Tasavvuf ve Bilim
Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 2091 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Kâdim Bilgelik Söyleşilerinden" Notlar
* Varlığın senin ne olduğundur. Bunu anlayabilmek için önce ne olmadığını görmelisin. Kendin üzerinde derinleş. Özdeşleştiğin şeylerin farkına var. İçinde neler olup bittiğini artik karanlikta değil, aydınlıkta izle. Bu izleme seni her "an" yenilenmeye götürecektir.
* Tutunmalar, ilahi sistemin sana karşı işlediği düşüncesine götürür ve cehennem böyle ayrık, sıkışık hissettiğin yerdir. Celcelutiye bilincinin çalışma sahası da tam olarak burasıdır. "Ehadiyet" ve "Ferdiyet" bilincini insan üzerinden anlatır ki bu çalışma ibadettir. "Lâ" dediğin her şeyden sonra, bıraktığın ne varsa yerine yenisinin geldiğini fark edersin. İnsan her an başkalaşmaktadır ; ama tutunduğu şeyler gelen yeniyi gölgelemekte, aslını göstermemektedir.
* Sistemde yaratılan her şey kendi kaynağına dönmek üzere yaratılmıştır. Tüm evrende aslına rûcu (dönüş) vardır. Evrenin en küçük modeli insandır.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 2680 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İlkbaharın, ilk zamanlarını her zaman çok sevmişimdir. Çiçekler tarafından söylenen şarkıların melodisini dinler saatlerce o sesi dinlerdim. Hem zaten bu sesleri kim duysa mutlaka çok severdi. Bu şarkı eşliğinde toprak da yeni bir uyanış içindeydi. Ben ise o sırada güneşin batışını seyretmeye koyulmuştum. Güneşin batışı her zaman bana ayrı bir güzel gelmiştir. Günbatımı seyrim bittikten sonra, kalabalıklardan kurtulmak için adımlarımı eve doğru biraz daha sıklaştırdım. Ne zaman çarşıya çıksam sanki başka bir hapishaneye girer gibi oluyorum...

Çok az kaldı yuvama... Vatanıma dönmeme son adımlar...

Bu düşünceler aklımdan akarken nasıl evin kapısına vardığımı hiç anlayamadım.

Kapıyı açtım elimdeki poşetleri mutfağa bıraktım. Şömineyi yaktıktan sonra ateşin karşısına geçip ateşi seyretmeye başladım.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 2454 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

 Kötü haberler sağlığınıza iyi gelmiyor

Bilindiği gibi, stres gibi olumsuz duygular, vücutta zamanla belirli hasarlara yol açıyor. Ve internet sayesinde kötü haberlere, öfkeye, duygudurum bozukluklarına oldukça yakın bir kültürde yaşadığımız ortada.

Araştırmalar terör saldırıları, savaş gündemleri ve diğer trajik durumlar gibi kötü haber sirkülasyonlarını üst üste edinmenin, vücudun kortizol üretimine neden olduğunu gösteriyor. Kortizol, vücudun strese gösterdiği tepkiyle ilişkilendirilen bir kortikosteroid hormondur ve bağışıklık sistemini baskılar.*

Araştırmalara göre, kişilerin iş ya da özel hayatlarında yaşadıkları travmatik durumlar, ilerleyen zamanlarda bağışıklık sisteminin düzgün işlememeye başladığını gösterecek; bu da pekçok sağlık problemine önayak olacaktır.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 2303 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İmam Gazâlî’nin Savunduğu Tasavvuf İle Günümüz Farkı

Birçoklarının, İmam Gazalî’nin “el-Munkızu min ed-Dalâl” adlı eserinde mutasavvıfları en doğru yol üzerinde topluluk olarak nitelendirmesinden hareketle, günümüz “tasavvufçuları”nın da aynı şekilde görülmeleri gerektiğini düşündüğü biliniyor. Burada gözden kaçırılan nokta şu: İmam Gazalî mutasavvıflardan söz ederken, bugün bizim “tarikat ehli” diye bildiğimiz kitlelerin sahip olduğu özelliklerden daha farklı niteliklere işaret etmektedir.

Nitekim sözkonusu kitapta, doğruyu ve hakkı arama iddiasında olan insanları dört gruba ayırır ve her birinin özelliklerini anlatır. Bu gruplardan birini “Tâlimiye” diye adlandırmaktadır.

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 2959 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Biyofizikçi Alman doktor Fritz Albert Popp, bütün canlı hücrelerin ışık saçtığı ve ışığın kaynağının DNA olduğuna dair bir makale yayınlamıştı. Makaleye göre DNA birden çok frekans yayınlıyordu. Dr. Raymond Rife ise belli frekansları kullanarak virüs ve bakterilerin yok edilebildiğini bulmuştu. Nikola Tesla insan vücudunun yaydığı frekansları, dış frekanslardan yalıtabildiğimizde hastalıklara karşı büyük bir direnç geliştireceğimizi savunuyordu. İsveçli radyolog Bjorn Nordenstrom, bir tümörün içine bir elektrot yerleştirip doğru akım verildiğinde tümörün eridiğini test etmişti. Dr. Robert O. Becker ise “The Body Electric” adlı kitabında insan vücudunun elektriksel frekanslarını ortaya koydu. Araştırmalar her canlının bir frekansa sahip olduğunu ve dahası hepimizin çevremizdeki frekanslardan etkilendiğini gösteriyor. Amerikalı doktor Bruce Tainio insanların ve gıdaların biyofrekanslarını ölçmüştü. Buna göre sağlıklı bir insan vücudunun 62-68 MHz’lik bir frekans aralığı var. Hastalık ve rahatsızlıklar 58 MHz’de baş gösteriyor. 

Yazan Written on: Cuma, 12 Mayıs 2017 Okunma 4008 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

         AHMED ÂMİŞ EFENDİ (KS)

  • Muhabbette fani olan, Vuslatta baki olur.
  • Ben namaz kılmasını sevmem, bende namaz kılanı severim.
  • Birisi yeni bir ev yaptırırsa, rütbe alırsa, yeni bir elbise giyerse tebrik etmeyiniz! …
  • Hastalandığınız zaman ağır gelmeyecek adak adayın. Bu hastalıktan kurtulursam günde iki rekât nafile namaz kılayım gibi.
  • Allah senin için ahirette odun- kömür yakmaz! …
  • Yeni bir gömlek bile giyseniz iki rekât namaz kılınız.
  • İnsanda en son kaybolan tutku "Manevî Saltanat Hırsı"dır.
  • Sizden, birisinin halini sorarlarsa o kişinin tek bir iyi halini biliyorsanız bile onu mutlaka söyleyiniz.
  • Karşınıza bir kişi geldiği zaman yüzünü gördüğünüzde size Hakk’ı hatırlatıp zikrettiriyorsa o Mümindir.
  • İnsan surette muhtar, hakikatte mecburdur.
  • Bazı insanların gözü, bazılarının sözü, bazılarının da özü değerlidir. Özü değerli olan; evliyaullahtandır.

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM