah müslüman insanlar başımızda olacaklar!...

-Dedem Avrupa'nın bizi dışlaması 3. Dünya savaşının habercisi mi yani?...
-Evet ama ondan önce de bazı olaylar var...


-Ne onlar?...
-Türkiye'de idare öyle bozulacak ki, yeniden bir (ben kendi ta'birimi kullaniyorum burada) yapılanma olacak, zorlu bir ameliyattan sonra!...


Bu arada Yunanistan'la da bir savaş olacak... O savaşta Yunanistan haksız olup, çok şeylerini kaybedecek!...

-Peki dedem, dedim, ben... Amerika ne olacak?... Biz oradan da mı kopacağız?...

-Hayır, Avrupa bizi attığı zaman, o bize destek verecek!... Ruslar, Avrupa'da taş üstüne taş bırakmayacaklar!...


Suriye bize düşmanlık ederken, Yahudiler dostluk gösterecekler!. Suriye Hatay'i isterken Yahudiler Şam'a kadar gelecekler...Bu Mehdi çıkana kadar devam edecek!...


-Peki dedem, o harpler sonrasında insanlık ne halde olur?...

-Perişan... Ellerinde, dinlerinden başka bir şey kalmayacak!...

 

Mehdi'nin çıkışından sonradır ki Deccal çıkacak... Sonra Isa Aleyhisselam'ın nüzülü var... Ondan sonra da Çinli'lerin Türkiye'ye kadar ve Orta Doğuyu istilası... Yecüc Mecüc diye bahsedilen kavimler Çinli'ler ile Ruslar'dır!...

-Dedem, dedim... Bunlar ne zaman olur?...

-Hepsinin başı Avrupa'nın Türkiye'yi aralarından atmasıdır!... Ondan sonra dökülen tesbih taneleri gibi olaylar birbirini takip eder!...

-Dedem, o günde bizler ne yaparız?...
-Hulusi, korkunun ecele faydası yoktur!... Allah ne takdir etmiş ise onu yaşayacağız... Takdir ezelde olmuş bitmiş!... Evliyaullah bunların olup bittiğini görmüş.. Herkes kaderini yaşayacak!... Sen elinden geldiği kadarıyla sağlıklı olup, ibadetini yap, ahiretine hazırlanmaya bak...

Mehdi'nin çıktığını duyarsan, sürünerek bile olsa ona katıl!... Isa Aleyhisselam' da O'nun yanına gelecek!...


Istanbul'da iken Deccal çıkacak!... ve sonra da Isa Aleyhisselam inecek!..
Allah bunu hazmetmeyi hepimize kolaylaştırsın Hulusi....

AHMET HULUSİ'DEN DİVAN KARARI

DİVAN"da bir karar alınmıştır yıllar önce; Türkiye ile Yunanistan arasında bir savaş çıkacaktır!.. Bunun sebebi de Egedeki adaların kıta sahanlığı meselesidir.. Bu savaşın sonucu Yunan için hüsran olacak; Türkiye, Yunanistan`ın sebebiyet verdiği bu savaş sonunda hem Batı Trakya`yı hem de adaları harp tazminatı olarak ele geçirecektir...

Avrupa şımaracak, Türkiye’yi dışlayacak, daha sonra da Rusya tarafından perişan edilecek; Amerika Rusya karşısında acze düşecektir.

ÖZET:

Hepsinin başı Avrupa'nın Türkiye'yi aralarından atmasıdır. Ondan sonra dökülen tesbih taneleri gibi olaylar birbirini takip eder.

Avrupa şımaracak, Türkiye’yi dışlayacak, daha sonra da Rusya tarafından perişan edilecek; Amerika Rusya karşısında acze düşecektir.

Çok üzülecekler Avrupa bizi dışladı diye o zaman bazıları; ama bunun ne büyük rahmet olduğunu geride kalanlar anlayacak.

Avrupa bizi attığı zaman, Amerika bize destek verecek.

Türkiye'de idare öyle bozulacak ki, zorlu bir ameliyattan sonra, yeniden bir yapılanma olacak.

Bu arada Yunanistan'la da bir savaş olacak. O savaşta Yunanistan haksız olup, çok şeylerini kaybedecek. Türkiye ile Yunanistan arasında bir savaş çıkacaktır. Bunun sebebi de Egedeki adaların kıta sahanlığı meselesidir. Bu savaşın sonucu Yunan için hüsran olacak; Türkiye, Yunanistan`ın sebebiyet verdiği bu savaş sonunda hem Batı Trakya`yı hem de adaları harp tazminatı olarak ele geçirecektir.

Türkiye o zaman NATO'dan da çekilir.

3. dünya savaşı çıkacak. Ruslar, Avrupa'da taş üstüne taş bırakmayacaklar.

Türkiye pek o savaşa girmiş sayılmaz. Çünkü o savaştan önce Avrupa Türkiye'yi dışlayacak ve atacak.

O zaman Ruslar 6 ay süreyle İstanbul'u işgal edecekler. Muhyiddini Arabi'nin kitabında gördüm ben, Rusların 6 ay İstanbul'da kalacaklarını ve bu sürenin sonunda İstanbul'u terk edeceklerini...

Suriye bize düşmanlık ederken, Yahudiler dostluk gösterecekler. Suriye Hatay'ı isterken Yahudiler Şam'a kadar gelecekler.

Bu Mehdi çıkana kadar devam edecek. Mehdi Mekke'de açığa çıkınca, pek çok kişi onu inkâr edecek.

Mehdi'nin çıkışından sonra İstanbul'da iken Deccal çıkacak.

Sonra da İsa Aleyhisselam inecek. Mehdi’nin yanına gelecek.

Ondan sonra da Çinlilerin Türkiye'ye kadar Orta Doğu’yu istila edecek.

Yecüc Mecüc diye bahsedilen kavimler Çinliler ile Ruslardır.

Evliyaullah bunların olup bittiğini görmüş...
eykoz’a gelişi

Zamanın büyük alimi Dersiam Hacı Ferhad Efendi, Hacı Hafız Muhammed Osman Efendi’yi Beykoz’a getirip, cemaatına ve sevenlerine şöyle takdim etti: “Bu Hacı Osman Efendi’ye itibar edip, kıymet veriniz. Çünkü ileride o, benden daha büyük dereceler ihraz edecektir.” Merhum Osman Efendi Hazretleri de, Hacı Ferhad Efendi Hazretleri’nin cenazesine Hz.Peygamber’in teşrif ettiğini anlatmıştır.

İlmi seviyesi ve kişiliği

Akrabalarından Prof.Dr. Ali Murad Daryal onu şu şekilde anlatıyor: “Evlat dünyada herkesin methedilecek tarafı vardır derdi. Adam çok fazla içki içer ancak çoluk çocuğuna çok iyi davranır. İşte sen de insanların iyi taraflarını görmeye gayret et, öyle yaklaş derdi. Birini eleştirecekse öncelikle iyi tarafını söyler sonra hoş olmayan yönünü dile getirirdi. Kesinlikle dedikodu yapmazdı. Bir Müslüman’ın günahına katlanmak bile ibadettir derdi. Kızdığına hiç rast gelmedim. Selam verip ikramda bulunurdu. Çocuklara karşı sevgi ve şefkat doluydu. Onlara onların yaşıtıymış gibi ama kişiliklerine saygıyla yaklaşırdı. Onlara da selam verir ardından şeker ikramında bulunurdu.“ Kendisiyle ilgili bir eserde belirtildi- ğine göre ise; tevazusuyla bilinen ve hayır yapmayı çok seven Osman Akfırat, birçok dul ve yetime yardımda bulunduğu gibi, 4 tane yetim büyüterek kendilerini ev bark sahibi yaptı. Gümüşsuyu Camii ile Karagöz Sırtı Camii şeriflerinin ve bunlardan başka daha nice caminin yapılmasında önderlikte bulundu. Hacı Osman Efendi Hazretleri’nin ilmî seviyesi çok yüksekti. Tefsir, hadis, fıkıh, edebiyat, tıp ve rüya yorumculuğunda emsalsizdi. Bütün bu ilimlerdeki emsalsizliği, kendisini yakînen tanıyanlarca çok iyi bilinmekte idi. Özellikle de tefsir ilminde çok geniş bilgiye sahipti. Âyetlerin indiriliş sebeplerini ve ince manâlarını gayet açık olarak izah ederdi.
 

Vaazları

1- 40 hadisimi ezberleyin ahaliye öğretmeye çalışın.
2- Benim iyi kullarım vefat edeceği vakit.
3- Mahşer günü.
4- Cenabı Hakka,Cenabı Peygamberin kapısından başka kapı yok.
5- Düşünün,alametlerden anlayın.

Kitapları

Erenlerin Kalp Gözü.
Şifalı Bitkiler ve Emraz.
Necatül melhuf.
Hayat safhaları.
Muavvizeteyn tefsiri.
İlahi Emirler.

Kaynak:

http://gaybihaberleri.blogspot.com.tr

http://www.beykoz.bel.tr/

http://gizlidosyalar.net

http://www.risaleforum.com

Son Düzenlenme Pazar, 11 Haziran 2017 19:57

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM