Tasavvuf

Tasavvuf (117)

Yazan Written on: Perşembe, 15 Nisan 2021 Okunma 244 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

 

Kur'ân-Kerim;

-Yüce Allah tarafından (Hâkka, 69/43),  

-Vahiy yoluyla (Yunus, 10/15), 

-Arapça olarak (Yusuf, 12/2), 

-Peyderpey Peygamberimize indirilen (Furkan, 25/32),

-Allah sözü olduğunda şüphe olmayan (Bakara, 2/2; Secde, 32/2),

-Nesilden nesle bize kadar tevatüren gelen, 

-Mushaflarda yazılı, 

-Fatiha suresi ile başlayıp Nâs suresi ile sona eren, 

-Okunması ile ibadet edilen ve sevap kazanılan, 

-323. 015 harf,  77. 439 kelime (Süyutî, I, 184) 

-6236 ayet ve 114 sureden oluşan, 

-Veciz ve mûciz bir Allah kelâmıdır. 

Kur’an-ı Kerim’de Kur’anın zikredildiği diğer isimler şunlardır:

  1. Aceb : Hayrete düşüren, hoşa giden, hayranlık veren ve emsali bulunmayan, harikulade güzel, çok hayret verici anlamındadır.

"(Ey Peygamberim)! De ki: “Bana cinlerden bir topluluğun (Kur’ân’ı) dinleyip şöyle dedikleri vahyedildi: “Şüphesiz biz doğruya ileten hayranlık verici bir Kur’ân dinledik de ona iman ettik.” (Cin, 72/1-2)

Kur’an’ın emsalsiz ve hayranlık verecek niteliği; lafzının beliğ ve fasih, anlamının derin

ve bilgilerinin doğru olması sebebiyledir. (bk. Kaf, 50/2; Sâd, 38/5; Sâffât, 37/12)

Yazan Written on: Pazar, 21 Şubat 2021 Okunma 403 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Şeddad  İbni Evs (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem.), Seyyidu’l-istiğfarın; “duaların efendisi, istiğfârın en üstünü” olduğunu; bu itibarla, her kim bu duayı, sevabına ve faziletine bütün kalbiyle inanarak gündüz okur da o gün akşam olmadan ölürse cennetlik olacağını, yine her kim, sevabına ve faziletine gönülden inanarak gece okur da sabah olmadan ölürse yine cennetlik olacağını ifade buyurmuşlardır.
 
Efendimiz’in (SAS) tavsiye ettiği bu duaya Efendimiz’in (SAS) işaretiyle “istiğfarların en büyüğü” manasına gelen “Seyyid’ül İstiğfar” denmiştir.⁣⁣

Yazan Written on: Cumartesi, 06 Şubat 2021 Okunma 460 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

 Ahd-nâme-i Hz. Ali’nin Günümüz Türkçesine Çevirisi

Müminlerin Reisi ve Takva Sahiplerinin Öncüsü Alî bin Ebî Tâlib (Allah Ondan Razı Olsun ve Onun Yüzünü Şereflendirsin) Mâlik bin Haris el-Eşter’i Mısır’a Vali Edip Gönderince Ona Yazdığı Ahdnamenin Tercümesidir. “Ey Mâlik, sana ilk emrettiğim şey, Allah korkusuyla günahlardan kaçınmayı elden bırakmaman; Ona itaat ve ibadeti seçmendir. Daima yüce Allah’ın emrettiği farzlara ve Peygamber’in sünnetine uy! Çünkü hiç kimse saadete erişemez; (insanlar) ancak Allah’ın farzlarına ve Peygamberinin sünnetine uymakla (saadete) erişir ve ancak o farzları ve sünneti inkâr ve kaybetmekle betbahtlığa ulaşır. Daima elinle ve dilinle Cenab-ı Hakk’a yardım et! Çünkü yüce Allah, kendisine yardım edenleri aziz kılmaya kefil olmuştur.

Bir emrim de benliğin istekleri, arzuları bastırınca, nefsini kırman ve (Allah’ın emrine karşı) inatçılık ve isyan ettiği zaman onu çekerek durdurmandır. Her nefsin gereği ve emrettiği şeyler, kötülüktür. Ancak yüce Allah’ın merhamet ettiği kullarından olsa, o müstesna...

Yazan Written on: Cuma, 22 Ocak 2021 Okunma 492 kez
Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

“Dikkat edin! Vücutta öyle bir et parçası vardır ki, o iyi/doğru/düzgün olursa bütün vücut iyi/doğru/düzgün olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.” Arapça bir kelime olan ‘kalb’ sözlükte bir hâlden bir hâle döndürme, değiştirme, dönüştürme, çevirme anlamlarına gelmektedir. (1)Fizyolojik/maddî ve psikolojik/ruhânî olmak üzere iki boyutu olan kalp kelimesi, Kur’an’ı Kerim’de birçok yerde geçmektedir. Bunun yanında kalple ilişkili ve çoğu zaman onunla aynı anlamda kullanılan bazı kavramlar da yer almaktadır. Bunlar; sadr, fuâd ve lübb’dür. Her birinin anlam derinliğinin farklı olmasına rağmen günlük dilde bu kavramlar kalp ile eş anlamlı kullanılmaktadır. Hâlbuki Hakîm et-Tirmizî’ye göre Kur’an’ı Kerim’i doğru anlamak için bu kavramların aralarındaki anlam farklarının ve idrak gücünün ayırdına varmak gerekmektedir.

Yazan Written on: Pazartesi, 11 Ocak 2021 Okunma 802 kez
Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

     Bil ki, Allah'u Teâlâ'yı tanımanın anahtarı, kişinin kendini tanıyıp bilmesidir. Bu yüzdendir ki, şöyle buyurulmuştur: «Nefsini (kendi hakikatini) bilip tanıyan, rabbini tanır.» Bu mevzuda Cenâb-ı Hâk şöyle buyurmuştur: «Pek yakında onlara dışlarında ve kendi nefislerinde âyetlerimizi (kudretimizin ve varlığımızın belgelerini) göstereceğiz. Ta ki, (Peygamberin söylediğinin) hak olduğunu anlasınlar.» (1)

Hulâsa, sana senden yakın hiçbir şey yoktur.Kendini bilmezsen, başkasını nasıl bilirsin? Kendimi biliyorum, tanıyorum diyorsan yanılıyorsun! Zira böyle bilmek, Hakkı tanımanın anahtarı olamaz. Hayvanlar da kendilerinden bu kadar bilir. Sen kendinden başın, yüzün, elin, ayağın, etin ve derinden fazla bir şey bilmiyorsun.

Yazan Written on: Cumartesi, 19 Aralık 2020 Okunma 528 kez
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Kitap Hakkında

Kıymetli okuyucularımız,
Sizlere, içinde ilâhî öğüt, uyarı ve ibret dolu bir kitap sunuyoruz. Eser, büyük İslâm âlimi İmam Gazâlî'ye (rah) aittir. İmam Gazâlî, bu eserde kırk KUDSİ hadisi bir araya getirerek güzel bir öğüt, uyarıve ahlâk kitabı oluşturmuştur.

Kudsi Hadis:, mânası yüce Allah'a, ifadesi Hz. Peygamber Efendimiz'e (s.a.v) ait olan mübarek sözlerdir. Kur'an'dan ve Peygamberimiz'e ait hadislerden ayrıdır.Peygamberimiz onları Kur'an vahyinden ayrı olarak Allah'tan alıp"; "Yüce Allah buyurdu ki" şeklinde, onun yüce Allah'a ait olduğunu belirten ifadelerle nakletmiştir.
İmam Gazâlî, bu eserde, seçtiği KUDSİ hadisleri nakille yetinmiş, kendisinden hiçbir açıklama eklememiştir.

NE İZLESEM

 
 

NE OKUSAM